Vehbi Kara

Vehbi Kara

Ecdat Yadigarı Camilerimizi Yıktılar

-

25 Yıldan beri Bahriye mektebine cami yaptırılması için uğraşıyorum. Hükümet yetkililerini ve görevli kişileri “Karacı askeri öğrenciler Müslüman; biz denizciler gavur muyuz” diyerek ağır sözlerle göreve davet ettiğim halde  hala pişkinliklerinden taviz vermediler. Günde beş vakit kılınması farz olan namazı, “nerede kılarsanız kılın” diyerek umursamaz bir tavrı sürdürüyorlar.

O halde bu söz anlamaz görevlileri bana ayrılan bu köşeden bir kez daha ikaz edeyim. Nasılsa mahşer günü tekrar karşılaşacağız. O dehşetli günde zor duruma düşmemeleri için hatırlatmaya devam edeyim. Bunu yaparken ecdat yadigarı tarihi eserleri korumayı önemsedikleri için aynı dili kullanmaya özen göstereceğim.

Eğer Osmanlı’nın bıraktığı eserlere sahip çıkmak isteniyor ise öncelikle Heybeliada’da yıktırılan ve sanat eseri özeliği bulunan bu caminin ihya edilmesi gerekiyor.

ABD’nin en eski ve gösterişli kilisesi; Amerikan Deniz Harp Okulu’nun içinde bulunan şapeldir. Çünkü bütün dünyada askeri okul öğrencilerinin dindar olması istendiği için böylesine emek ve para harcanmış eserlere ihtiyaç duyulmuştur. Fakat gelin görün ki koskoca Deniz Harp Okulunda Cami yoktur. Bu okula öylesine büyük masraf yapıldığı halde 12 Eylül darbecilerinin aklına cami yapmak gelmemiştir. Zira faşistliğin zirvesine çıkmayı akıllarına koymuşlar bir kere…

Üç yıl Heybeliada’da ve bir yıl da Tuzla’daki Deniz Harp Okulunda okudum. Heybeliada’daki camimiz yıkıldığı için çok güç şartlarda namazımı kılabiliyordum. Genellikle hapishane olarak kullanılan hücreler hafta içinde boş olduğu için buraları kullanırdım. İşin kötüsü o yıllarda namaz kılan öğrencilere hiç iyi gözle bakılmaz; irticacı denilerek okuldan atmak için iyi bir bahane bulurlardı. Her ne ise, biz bu Heybeliada’daki güzel ve ecdat yadigarı caminin hikayesine dönelim…

Bu cami Osmanlı’dan kalma olup aynı zamanda Heybeliada’nın yegâne camisi idi. Devrin komutanları Reisicumhur’a şirin görünmek için bu güzelim camiyi durumdan vazife çıkararak hiç utanmadan yıktılar.  Hem ada, hem de Bahriye Mektebi camisiz kaldı. Hâlbuki adada her Hıristiyan mezhebin kilisesi, Yahudilerin havrası vardı. Hâlâ da askerî okuldaki cami ihya edilememiştir. Yazıklar olsun…

Cami yıkma geleneği bir devir yöneticilerinin en büyük becerisi idi. “Biz ilhamımızı gaipten değil hayatın içinden alıyoruz” diyerek,  dedelerimizin bize emanet ettiği yüzlerce camiyi yıkmışlar ya satmış veya depo haline getirmişlerdir. Adeta Sovyet komünistleri ile yarışan bir zihniyet; din adına ortada bir şey bırakmamak için yemin etmişti.

Camileri yıktıkları yetmiyormuş gibi Fatih’in bize emanet ettiği 500 yıllık Ayasofya Camiini de puthaneye çevirmişlerdir. Hâlbuki büyük komutan ve Peygamber Efendimizin (asm) övdüğü Fatih Sultan Mehmet Han’ın, caminin başka amaçlar ile kullanılmasını yasaklayan bir vakıfnamesi ve dehşetli bir bedduası vardır.

Her 8-10 yılda bir askeri darbe yaşıyoruz. En sonuncusu 15 Temmuzda başarısız oldu lakin 250 şehit ve binlerce yaralımıza mal oldu. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi askeri okullardaki dine düşman eğitim düzenidir. Allah’tan korkmayan kuldan utanır mı? Elbette düşmana karşı ülkemizi korumak için verdiğimiz silahları bu darbeciler bizim üzerimize çeviriyorlar.

Lafı uzatmaya gerek yoktur. Askeri okullar hala çok kötü durumdadır. Bir camisi olmayan NATO standartlarına dahi uymayan bu yobaz generallere söz geçiremeyecek miyiz? Özgürlük ve hürriyetin temel ilkelerini öğretmeyi bırakın faşizmin en ağır şartlarının belletildiği, dine ve dindarlara nefretin dayatıldığı, ibadetini yapmak isteyen öğrencilere bir cami dahi esirgenen okullardan ne beklenir ki?

Evet ilk yapılması gereken işlerden bir tanesi; askeri okullara cami açılmasıdır. Dinini diyanetini bilmeyen asker; her türlü fenalığı yapar. Hatta gider Amerikalılara köpeklik de eder. Bundan hiç şüpheniz olmasın.

Bir hatıramı anlatayım da kör gözlere ışık olsun: Bahriye Mektebinde bir defasında koğuşta yatsı namazını kılarken nöbetçi subayı beni görmüş fakat inanmayacaksınız ama çığlık atmıştı. Koğuştaki 14 öğrenci de bu olaya şahittir.

Dindar olmayan sınıf arkadaşlarım bile bu olaydan çok rahatsızlık duymuştu. Bir tanesi nöbetçi subaya söylenerek “yahu namazını bozsaydın da bu terbiyesiz adamın bu çığlığına fırsat vermeseydin”  diyerek bana üzüntüsünü bildirdi. Diğer koğuş arkadaşlarımın hepsi adeta tek ses çıkarırcasına “niye bozacakmış, namaz kılmak ayıp mı” diyerek bu arkadaşıma itiraz ettiler. İşte size 37 yıl önce yaşanmış bir fotoğraf karesi.

Dindar öğrenciler başta olmak üzere tarihi geçmişiyle barışık onurlu insanlar ordudan tek tek atıldı. Geriye ise FETÖ örgütü ile beraber darbe heveslisi faşist güruh kaldı. Bunlar da kendilerinden bekleneni fazlası ile yapıp darbelerle milletimizin canına okudular.

Daha fazla yaramı deşmeden sadece şu kadarını söyleyerek yazıma son vereyim. Öncelikle şu askeri okullarda yapılan din düşmanlığına son verilmeli ve namazsız, camisiz askeri kışlalardaki bu vahşi komünist uygulamayı kaldırın, vesselam…


YORUMLARA GÖZAT (24)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.