Sedat Yılmaz

Sedat Yılmaz

“Kontrolü, müeyyideyi bırak ithalat yapmak daha kıyak!”

-

Enflasyonun seyrinde gıda fiyatlarının baskın olduğu artık gün gibi ortada. Gıda fiyatları enflasyonun lokomotifi, beyni ve enerjisi olmuş… İthalat sorunu çözer mi, işte orası meçhul!

Malûmunuz geçen Ağustos’ta kur fırtınasıyla dolar 7 liraları, avro 8 liraları geçmişti. Fırtınanın bir ay sonraki yansıması, son 15 yılın en yüksek fiyat artışlarının gerçekleştiği Eylül enflasyonu olmuştu. TÜFE yüzde 25,24 ve ÜFE yüzde 45,01 olurken gıda fiyatları da yüzde 29,26 ile enflasyonun motoru hâline gelmişti. En önemlisi 2018 Aralık ayına göre son 12 aylık ortalama enflasyonun yüzde 16,33 seviyesinde gerçekleşmesi ise âdeta bir alarm niteliğindeydi.

Bugün de farklı değil. Gıda fiyatları almış başını gidiyor… Saldım çayıra Mevlam kayıra!.. Sanki “Kontrolü, müeyyideyi bırak… İthalat yapmak daha kıyak!..” deniyor. Artık soğancı bile enflasyonla oynamaya başlamış!.. Faizlerin kovanına çomak sokup duruyor!.. Gıda Komitesi ise ne işle meşgul, orasını bilen yok!

Önümüzdeki Şubat’ın başında açıklanacak Ocak enflasyonunda da göreceğiz ki, diğer sektörlerde enflasyon ne kadar aşağı inerse insin, gıda fiyatlarındaki artışlar yüzde 30’ların altında olmayacak. Yine faizler yüzde 24’lerde gezinecek… Devlet ve vatandaş ona buna bol bol faiz ödemeyi sürdürecek! İş dünyası yüksek maliyetler sebebiyle yine yatırım yapamayacak!

Geçen yılın son 2 ayında agresif vergi indirimleri, enflasyonla mücadele kampanyaları, döviz kurundaki gerileme, petrol fiyatlarındaki düşüş ve özellikle ithalat kaynaklı ekonomideki soğuma gibi gelişmeler zor da olsa enflasyonu tüketicide yüzde 20,30’lara üretici tarafında yüzde 33,64’lere çekebilmişti. Zâten bahsettiğim gelişmeler olmasaydı bugün Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon rakamları tüketicide en az yüzde 30, üreticide de yüzde 50’leri gösterecekti.

Enflasyon, tüketimin göstergesi ama üretimi de sınırlayabiliyor… Enflasyonu aşağı çekmede vergi indirimlerinin sağladığı katkı kadar sektörel bazda daralmalara da engel olamadığı gözleniyor. İşte bu sektörlerden biri 2018 Ekim ayında ÖTV’nin sıfırlandığı beyaz eşya… ÖTV’deki indirimler beyaz eşya sektöründe beklenen iyileşmeyi gerçekleştiremedi. Özellikle ÖTV indiriminden bu yana iç piyasada satışlar yıllık yüzde 17 düştü.

Yüzde 17’lik daralmayı küçük görmeyin… 57 milyar liralık büyüklüğe sahip bir sektörden bahsediyorum. Beyaz eşyada cironun yüzde 75’i ihracat kaynaklı. Avrupa Birliği ülkeleri başta 100’den fazla devlete ürün satılıyor. Kaliteli istihdam deposu olan beyaz eşyada doğrudan 60 bin, dolaylı 600 bin kişi çalışıyor. Binlerce yan sanayi firması, 15 bin perakende satış noktası, 3 bin 500 servis ağı, bu devâsa çarkı döndürüyor.

Niçin devâsa diyorum, çünkü Çin’den sonra üretim kapasitesi büyüklüğünde dünyada ikinci ülkeyiz. Beyaz eşyanın büyüklüğü; sâdece üretim kapasitesinden değil, Ar-Ge, patent, uluslararası marka, tedarik zinciri yönetimi anlamında da Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesinden kaynaklanıyor.

Ancak teknolojik gelişmeler mevcût avantajlı durumu giderek risk altına itiyor… Zirâ küresel beyaz eşyada teknoloji sektörün omurgasını oluşturmaya başlamış… Bugün rekabet gücü, maliyet avantajından ziyâde teknolojik başarıya dayanıyor. Özellikle sanayi 4.0’ın iş gücüne katılması beyaz eşya sektörünü yatırım yapmaya zorluyor. Her sektörde olduğu gibi beyaz eşyada da eldeki kısıtlı kaynaklar ve mevcût faizler yerli ve yabancı yatırım imkânlarını güçleştiriyor. Dolayısıyla gıda fiyatlarındaki artışları önleyemezsek enflasyon ve beraberinde faizler artarak sürecek. Bu da diğer rantabıl ve verimli sektörleri yatırım yapamaz hâle getirecek.

Diğer taraftan iç piyasa beyaz eşya sektörünün önemli ekosistemi içerisinde. Zirâ kullandığımız beyaz eşyanın yüzde 95’i ülkemizde üretiliyor. Beyaz eşyada 2017 ve 2018 yılı satışları da ortada… Önceki yıl (2017) 620 bin adet aylık ortalama iç satış, 2018’de ÖTV’nin sıfırlanmasıyla daralmanın yavaşlamasına rağmen aylık ortalama 515 bin seviyesine düşmüş.

Şâyet böyle verimli bir sektörün satışlarında bir daralma varsa büyük ihtimalle sorunu, vatandaşın cebinde aramak lâzım. Bu arada yaklaşık 600 bin kişiye iş imkânı sağlayan sektörde olumsuzlukların artması durumunda istihdam yapısının gözden geçirileceğine dâir haberler de almıyor değiliz.

Beyaz eşya dış fazla veren bir sektör ama birim maliyetlerdeki artışlar ihracatta rekabeti fazlaca zorluyor. Özetle sanayi 4.0’a yönelik gerçekleştirilmesi gereken yatırımlar ve satışlardaki azalmalar sektörü ciddi şekilde bunaltıyor. Tabii ki bu yıl da yüzde 15’lik bir daralma bekleyen ve enflasyon konusunda fazla umutlu olmayan beyaz eşya sektörü, nefes alabilmek için en azından devlet teşviki olan sıfır ÖTV’nin devamını istiyor…

Evet, enflasyonda tüketici fiyatlarının (TÜFE) yüzde 20’li rakamların altına gelmemesinde gıda fiyatlarının büyük etkisi olduğu gerçeğini hâlâ yaşıyoruz. Maalesef sorunla alâkalı da hiç kimse tedbir almıyor ya da alamıyor!

Dünkü yazımda da bahsettim… En azından kısa vadede gıda fiyatlarındaki yükselişi dizginleyemezsek bir müddet sonra diğer sektörler de gıdanın peşine takılacak ve Türkiye 2000 yılı öncesindeki gibi yeniden döngülü sürdürülebilir (!) enflasyonist bir ortamı yaşar hâle gelecek… Hatırlatayım dedim!..

 


YORUMLARA GÖZAT (5)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.