Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

Gözün aydın Türkiye ‘ak güvercin’ geliyor?!?

-

Mustafa Sarıgül’ün akabinde birkaç isim daha CHP’den ayrılıp DSP’ye geçince, bazı çevrelerde bir heyecan hasıl oldu ki sormayın gitsin.

“Karşı mahalle” tarafından “yandaş” olarak yaftalanan medya organları bile DSP’yi parlatmaya çalışıyor bu aralar.

Görüyorsunuz, neredeyse yapılan her analizde, CHP’de yaşanan siyasi tıkanıklığa DSP’nin çare olacağı iddia ediliyor.

Her önüne gelen, Ecevit’in partisinin, 31 Mart’taki yerel seçimlerde sol siyasetin alternatif çekim merkezi olacağını ileri sürüyor.

Peki gerçekten öyle olur mu?

CHP oylarını kırmak için bizzat Ecevit’in “dizayn” ettiği bir proje partisi olan DSP, hakikaten sol siyaset için alternatif bir “çekim merkezi” haline gelebilir mi?

Doğrusu hiç zannetmiyoruz.

Zira rakamlar ortada.

DSP, siyaseten iflas etmiş bir partidir.

1999 seçimlerinde, “Öcalan’ı Ecevit yakaladı” palavrasıyla yüzde 22 oy alarak 136 milletvekili çıkaran ve birinci parti olmayı başaran DSP, 2002’de halktan yediği tokatla sandığa gömülmüştür.

O gün bugündür bellerini doğrultamıyorlar.

Baksanıza, aradan kaç seçim geçmiş, DSP hâlâ alternatif “çekim merkezi” olacak.

Bekle babam dur!

2007’deki genel seçimlere katılmamışlar bile. 

2011’de ancak yüzde 0.25 alabilmişler.

2015’teki iki genel seçimde elde ettikleri toplam oy ise sadece yüzde 0.26.

Genel seçimlerdeki performansları böyle de yereldeki tablo çok mu farklı?

Yoo, orada da değişen bir şey gözükmüyor. 

Ayrıntıya gerek yok, son yerel seçim olan 2014’teki durumlarına baksak yeter.

Ne yapmışlar 2014’te?

Ne yapacaklar...

Yaklaşık 1400 belediyenin içinde toplam 5 (beş) belediye başkanlığı kazanmışlar, o kadar.

Dediğimiz gibi, 31 Mart’ta bizi bekleyen senaryo da üç aşağı beş yukarı budur.

Peki DSP, CHP’den hiç mi oy tırtıklayamaz?

Öyle demiyoruz, mutlaka tırtıklar. Ama birkaç ilçe, birkaç da belde belediyesi kazanırlar, hepsi bu.

Diyeceğimiz o ki, adamlara boşuna ümit vermeyin.

Bu DSP’den CHP’ye alternatif falan olmaz.

“Peki ya CHP’den bir şey olur mu?” derseniz, yok, onlardan da olmaz.

Ne uzalır ne kısalırlar işte.

Seçimleri kazanamasalar da Kemal Kılıçdaroğlu’nu başlarından atacak iradeyi ortaya koyamazlar.

Yani, daha Kağıthane’nin yolunu bilmeyen Kemal Bey bir yolunu bulur, yine yapıştığı o koltuğu bırakmaz.

Siz hiç merak etmeyin!

¥

Uğur Dündar mı “TÜRKİYE’NİN 

EN GÜVENİLİR İSMİ”

CHP’ye yakın bir araştırma şirketi var.

Adı Gezici.

Yaptıkları seçim anketlerinde çok fena çuvallayan bir şirket bu.

Hâl böyle olmasına rağmen, büyük bir pişkinlik örneği sergileyerek anket yapmaya devam ediyorlar.

Şimdi de ‘en güvenilir medya isimleri’ listesi hazırlamışlar.

Sözde araştırma sonuçlarına göre Türkiye genelinde halkın en çok güven duyduğu gazetecilerin başında Uğur Dündar geliyormuş.

Allah Allah! 

Başörtülü iki doktor tarafından testis ultrasonu çekilmediği için 16 yaşında bir gencin testislerini kaybettiği yalanını “Tesettür faciası” başlığıyla haber yapan, ancak söz konusu iki kadın doktorun o gün görevde olmadıkları müfettişler tarafından tespit edilince foyası ortaya çıkan Uğur Dündar, sahiden Türkiye’nin en güvenilir gazetecisi miymiş şimdi?

Cuma namazını kılmak amacıyla okul yakınındaki bir camiye giden öğrencileri ajan gibi takip ekip görüntüleyen ve çocukların namaz kılmasını sanki bir suçmuş gibi lanse eden...

“Çocuklarıma bırakacağım en değerli miras” diye nitelediği ünlü “Rüşvetin belgesi” haberinin, aslında kendisine değil bir başka haberciye ait olduğu ortaya çıkan dalavereci Uğur mutemet bir adam mıymış yani?

Bu adama(!) “Türkiye’nin en güvenilir ismi” unvanını layık görenler hangi Türkiye’de yaşıyorlar acaba?

 


YORUMLARA GÖZAT (7)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.