Sedat Yılmaz

Sedat Yılmaz

Yoğurduğu üfleyerek yiyelim mi, ne dersiniz?

Enflasyon Türk ekonomisinin baş belâsı olmayı sürdürüyor. Merkez Bankası’nın (TCMB) daha birkaç gün önceki “Ekim Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu”nda “Çekirdek göstergelerin ana eğilimindeki yüksek seviyeler korunmuştur” ifadesi zâten “belâ”nın belâ olduğunu doğruluyor.

Ekim ayı enflasyonunu biraz geç yorumlasak da önceki aylara göre değişen fazla bir şey olmadığını gözlemliyoruz. Belki Eylül’deki gibi aylık 6 puanın (yüzde 6,3) üzerinde bir artış yok ama yine beklentileri aşan hatırı sayılır yüzde 2’nin (yüzde 2,67) üzerindeki aylık yükseliş, Ekim’de de belânın devam ettiğini gösteriyor.

Önceki yazılarımızda sorduğumuz “Enflasyonda tepe noktası neresi?” sorusunun Ekim’de cevabını bulup bulmadığı henüz belli değil. Yıllık yüzde 24,52’lik Eylül TÜFE’si Ekim’de yüzde 25,24’e çıktı. Üretici fiyatları (ÜFE) yüzde 46,15’en yüzde 45,01’e, Çekirdek enflasyon da yüzde 24,05’ten yüzde 23,24’e düştü. ÜFE ve çekirdek verilerde gerileme var, seviniyoruz. Ancak siyasi veya ekonomik olumsuzlar zuhur etmese de enflasyonun 2019 yılının ilk ayında tepe noktasını göreceğini sonra inişe geçeceğini tahmin ediyoruz.

Şimdi önümüzde Kasım ayı var. Bu ayda da enflasyonun sıfır veya eksi çıkma ihtimali oldukça zayıf. Beklenti yüzde 1’in üzerinde. Bunun mânâsı yılın son ayına yüzde 26’nın hafif altında gireceğiz demek. Kasım ayı asıl, enflasyonun aşağı veya yukarı yönlü olup olmadığını gösterecek. ÜFE ile çekirdek veriler Kasım ayında yüksek artışını devam ettirirse enflasyonun yılı beklenti üstü kapatma ihtimali var.

Söz konusu çerçevede Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) ifade edilen yüzde 20,8’lik, TCMB’nin 4’üncü Enflasyon raporunda tahmin edilen yüzde 23,5’luk 2018 yılsonu enflasyon hedeflerinin ne kadar gerçekçi olduğu da anlaşılacak.

***

Zirâ Ekim ayında, ham petrol ve doğalgaz fiyatları bir önceki aya göre yüzde 20,8 artmış. Elektrikteki zam ise yüzde 8,62… Beraberinde aylık bazda yüzde 12,7’lik giyim ve ayakkabı, yüzde 32’lik ulaştırma, yüzde 31,5’lik mal ve hizmetler, yüzde 29,3’lük gıda ve yüzde 25,7’lik konut fiyatlarındaki artışlar enflasyon canavarının dipdiri olduğunun delili.

Enflasyonla topyekûn mücadele programına rağmen sektörlere ait saydığım bu oranlar aslında Ekim direncinin birer aynası! Kasım’da enflasyonla mücadele plânı ne kadar etkili olacak, henüz orası da meçhul!

İşte TCMB’nin son raporu… Enflasyon hızında sâdece küçük bir yavaşlama var. Yani 100 kilometre hızla giden bir araç, 97 kilometre hıza inmiş! Ama araç durmuş değil, hedefine doğru hızla ilerliyor… Sürat kesmede otomobillerde ÖTV matrah düzenlemesinin yanında mobilya ve beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki indirimler moral vermiş, o kadar! Döviz kurunun etkisi hâlâ devam ediyor. Özetle; genel eğilimde yüksek seviyeler aktif… Ana gösterge çekirdek veriler de enflasyonda ayağın gazdan çekilmesini önlüyor.

Hükümetin otomotiv, mobilya, beyaz eşya ve konut sektörlerinde vergi indirimlerine gitmesi ilk etapta enflasyona düşüş yönünde etkili olacağı gibi düşünülse de bütçe açığına sebep olması ve ertelenen talepleri öne çekmesi münasebetiyle fiyat artışlarında yukarı yönlü tazyik etkisi yapabilir.

Diğer yandan Ekim ayı enflasyonu 2003 yılından bu yana görülen en yüksek datalar. 20 puan makas açığı yapmış ÜFE’nin baskın etkisi enflasyonun düşmesini engelliyor. Ayrıca üretici maliyetlerinin, tüketici fiyatlarına tam olarak yansımadığı da ortada. Yani gidilecek oldukça fazla yol var!

Bu arada döviz kurunun enflasyon üzerindeki ağır baskısını unutmayalım… Yılbaşına göre hâlâ dolar ve avrodaki yüzde 45’lik artış enflasyonu canlı tutuyor. Kurdaki gevşeme aşağı yönlü riskleri hafifletiyor belki ama Türkiye’nin geçmiş yıllardaki enflasyon performansı “yoğurdu üfleyerek yemeyi” unutmamamızı salık veriyor.

***

Enflasyonda sürati kesmenin yolu öncelikle enerji ve gıda fiyatlarından geçiyor. İthalata dayalı enerji fiyatlarına müdahale etmek o kadar kolay değil. Hiç değilse elimizin altındaki gıda fiyatlarına bir şeyler yapabilir miyiz, ona bakmak lâzım!

Yüzde 30’lara dayanan gıda enflasyonuna çâre bulunabilir mi? İşte burası tamamen hükümetin uhdesinde. Bir gerçek var… Gıda üzerinde ciddi çalışma yapılabilirse iyice ısınan enflasyon balataları biraz rahatlatılabilir.

Bugünlerde Hal Yasası’ndan, tarımda reformlardan, komisyonculuk ve depoculukta regülasyondan, oluşan maliyetleri düşürmeden ve tüm sektörlerde yapısal tedbirlerden bahsediliyor. Elbette bu işler enerjide olduğu gibi kolayca icra edilecek şeyler değil. Yapılabilseydi yıllar önce hayata geçirilirdi!

Konjonktürel veya küresel kaynaklı yükselen kredi maliyetlerinin 2013 yılından bu yana iki katına çıktığı, ekonomik ve siyasi rüzgârların sert estiği bir ortamda, enflasyonda hissedilir bir hız kesmek hakikaten zorlu iş!

Çözümlerden kabaca bahsetsek de; enflasyonla savaşta, mukayeseli dünyadan örneklerin masaya yatırıldığı, yüksek enflasyonu yenmiş ülkelerin hayat hikâyelerinin analiz edildiği uzun süreçli kararlı politikaların yanında sâdece ekonomiyi değil, hukuku, yeni fikirleri, girişimciliği, bilim ve hatta sanatı dâhi mücadele potansiyeline katacak adımlar gerekiyor.

Hâlen yürütülmeye çalışılan para ve maliye politikalarının daha da genişletilerek, Mart mahalli seçimlerine bulaştırılmadan, popülizme kaymadan inatla sürdürüleceğinden yana beklentimiz fazla. Halkın talebi de bu yönde. İnşallah beklentiler ve talepler boşa çıkmaz, çıkarılmaz! 

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.