Sedat Yılmaz

Sedat Yılmaz

Hiç kimse Naim Süleymanoğlu değil!

-

Enflasyonla ilgili ne kadar yazı kaleme alsanız bitmez, tükenmez. Çünkü “Hesapsız kasap, elinde kaldı masat” gerçeğinde olduğu gibi her şey ve tüm hayat enflasyona bağlı. Çünkü enflasyon parayı, pulu, malı, mülkü ateşin odunu yediği gibi yiyip bitiriyor.

Konuyu bugün de biraz finans tarafına çekelim... Hani, ekonomimiz para olmadan, daha doğrusu borçlanma yapamadan ortaya bir şey koyamıyor ya, önce faiz oranlarına getirmek istiyorum…

***

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan’ın daha yeni Anadolu Ajansı Finans Masası’nda söylediklerini düşünüyorum da!..

Kıymetli Başkan’ın bir cümlesi var:

“Bu faiz oranları ile Türkiye’nin bırakın yeni yatırım yapması, mevcudu bile sürdürmesi mümkün değil!”

Katılmamak imkânsız! 

İşlerin birazcık yoluna girmesi için faizin TL’de en fazla yıllık yüzde 10, dövizde yüzde 5’i geçmemesi lâzım. 

Enflasyona bağlı yüksek kur ve faiz ortamında hangi istihdam ve üretim politikasını takip edeceğiniz bile belirsizken mevcut faizlerle ekonomiyi nasıl düzlüğe çıkaracaksınız ki?

Erdal Başkan da durumu, “Üretimin üzerindeki finansman yükünün mümkün olduğu kadar azaltılması, mâkule getirilmesi, hatta kökünden kaldırılması gerek!” diyerek söz konusu vakıayı özetliyor, zâten!

***

Bugüne bakıldığında; ABD ile işlerin düzeltileceğine dâir beklentiler, altın alımı dâhil daralan ithalat, kredi büyümesindeki gerileme, azalan cari açık ve fazla veren bir ödemeler dengesi “dengelenme”nin bir karşılığı, ama gerçek düzelmenin yansıması değil! 

Zirâ icra edilenler, ekonominin reel hâle getirilmesi gereken kuralları içermiyor. 

Fakat şu anda yapılabilecek en iyi iş ve uygulama da bunlar!

Bunu bankalar da, reel sektör de, hükümet de gayet iyi biliyor… Kısa vadede yapılabilecek hakikaten bir şey yok! Enflasyonun yüzde 26’ları zorladığı, güven endekslerinin gösterdiği tabloya göre enflasyonla ilgili geleceğin henüz netleşmediği, ülkenin hâlâ sıcak paraya ihtiyaç duyduğu bir ortamda faizleri düşürmek deveye hendek atlatmak kadar zor!

Hükümet de işin farkında dedim… 

Şöyle ki, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bile yüksek enflasyon ve kurdan olumsuz etkilenen iş dünyasına yönelik “Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik”ini yeniledi. Söz konusu yönetmelik, çalışan kesimin gelirini, işletmelerin de nitelikli iş gücünü kaybetmemeleri için uygulamanın mecburi hâle getirilmesi açısından iyi bir karar.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de yönetmeliği savunanlardan… 

Şekib Başkan yönetmelik değişikliğiyle son aylarda döviz kurundaki dalgalanma sebebiyle firmaların faaliyetlerini durdurup, işten çıkarma yoluna gitmesinin nispeten önüne geçileceğinin altını çiziyor ve ekliyor: 

“Kısa Çalışma Ödeneği, daha önce de mevcuttu ama genel ekonomik kriz tanımı nedeniyle işlerlik kazanamıyordu. Yapılan değişiklik ile zorlayıcı sebep, açık şekilde tanımlandı. Artık son yaşadığımız kur şoku gibi dışsal etkiler de bu kapsama alındı…”

Kısa Çalışma Ödeneği inşallah derde dermân olur!

Son söz, ekonomiyi “enflasyon gazı”yla boğmamak için aman büyümelere dikkat! Ekonomide hiç kimsenin rahmetli Naim Süleymanoğlu gibi başının üzerine 350 kiloyu kaldıracak kadar güçlü olduğunu zannetmiyorum! 

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.