Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

Dün “YSK hedef gösteriliyor” diyenler bugün YSK’yı hedef gösteriyor

-

Türkiye’de seçimlerin tek patronu konumundaki YSK, 31 Mart’tan bu yana tartışma konusu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini oy çokluğuyla iptal edip, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının elinden alınmasına hükmetti.

Gerekçe, sandık kurullarında görev yapan bazı başkan ve üyelerin kanunun açık hükmüne rağmen kamu görevlileri arasından seçilmemesi ve yine bazı sayım döküm cetvellerinin imzasız ve boş olması. 

Şimdi 10 milyon 560 bin 963 seçmen 23 Haziran Pazar günü tekrar sandık başına gidecek.

İstesek de istemesek de bu kararı kabul etmek durumundayız.

İşimize gelse de gelmese de mezkur hükme uymak zorundayız.

Zira YSK bir yargı organıdır. Yargı organlarının kararlarını beğenmemek serbest, ama uymamak ve uygulamamak suçtur. 

¥

Sandıkla alakalı ihtilaflar yine sandıkta çözülür. Bunun başka bir yolu yok.

Elbette ki canları yananlar tepkilerini dile getirecektir. Bu gayet tabiidir. Ancak gösterilecek tepkilerin demokratik ve meşru sınırlar içerisinde kalması gerekir.

İş öyle ya da böyle hukuki olarak bir neticeye varmışken, zaten gergin olan ortamı daha da gerecek açıklamalar yapmanın âlemi yok. Her kesim sağduyulu olmalı, taşkınlığa kesinlikle mahal verilmemeli.

Temennimiz 23 Haziran’a kadar bir provokasyon yaşanmaması, sandıklar yeniden kurulana dek geçecek sürecin problemsiz bir şekilde atlatılması. 

Fakat öyle gözüküyor ki, bu temennimizin gerçekleşme ihtimali bir hayli düşük. Çünkü, birileri şimdiden harekete geçti bile. 

Baksanıza, YSK üyelerine yönelik hakaretler havada uçuşuyor. Tehditlerin ardı arkası kesilmiyor.

CHP İstanbul İl Hukuk Komisyonu Kadın Haklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Feyza Altun’un sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşıma bakın mesela.

Hanımefendi, toplumu adeta terörizmle tehdit ediyor.

Hem de bir hukukçu olmasına rağmen, “Bu süreçte bomba patlarsa, terör hortlar, toplum terörize edilirse müsebbibi bellidir” ifadelerini kullanabiliyor.

Peki ya Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin grup toplantısında söylediklerine ne demeli?

O da aleyhlerinde karar veren 7 hakimi “YSK içindeki çetenin organı” olarak tanımlayabiliyor. Bununla da yetinmeyip, “satılık adamlar”, “üçkağıtçılar” ve “iktidar mensuplarının taşeronları” dediği söz konusu hakimlerin isimlerini tek tek sayıp açıkça hedef gösterebiliyor.

Halbuki aynı CHP’liler, daha geçtiğimiz ay, bir gazetenin YSK üyeleriyle ilgili sıradan bilgilendirmelerde bulunduğu “İşte o heyet” başlıklı haberini bahane edip ortalığı ayağa kaldırmıştı. Hatta CHP Sözcüsü Faik Öztrak çıkıp “iktidarın saltanat kayığı olan yandaş gazetelerde YSK üyelerinin boy boy resimlerinin basıldığını, YSK üyelerinin bu yayınlarla hedef tahtasına oturtulmak istendiğini, bunun kepazelik olduğunu” bile söyleyebilmişti.

Siz de görüyorsunuz, YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine dair kararına ilişkin, “Mücadelemiz demokrasi için olacak” açıklaması yaparak göz boyamak isteyen CHP, aslında “kendine demokrat” bir partidir. İşlerine gelince öyle, işlerine gelince böyle davranmak, bunların en mümeyyiz özelliğidir. “Demokrasi mücadelesi” diye pazarlanmak istenen de kendi içlerindeki koltuk kavgasını gizleme gayretinden başka bir şey değildir. CHP’nin iktidara dönmesi hiçbir şekilde mümkün gözükmediğinden, şimdilerde kavga İstanbul’u ele geçirmek için verilmektedir.

Bunun başka bir izahı yok.

 


YORUMLARA GÖZAT (11)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.