Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

Muhalefet mi edeceksin, ihanet mi edeceksin? Sen önce buna karar ver!

-

Ne zaman yurt dışına adımını atsa, başlıyor Türkiye’yi lekelemeye.

İftirayı, kara çalmayı, doğduğu ve doyduğu topraklara kin kusmayı adeta görev addetmiş. Yalanı, çarpıtmayı, algı oluşturmayı tam anlamıyla bir hayat felsefesi yapmış.

Bıkmıyor, usanmıyor, eline bir imkan geçtiğinde, anında Türkiye’yi kötülüyor.

Kimden mi bahsediyoruz?

Tabii ki CHP genel başkanlık koltuğuna bir kaset vak’ası sonucunda oturan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan.

Görüyorsunuz değil mi? Yine “fırsat(!)”ı kaçırmamış. Gezi ayaklanmasını fonlayan Soros’un Almanya ayağı Friedrich Ebert Vakfı’nın davetlisi olarak Berlin’e bir ziyaret gerçekleştirdi ya, kaşla göz arasında hemen Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung’a bir köşe yazısı döşenmiş.

Ne yazdığını tahmin etmek hiç de zor değil; âdeti olduğu üzere, yine Türkiye’yi şikayet etmiş.

“Peki neler zırvalamış?” diye soracak olursanız, ağzına sakız ettiği beylik lafları bir defa daha tadat etmiş işte. Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda sıkıntılar olduğundan falan dem vurmuş. Atatürk değerlerinden uzaklaşıldığını belirtip, son 15 yılda laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkelerinden taviz verildiğini söylemiş. (“AK Parti, Atatürk değerlerinden taviz veriyor” deyip Türkiye’yi Almanya’ya şikayet eden Kılıçdaroğlu’nun, Anıtkabir Anı Defteri’ne “Kurmuş olduğun parti kuruluş ilkelerini kaybetti” yazan partilileri CHP’den ihraç ettiğini isterseniz buraya not düşelim.)  

¥

Aslında bu, Kılıçdaroğlu’nun Alman medyasına ilk “dert yanması” değil.

Elemanın, girdiği bütün seçimlerde hezimet yaşamasına rağmen koltuğa yapışmak gibi bir huyu vardı; öyle anlaşılıyor ki, Alman medyasına demeç vermeden de duramıyor.

Hatırlasanıza, daha önce de Focus dergisi ve Die Zeit ile Süddeutsche Zeitung gazetelerine içini dökmüştü. Focus’a Alman tatilcilerin Türkiye’de can ve mal güvenliğinin olmadığını anlatırken, Die Zeit’e ise Türkiye’nin baskı ve tehditlerle yönetildiğini ileri sürüp “15 Temmuz sürecinden sonra hükümet karşı bir darbe başlattı” iddiasında bulunmuştu. 

Süddeutsche Zeitung’a ne mi yumurtlamıştı?

Geçtiğimiz yılki 16 Nisan referandumundan önce verdiği mülakatta, onlara da “Referandumda ‘evet’ çıkması Türkiye’de demokrasinin sonu olur” kehanetinde bulunmuştu.

Hakkını yemeyelim, İngiltere’de de BBC’ye “Türkiye’de yabancı sermayenin güvencesi yok” türünde bir şeyler üfürmüştü.

He unutmadan, Almanya Başbakanı Merkel’e mektup yazıp, Türkiye’ye gösterdiği tepkiler sebebiyle kendisini tebrik eden... Hollanda Başbakanı Mark Rutte’ye ise “Gezi Parkı eylemcilerine sahip çıkın” çağrısında bulunan da Kemal Kılıçdaroğlu’ndan başkası değildi. 

Neyse, Türkiye’yi ona buna şikayet etmeyi bir hak olarak gören, ama kendisi partilileri tarafından “Sevgili Paşam! Kurmuş olduğun CHP, mevcut yönetim tarafından kuruluş ilkelerini kaybetmiştir. Acilen CHP’nin kuruluş amaç ve ilkelerine dönmesi gerekmektedir” denilerek Atatürk’e şikayet edilince küplere binen Kılıçdaroğlu için ne yazsak boş.

O, bundan sonra da en iyi bildiği işi yapmaya devam edecektir. Muhalefet ettiğini sanıp Türkiye’ye ihanet etmeyi sürdürecektir.

Bu, tamamen tıynet meselesi.

 


YORUMLARA GÖZAT (13)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.