Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

Kılıçdaroğlu’nun AB çıkışı ne kadar samimi?

-

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin haklı adımlarından rahatsızlık duyan Avrupa Birliği, hukuk tanımazlığına yeni bir boyut kazandırdı.

KKTC karasularında sondaj hakkımızı kullanmamızı bahane ederek, ülkemize yönelik bir dizi karar aldılar kendilerince. 

Her şeyden önce, mali yardımlarda kesintiyi ve Havacılık Anlaşması müzakerelerinin askıya alınmasını öngören mezkur kararların lafta kalacağını belirtelim. 

Ülkemizi ekonomik açıdan çok ciddi anlamda etkileyecek kararlar değil bunlar. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da vurguladı zaten. Avrupa Birliği’nin aldığı kararlara “yaptırım” demenin işi çok ciddiye almak anlamına geleceğini belirtti ve “Bunlar saçma sapan dayanışma anlayışıyla, Rum kesimi ve Yunanistan’ın baskısıyla alınmış kıytırıktan kararlar. Aldıkları kararların uygulanmasının mümkün olmadığını kendileri de biliyor” ifadelerini kullandı. 

Bu konuda bizi asıl şaşırtan çıkış ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan geldi desek yanlış olmaz. Evet, Kılıçdaroğlu, partisinin önceki günkü grup toplantısında yaptığı konuşmada AB’nin yaptırımlarını kabul etmediklerini söyleyerek “Çifte standart uygulamaktan vazgeçmediği sürece, AB’nin bu topraklarda değeri yoktur” dedi hiç beklenmedik bir şekilde.

Türkiye’nin çıkarlarını ilgilendiren konularda “milli tavır” almamakla eleştirdiğimiz CHP Genel Başkanı’nın böyle bir çıkış yapması elbette ki sevindirici.

Arkamızdan bunca iş çeviren AB’ye tam üyelik hedefine ulaşmakta kararlı olduklarını her fırsatta vurgulayarak, Türk halkının sanki bir izzet-i nefsi yokmuş gibi davranan, bu uğurda bakanlık dahi kuran AK Parti iktidarı döneminde CHP liderinin bu sözleri tabii ki heyecan verici. 

Ancak “İnandırıcı mı” diye soracak olursanız, işte ondan çok da emin değiliz.  

Emin değiliz, zira Kılıçdaroğlu’nun tutarlılık konusundaki sabıkası oldukça kabarık. 

Başka mevzuları kurcalamaya gerek yok. Sadece geçmişte yaptığı Avrupa Birliği yanlısı açıklamalar bile hazretin tutarsızlığını ortaya koymaya yetiyor.

¥

“Çifte standart uygulamaktan vazgeçmediği sürece, AB’nin bu topraklarda değeri yoktur” diyen Kılıçdaroğlu, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye çifte standart uygulamaya yeni başladığını zannetmiyordur herhalde. 

Söylesenize, adamlar yıllardan beri bize karşı ikiyüzlü bir tutum sergilemiyorlar mı?

Bu gerçeği en iyi bilenlerden biri de Kemal Kılıçdaroğlu değil mi? 

¥

AB’nin tıpkı bugün olduğu gibi, dün de bu topraklarda değeri yoktu, fakat Kılıçdaroğlu şimdiye dek o “değersiz” Avrupa Birliği’ne methiyeler düzmekten hiç çekinmedi. 

Hatırlarsanız, bu hususta Avrupa gazetelerine makaleler bile yazdı kendisi. 

O makalelerde “Hepimizin görevi, Avrupa ile Türkiye arasında yıllardan beri uzun çabalar sonucunda geliştirilmiş olan ilişkileri koparmamak, aksine Türkiye’nin Avrupa ile olan bağlarının daha da güçlendirilmesine katkı sağlamak olmalıdır” dedi örneğin.

Bir başka sefer, CHP’nin Türkiye’nin Avrupa değerlerine olan taahhütlerini güçlü şekilde savunmaya devam edeceğini, Avrupa Birliği ile ilişkilerin koparılmasını engelleyecek adımların atılmasını güvence altına almanın kendilerine Atatürk’ten kalan bir miras olduğunu belirtti mesela.

(Atatürk’ün ölümünden çok çok sonra kurulan bir birliğe üye olma hedefi kendilerine nasıl miras bırakılmış, orasını anlayan varsa beri gelsin.)

¥

Daha fazla uzatmak yersiz. 

Kemal Kılıçdaroğlu (ne kadar gizlemek istese de) tam olarak işte budur. O, Türkiye’nin AB üyelik perspektifinden uzaklaşmaması gerektiğine tüm benliğiyle iman etmiş bir siyasetçidir. Zaten geçtiğimiz seneki 24 Haziran seçimlerinin hemen öncesinde, seçimi kazanmaları halinde Avrupa Birliği’nin dayattığı tüm fasılları kabul edeceklerini belirtmesi de bu imanının bir tezahürüdür.

Ezcümle, dün Türkiye’yi karalamak için Avrupa ülkelerine “şikayet” turlarına çıkacak kadar gayri milli politikalar takip eden birinin bugün kalkıp AB karşıtıymış gibi bir tavır takınması bize hiç mi hiç sahici gelmemektedir.

 


YORUMLARA GÖZAT (11)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.