Sabri Balaman

Sabri Balaman

Türk demokrasinin yeni aranan yüzleri…

-

Seçim sonuçları ile birlikte bir yerel seçimi daha geride bırakmıştık. Batı’nın ‘’Türkiye’de demokrasi kalmadı’’ söylemi bir tokat gibi suratlarında patladı. CHP ve ittifakı, İstanbul’u, Ankara’yı ve bazı başka şehirleri iktidarın elinden alarak Türkiye’deki seçimlerin gerçek ve rekabetçi olduğunu dünyaya da göstermiş oldu. Bütün seçimlerin meşru ilerleyerek, toplum, demokrasiyi benimsediğini bir daha ortaya koymuştur. 

Uzun bir aradan sonra siyasi partilerin kulisleri ise yeniden hareketlendi. Buna karşın kendinden emin olan bazı partilerden uyarılar da gelmeye başladı… Hatta bazı siyasi partiler başka partilileri kendi çatıları altında birleştirme mesajları bile yayınlanmaya başladı. Yani önümüzdeki hareketli günler Türk siyaseti tarihini yeniden şekillendirecek. 

Hep birlikte biraz liderleri izlemeye alalım… 

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’la başlayalım… Bir gazeteci olarak bazı programlarına davet edildim ve yerinde gözlemle fırsatı buldum. Görüşlerimi size aktarırken bütün samimiyetimle paylaşmak isterim. Sn. Fatih Erbakan Bey’in; YRP ile önemli başlıklar halinde siyaset sahnesine hazırlandığını paylaşmak isterim. 15 başlıkta temel ilkelerini sıralamış, 47 reform başlığı altında yüzlerce, binlerce önemli konuyu kendilerine dert edinmiş ve en önemlisi milli görüş çizgisini kendilerine temel vazife edinmişlerdir. Anlaşılan parti mutfağında iyi işler çıkarılıyor…  Sn. Fatih Erbakan Bey’in bütün konuşmalarında öz eleştiriyle beraber hükümetin iyi işleri adına destek, hatalı işler adına her türlü uyarı yapılacağını söylemesi kaliteli bir siyaset adına yeni bir yüz olarak umut vericidir. Daha da önemlisi ilkeli siyaset adına gençlere rol model olma noktasında önemli bir gelişmedir. Hadi hayırlısı diyelim…

Son zamanlarda Sn. Ali Babacan’ın kendinden çok sık söz ettirmeye başlayarak siyaseti hareketlendirmesinin birçok eski, yeni siyasetçiyi heyecanlandırdığını görüyoruz. Durumu daha da ilginç kılan konular ise ağır abi rollerinde bulunan kişiler ile yakın markajda bulunması, medya üzerinden yapılan tartışmalar, 11. Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül Bey’in ekipte bir organizatör olarak adının sıkça geçmesi… 

Aynı zamanda yeni siyasi yönetimin kimler tarafından şekillendirileceği gibi konuların çok sık tartışılmasının biraz da yıpratılmaya yol açtığını görmekteyiz. Ak Parti’yi yıpratmaya yönelik bir siyasi hareket olarak algılanması işin daha da manidar kılınmasına neden oluyor. 

Son zamanlarda Ak Parti’deki bazı tartışmalı isimlerin kendilerini sağlama alma adına yeni siyasi oluşumlara göz kırpmalarının, bunu yanı sıra başka siyasi partilerde görev yapanların Sn. Babacan’ın ekibinde yer almak için fırsat kollamalarının bütün siyasileri tedirgin etmekte olduğunu söyleyebilirim. Bazı yazarlarımızın Sn. Ali Babacan’ın ekibini İngiliz projesi olarak görmesi, Suudi bazı kaynakların Babacan hakkında olumlu açıklamalar yapması, “Independent Türkiye” kavramının kullanılması acaba bir batı projesi midir?

Sn. Ahmet Davutoğlu Bey nerelerde? Biraz da onu inceleyelim… 

Sn. Davutoğlu’nun, Ahmet Hoca olarak hafızalarda yer edinmesi ve akademisyen olarak anılması sebep ve sonuçları itibari ile ilginçtir. Başbakanlık yapmış ve dış diplomaside yoğun çalışma içerisine bulunmuş birinin, “Ahmet Hoca” olarak ifade edilmesi siyasi geleceğini de şekillendirecektir. Sn. Davutoğlu’nun yaptığı bazı açıklamaların ve siyasi söylemlerin elbette karşılığı vardır ancak daha çok akademik ve mutfak kısmı için geçerli olan bu çalışmaları yapması, onu toplumda lider eksenli söylemden uzak kılıyor, Türk toplumunca siyasi hareketler bakımından benimsenmesi tartışılıyor. Ahmet Hoca’nın sakin kişiliği ve siyasi oluşum için arkadaşları tarafından desteklenmesi uyum açısından “ne şiş yansın ne kebap” modeline benziyor. Biraz da zaman kaybı olarak anıldığı söylenebilir… Ahmet Hoca’nın ahde vefa misali Ak Parti’nin zarar görmemesi adında dikkat ettiğini söyleyebiliriz ve daha da önemlisi kendinin üzerinde etkisi olan bazı isimler adına da çok hassas olduğunu düşünmekteyiz.

Biraz da karşı mahallede neler oluyor ona bakalım… 

Sn. Ekrem İmamoğlu’nun tutan yeni yüzlerden biri olduğunu unutmayalım. CHP’nin yeni ittifak yapısının ve aklının artık seçim kazanma odaklı olduğunu ve seçim stratejisi bakımından önemli bir yol aldığını görmekteyiz. CHP, Ak Parti’nin uzun yıllara dayanan iktidarı ve sonuç itibariyle yıpranmasını, toplumun ekonomik olarak yıpranmasını, zamanlama bakımdan kavrayarak ciddi hamleler yapmıştır. Sn. Ekrem İmamoğlu’nun yeni isimler arasında yerini alacağı kanısındayım, CHP’nin kurmay kadrosu ne kadar rahattır onu zaman gösterecek. Ancak buradan okunan, yakın zaman içinde CHP’de yeni isimlerin çıkacağı ve daha radikal Atatürkçü kesimlerin partiyi İslamcı akıma ve muhafazakar tarafa doğru meylettireceğidir. 

Bu durum doğrudan birilerini rahatsız ettiği için ne CHP’deki Kürt solu mutlu, ne de Türk solu… Anlayacağınız herkesin, doğal olarak Sn. Kılıçdaroğlu’nun da uykusu kaçmış durumda.

Sonuca geldiğimizde; Türk siyaset tarihi yeniden şekillenirken, Sn. Fatih Erbakan’ın milli görüşçü olması adına birilerine mesaj verilirken, bir başka siyaset hareketi olarak Sn. Ali Babacan’ın liberal ekonomiyi model alacak yeni bir proje olarak yerini hazırlaması, buna karşın Ahmet Davutoğlu’nun akademik devlet yönetimine göre kendini şekillendirmesi önemlidir…

 Bunun yanı sıra Sn. Ekrem İmamoğlu’nun CHP geleneği dışından gelerek önemli bir makamı alması ve yaptığı uyanık söylemler sonucu adından sıkça söz ettirmesi, “siyaset sahnesinde benim de bundan böyle sözlerim olacak” demesi Türk siyasetinin yeniden şekilleneceği anlamına gelmektedir.

Vesselam…

İletişim için; [email protected]

 


YORUMLARA GÖZAT (2)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.