Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

Eski AK Partili, bu gerçekleri(!) bakanken göremedi mi?

-

Kendisi AK Parti’de pek çok kademede görev almış bir isim… Bakanlık koltuklarında oturmuş, genel başkan başdanışmanlığında bulunmuş, üç dönem milletvekilliği yapmış bir siyasetçi…

Mezkur zat, yanlış hatırlamıyorsak, AK Parti’de şahsına tevdi edilen son görevi yaklaşık üç yıl önce tamamlamıştı. Ancak görüyoruz ki, hâlâ (aktif olmasa da) siyasetin içinde.

Hem de ne siyaset!

Altında koltuk varken serdedemediği görüşleri, şimdi korkusuzca dillendirebiliyor. 

Makam-mevki sahibiyken aklının ucundan bile geçmeyen eleştirileri, sırtında yumurta küfesi yokken çatır çatır sıralayabiliyor.

Bakanken görmediği gerçeklerin(!) farkına her nedense bugün varıp, “evreka, evreka” naralarıyla ortalıkta dolaşabiliyor.

Mesela, kişisel internet sitesinde bir yazı dizisi kaleme alıp, AK Parti’nin baskıcı bir rejim olduğu imasında bulunabiliyor.

Aynı zamanda “akademisyen ve yazar” titrini de taşıyan işbu eski AK Partili, Türkiye’de düşünce özgürlüğü olmadığını ihsas edip “İnsanların kendi ülkelerinde, hür zeminlerde, kendilerini ifade etmelerine veya itirazlarını dillendirmelerine müsaade etmezseniz, bu insanlar ya yurt dışına çıkarlar veya faaliyetlerini yer altına indirirler” diyebiliyor.

Yıllar yılı gerçek fikirlerini açıklamayıp susan mahut şahıs, bugün çıkıp, konuşan toplumlarda patlamalar olmayacağını söyleyebiliyor. 

Üstelik, beka tartışmalarının olduğu bir vasatta, kalkıp “devletin bekası”, “milli menfaatlerimiz” gibi söylemlerin despot rejimlerin mazeretleri olduğunu anlatabiliyor.

¥

AK Parti’deki vazifesi sona erdiğinde, o zamanki adıyla Paralel Yapı’ya yönelik operasyonları eleştirip şirketlerine kayyım atanmasını “gasp” olarak tesmiye eden mütekait AK Partili, bugün bizzat kendisi “kardeşlik hukuku”nu gaspediyor.

Seneler önce, AK Parti muhaliflerini “Abdülhamit’i devirmek isteyenler”e benzetip“Gayrimüslim, dindar, ateist hepsi Abdülhamid karşıtlığında birleşmişlerdi. Şu anda istemezük zihniyetinde olanların da bir buluşması var. AK Parti’nin gitmesini isteyen bütün unsurların ortak paydaları aynıdır” diyen mevzubahis kişi, bugün Abdülhamit devrini “istibdat devri” olarak nitelendirip AK Parti dönemiyle paralellik kurmaya çalışarak kendi kendisiyle çelişiyor.

¥

Tabii ki AK Parti eleştirilemez değildir. Tıpkı yazımıza konu ettiğimiz eski AK Partilinin(!) de dediği gibi, “insanların kendi ülkelerinde, hür zeminlerde, kendilerini ifade etmelerine veya itirazlarını dillendirmelerine sonuna kadar müsaade edilmelidir”.

Ancak yaptıkları eleştirilerin dikkate alınmasını isteyenler de kamuoyu önünde beyan ettikleri görüşlerinde asgari bir tutarlılığa sahip olmalıdır.

AK Parti’nin yanaşması değil, asli unsuru olduğunu iddia edenler, AK Parti’deyken başka, AK Parti’den ayrıldıktan sonra başka konuşmamalıdır.

Dava şuurunun ne demek olduğu konusunda yeterli malumata sahip olanlar, makam ve koltuğu davalarının önüne geçirmemelidir.

Kendilerine birtakım yanlışlıklar da yapılmış olsa, bu yanlışlıkların getirdiği öfkeyle nefislerine yenik düşmemelidir.

AK Parti’nin yanaşması değil, asli unsuru olmak bunları gerektirir.

Öyle değil mi?

 


YORUMLARA GÖZAT (17)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.