Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

Ekrem İmamoğlu, “Her şey çok güzel olacak”ın senaryosunu nasıl yazdı?

-

Bugünlerde Ekrem İmamoğlu taraftarlarının neredeyse tamamının dilinde aynı slogan var. Yatıyorlar kalkıyorlar, hep bir ağızdan “Her şey çok güzel olacak” naraları atıyorlar.

Mezkur slogan sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşılıyor. 15 Temmuz’da bir tek tepki göstermeyip sessizliğe gömülen sözde sanatçılar ise çığırtkanlıkta başı çekiyor.

İş, bir spor kulübünün divan kurulu toplantısı sırasında koca koca adamların hokkabazlık yapmasına kadar varmış vaziyette.

Kimileri de ayrı telden çalıyor.

Şarkılar yapanlar mı dersiniz, spor müsabakalarında tribünden avaz avaz bağırıp kendilerini paralayanlar mı...

Hepsi bulunuyor içlerinde.

Eski bir porno yıldızının bile “Her şey çok güzel olacak” korosuna katıldığını belirtelim, gerisini artık siz düşünün. 

(Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Milletim ‘Tamam’ derse, kenara çekiliriz” sözlerine karşılık başlatılan “TAMAM” kampanyasına da porno yıldızlarından destek geldiğini tam da burada hatırlatalım.)

¥

Peki İmamoğlu muhiplerinin dillerinden düşürmediği bu “Her şey çok güzel olacak” sloganı nereden çıktı? Kaynağı nedir, mucidi kimdir?

Sakın “Bize ne canım. Bunun ne önemi var” demeyin. Çünkü bu husus önemli. Her şeyden önce Ekrem İmamoğlu’ndan belediye başkanı değil, olsa olsa iyi bir tiyatrocu olacağını göstermesi bakımından önemli.

¥

Neyse, lafı fazla uzatmadan mahut sloganın hikayesine geçelim isterseniz...

Efendim, “candaş medya”da yer alan haberlere göre, “Her şey çok güzel olacak” sloganı ilk defa 15 Nisan’da Bakırköy’e gelen Ekrem İmamoğlu’nun otobüsünün önünü kesen küçük bir çocuk tarafından kullanılmış. YouTube’da görüntüleri de var. O görüntülere göre İmamoğlu’nun yanına gelen 14-15 yaşlarında bir çocuk “Ekrem abi, her şey çok güzel olacak abi. Sayende her şey güzel olacak abi” diyor, İmamoğlu da olay tamamen spontane gelişmiş gibi, çocuğa dönüp “Aynen öyle, aynen öyle. Aferin sana delikanlı. Her şey çok güzel olacak aynen. Çocuğa bak ‘Her şey çok güzel olacak’ diyor. Şu inanç yeter bize. Aslanım benim. Bir tanemsin sen” şeklinde mukabelede bulunuyor.

İmamoğlu’nun nasıl bir “kurgucu” olduğunu önceden bilmesek, “Sıradan bir sevgi gösterisi işte” deyip geçeceğiz ama, geçmiş “tecrübeler” bizi fazlasıyla işkillendiriyor.

Nitekim olayın iç yüzünü araştırdığımızda bu şüphemizde ne denli haklı olduğumuzu görüyoruz.

Mesela, “Her şey çok güzel olacak” sloganıyla otobüsünün önünü kesen küçük çocuk sayesinde tanıştıklarını söyleyen Ekrem İmamoğlu’nun aslında daha önce de bu sloganı kullandığına şahit oluyoruz. Açın bakın, İmamoğlu seçimlerden bir gün öncesinde, yani 30 Mart’ta bile “Her şey çok güzel olacak” şeklinde paylaşım yapmış. 

Bugüne kadar mizansenle, yalanla, manipülasyonla temayüz etmiş olan İmamoğlu’nun seçim sloganı konusunda bir katakulli çevirdiğine dair kanaatimizi pekiştiren bir diğer husus da 15 Nisan’daki “göz yaşartan film”in hemen iki gün sonrasında, yani 17 Nisan’da Saraçhane’de yaşananlar. 

