Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

“Güvenli bölge”de ABD’ye güvenelim mi?

-

Malum, Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması planlanan “güvenli bölge” konusunda geçtiğimiz günlerde ABD ile bir mutabakata varıldı. Yapılan görüşmeler neticesinde, güvenli bölge tesisinin ABD ile koordine ve yönetimi için Türkiye’de Müşterek Harekat Merkezi’nin en kısa zamanda kurulması, ayrıca Ankara’nın güvenlik endişelerini giderecek tedbirlerin de bir an önce uygulanması hususunda el sıkışıldı.

Elbette ki, bölgede attığımız yahut atmak istediğimiz hemen hemen bütün adımlara takoz olan ABD’nin böyle bir mutabakata rıza göstermesini sağlamak kolay olmamıştır. Bilindiği gibi, uzun müzakereler sonucunda bu noktaya gelinmiştir.

Türkiye’nin güvenlik konusundaki çekincelerini izale edecek tedbirlerin kısa süre içinde giderileceğinin açıklanması, bu çerçevede, güvenli bölgenin birlikte koordine ve yönetimi için müşterek bir mekanizma kurulmasının karara bağlanması, bunun yanı sıra ABD’nin ‘barış koridoru’nun hayata geçirilmesine yönelik net bir taahhütte bulunması bizim açımızdan mutabakatın olumlu tarafları olmuştur.

¥ 

Bu taahhütlere ve vaatlere bakıldığında Türkiye’nin tezlerine yaklaşıldığını söylemek pekâlâ mümkün. Ancak işin içinde ABD olunca maalesef bunu gönül rahatlığıyla ifade edemiyoruz.

Zira kim ne derse desin ABD tam anlamıyla bir “haydut devlet”tir.

Dolayısıyla, utanma ve arlanmadan nasipsiz olan, kahpeliği ve adam satmayı hayat tarzı haline getiren bu devletin ipiyle kuyuya inerken çok daha tedbirli davranmak gerekmektedir.

Unutulmamalı ki, şu ana kadar Suriye’deki süreci yalanlarla sürdürmeye çalışan, DEAŞ’la mücadeleyi gerekçe gösterip bölgenin nüfus yapısını allak bullak eden ABD’nin bir yalanına daha kanmak bizim için geri dönülmez problemlere yol açacaktır.

Tabii ki Türkiye’nin tüm bu gerçeklerin farkında olduğunu biliyoruz.

ABD ile varılan anlaşma sonrası açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Washington’ın güvenli bölgeyle ilgili oyalama sürecine girmesine müsaade etmeyeceğiz” şeklindeki sözleri de bu farkındalığı teyit ediyor zaten.

Fakat dediğimiz gibi, yine de içinde bulunduğumuz şu süreçte adımlarımızı daha bir temkinli atmakta fayda var.  

Türkiye’nin kararlı tutumunu gören Washington’ın yeni oyunlar peşinde koşmadığından kesinlikle emin olmalıyız. 

15 Temmuz’un bizzat arkasında yer alan ABD’ye “stratejik ortak” muamelesi yapılmaması gerektiğini asla ve asla aklımızdan çıkarmamalıyız. 

Münbiç’teki PKK/PYD varlığını Fırat Nehri’nin doğusuna çekme sözü başta olmak üzere Türkiye’ye verdiği pek çok sözü tutmayan...

Daha dün, Irak’ın kuzeyinden Suriye’deki YPG/PKK işgal bölgelerine 70 TIR’la askeri araç ve lojistik malzemesi sevk eden “Büyük Şeytan”ın hiçbir şekilde dost ya da müttefikimiz ol(a)mayacağının idrakine varmalıyız.

¥

Ezcümle, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde kurmayı planladığı “PKK devleti” hayali hâlâ devam ederken, “güvenli bölge” mutabakatının işleyişinde her şeyden önce uygulamayı beklemek gerekiyor.

Fotoğrafın netleşmesi için biraz daha sabır şart. 

 


YORUMLARA GÖZAT (1)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.