Rasim Bolbol

Rasim Bolbol

Tanal bu DHKP/C’lileri neden böylesine çok seviyor?

-

Hafta içinde kamuoyunun en çok tartıştığı konulardan biri de, terör örgütü DHKP/C ile bağlantılı iki kişinin TBMM’ye girmeye çalışırken yakalanmasıyla ilgili gelişmeler oldu. 

Herhalde pek çoğunuz takip etmiştir.

Aslında olay henüz sıcaklığını korurken medyada fazla bir ayrıntı yer almadı. Sadece biri kadın iki DHKP/C’linin, TBMM binasının ziyaretçi kabul bölümünde görevli personeli rehin almaya çalıştıkları sırada enselendiği belirtildi, bir de şahısların üstlerinde yapılan aramada bomba düzeneği süsü verilmiş siyah kutu ve uç kısmına kesici cisim bantlanmış kurşun kalem bulunduğu ifade edildi o kadar.

Sonradan öğrendik ki, bu iki DHKP/C’li, Meclis’e CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile randevularının olduğunu söyleyerek giriş yapmak istemiş.

Tabii ki bu detay ortaya çıkınca, pek çok yayın organı “TBMM’de eylem yapmak isteyen DHKP/C’lileri CHP’li Mahmut Tanal çağırmış” şeklinde haberler yapmaya başladı.

Olayın tam da merkezinde bulunan Mahmut Tanal ise yaşananların kendisiyle ilişkilendirilmesi çabalarına tepki göstererek, “Benimle görüşmek isteyen şahısların DHKP/C ile bağlantılı olduklarını bilmiyordum. Zaten ziyaretime gelenlerin herhangi bir suç kaydının olup olmadığını araştırma gibi bir mükellefiyetim de bulunmuyor. Bu, güvenlik görevlilerinin ve Meclis idaresinin işi” minvalinde bir açıklama yaptı.  

Doğrusu Tanal’ın söylediklerinde haklılık payı yok değil. Kuvvetle muhtemel, kendisi DHKP/C ile bağlantılı o iki kişiyi gerçekten de tanımıyordu. 

Fakat şöyle de bir durum var: Bu DHKP/C’liler, onca milletvekili varken, neden gidip de Mahmut Tanal’la görüşmek istedi? 

Herhalde bunun bir açıklaması olmalı. Tanal’a belli çevreler tarafından bu denli ilgi gösterilmesinin mantıklı bir gerekçesi bulunmalı.

Aslında bizce o gerekçe yalın bir şekilde ortada. 

Evet, pek çok DHKP/C’li Mahmut Tanal’ı kendisine oldukça yakın hissediyor. 

Zira Mahmut Tanal, bugüne kadarki eylem ve söylemleriyle DHKP/C’lilere hep cesaret veren bir isim oldu. 

Ne zaman başları sıkışsa, Tanal’ın DHKP/C’lilerin imdadına yetiştiğini görüyoruz.

3 Mart 2016 tarihinde İstanbul Bayrampaşa’da çevik kuvvet otobüsüne saldıran ve ardından saklandıkları apartmana düzenlenen operasyonda etkisiz hale getirilen Çiğdem Yakşi ve Berna Yılmaz adlı DHKP/C üyesi teröristleri hatırlayın mesela.

Bu teröristlerden Berna Yılmaz’a geberip gidene kadar destek olan kimdi?

Söylesenize, Yılmaz, 2010 Mart’ında gözaltına alınırken ağlayıp sızlayan, Ekim 2011’de tahliye edildiğinde ise Çağlayan Adliyesi önüne giderek kutlama yapan Mahmut Tanal değil miydi?

Peki ya, 19 Mayıs 2016’da -hem de Anıtkabir yürüyüşü esnasında- DHKP/C’nin sözde marşını terennüm eden?..

Tabii ki o da Mahmut Tanal’dan başkası değildi.

Gelelim Mart 2017’ye...

O tarihte de Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı görevinin başındayken şehit eden teröristin anne ve babasına konserlerinde terör propagandası yaptırtan Grup Yorum üyeleri için adliyeye koştu Mahmut Tanal. Eylül 2017’de ise DHKP/C’nin birçok eyleminin beyin takımında yer alan ve bu yüzden yargılanan 16 sözde avukatın serbest bırakılması için kendisini paraladı.

Görüyorsunuz, hangi taşı kaldırsak, altından Mahmut Tanal çıkıyor.

İşin ilginç tarafı, tüm bu gerçeklere rağmen, işbu Tanal kalkıp “Benim Meclis’teki odamda DHKP/C’li terörist tarafından şehit edilen İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın Türk bayraklı fotoğrafı var. Benim yargı şehidimiz Mehmet Selim Kiraz’ı katleden terör örgütünün mensuplarıyla buluşmam, görüşmem, hele ki bunun Meclis çatısı altında yapıldığı iddiası akla, mantığa sığmaz. Burada asıl hedef benim” diyebiliyor.

Şimdi siz söyleyin Allah aşkına!

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.

 


YORUMLARA GÖZAT (9)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.