Hatırlayın, Ekrem bey, mazbatasını aldığı tarih olan 17 Nisan’da Saraçhane’deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi binası önünde bir miting düzenlemişti değil mi?

Peki bu mitingin "sürpriz konuğu" kimdi?

Bakırköy’de İmamoğlu’nun otobüsünün önünü keserek “Her şey çok güzel olacak” sloganını CHP’ye “kazandıran” o küçük çocuk desek şaşırır mısınız?

Belki de bazılarınız hiç şaşırmaz ve "Ne var bunda canım? Çocuk belli ki İmamoğlu'nu çok seviyor. Bu yüzden de kalkmış Bakırköy'den Saraçhane'ye gidip mitinge katılmış ya da İmamoğlu iki gün önce kendisine seçim sloganı hediye eden çocuğu bizzat mitinge davet etmiş" falan der.

Bizce hiç öyle bir şey demesinler.

Zira ortada bir kurgu olduğu o kadar belli ki.

Güya İmamoğlu'nun ufaklığın miting alanında olduğundan hiç haberi yok, ancak her nasılsa o kalabalıkta çocuğu eliyle koymuş gibi buluyor. Üstüne üstlük sanki bu çok normalmiş gibi “100 metreden tanıdım seni. Gel buraya aslan delikanlı” diyerek ufaklığı anonslar eşliğinde konuşma yaptığı otobüsün tepesine çıkarttırıyor. 

Gerisi malum.

 “Bakın işte bu çocuk, bana ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen çocuk” sözleriyle kalabalığa takdim etmeler falan... 

Söylesenize, bunların hepsi rastlantı mı?

Doğrusu, İmamoğlu'nun daha önce çektiği "uzun metrajlı" filmleri düşündüğümüzde bizde tüm bunların birer rastlantı olamayacağı kanaati oluşuyor. Ve aklımıza birden Ekrem beyin, mazbatasını alır almaz güya İstanbul Büyükşehir Belediyesi yemekhanesini teftiş ederken yaptığı şov geliyor.

Anımsayın, hazret personele “Bugün menüde ne var” diye sormuştu da, “Size antrikot, çalışanlara ise musakka” cevabını alınca “Olmaz, birine antrikot birine musakka olmaz. Bundan sonra herkese aynı yemek çıkacak” diyerek caka satmıştı ya. Söz konusu olay CHP’ye yakın medya tarafından “İmamoğlu’nun ilk icraatı tabldotları eşitlemek oldu” şeklinde servis edilince de adeta bir “halk kahramanı(!)” doğuvermişti.

Halbuki yaşananlar baştan aşağı bir tiyatrodan ibaretti.

Her şeyden önce İBB’de ayrı yemek diye bir uygulama yoktu, herkes o gün ne çıkmışsa onu yiyordu. Üstelik mizansende yemekhane olduğu iddia edilen yer de başkanlık makamının çay ocağıydı. Çay ocağında oynanan tiyatroya iştirak edenler ise İBB çalışanları değil, İmamoğlu’nun özel kalem müdürü ve Beylikdüzü Belediyesi’nden getirttiği özel garsonuydu.

Dahası Ekrem İmamoğlu, bu şovu yaptığı, yani ne kadar mütevazı olduğunu göstermeye çalıştığı gün öğle yemeğini belediyede değil, İstanbul’un en lüks balıkçılarından birinde yiyordu.

Ne dersiniz, “Her şey çok güzel olacak”ın çıkış hikayesi de “antrikot-musakka” tiyatrosuyla fena halde benzerlik göstermiyor mu?

Bize göre fazlasıyla gösteriyor. 

Yani galiba İmamoğlu’nun hem yazdığı, hem yönettiği, hem de başrolünde oynadığı bir “film”le daha karşı karşıyayız.

Hakikaten Oscar'lık iş.

İzlemek isteyenlere iyi seyirler.

 


YORUMLARA GÖZAT (23)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.