Vehbi Kara

Vehbi Kara

Türkiye F-35 Krizini Fırsata Çevirebilir

-

Birinci Dünya Savaşı öncesinde İngiltere, parasını verdiğimiz 2 adet kruvazöre, gönderilen denizceler tam da teslim almak üzereyken el koymuştu. Uluslar arası ticari anlaşmaları bu derece küstah bir şekilde ayaklar altına almak Batılı ülkelerin çirkin yüzünü göstermesi açısından iyi bir ders olmuştu.

Belki de Almanya ile beraber savaşa girmemizin en önemli sebeplerinden bir tanesi de bu “Sultan Osman” ve “Reşadiye” isimli savaş gemilerinin apaçık gasp edilmesi olayı idi. Şimdi 105 yıl öncesinde olduğu gibi bu sefer ABD’nin aynı çirkin davranışı yapmak istediğini görüyoruz. İngilizler ile aynı soydan gelen bu kalleş Anglosakson eşkıyası; parası ödenmiş F-35 uçaklarımıza el koymaktan utanmıyor ve çekinmiyor.

İşin daha ilginç olan kısmı ise F-35’lerin bir kısım parçalarını halen Türk firmaları üretiyor. Ne yazık ki; yapılan ticari anlaşma ve ortak üretim faaliyetlerinin Yahudi Lobisinin oyuncağı haline gelmiş ABD üzerinde hiçbir etkisi olmuyor. Apaçık bir şekilde Türkiye için hayati derecede önemli “Hava Savunma Sistemlerini” almayacaksınız diye tehdit ediyorlar.

Bir Yahudi fıkrası anlatayım. Salamon’un evine hırsız girmiş; o da çocuğunu göndermiş. Salamon bağırmış:

- Hırsızı buldun mu?     - Evet babacim.

- Al getir bakayım.         - Gelmiyor babacim.

- Sen gel o zaman!        - Bırakmıyor babacim.

Şu anda da hırsız ve gaspçı ABD uçaklarımıza el koyacağını açıkça söylüyor. “Uçaklarımızı ver” diyorsun; vermiyor. “Anlaşmayı çiğnedin” diyorsun,  “işime gelmedi mi böyle yaparım” diyor. “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali her türlü kabalığı ve hoyratlığı yapmaktan çekinmiyor.

ABD’nin küstahlıkları bu kadar değil ki. Uluslar arası hukuku hiçe sayarak 15Temmuz Darbesini yapan Feto’yu teslim etmediği gibi; devlet bankası olan Halkbank yöneticisini tutuklayıp hapislerde süründürüyor. Döviz operasyonları ile Türkiye ekonomisini çökerteceğini açıkça ilan etmekten çekinmiyor. Bunlardan başka daha nice ahlaksızlıkları yapmaya devam edip hatta diplomatik nezaket kurallarını hiçe sayıp Türkiye’yi açıktan tehdit edecek kadar zıvanadan çıkmış bu durumu devam ettiriyor.

O halde ABD’nin anlayacağı dil ile konuşmak zorunluluğu vardır. Zira ABD’nin küstah ve aşağılayıcı politikasını kabul etmek ülke itibarımızı yerle bir edecek bir mahiyet taşımaktadır. Eğer boyun eğer isek bunun ülkemizin sosyal-siyasi konumuna ve ülke ekonomisine vereceği zararı telafi etmek mümkün değildir.

ABD’ye boyun eğmediğimiz takdirde kısa vadede bunun bir maliyeti olacaktır. Fakat orta ve uzun vadede dik duruşumuzun çok büyük faydalarını görebiliriz. İşte çok yakın bir geçmişte yaşadığımız Türkiye-ABD ilişkilerine göz gezdirerek bunları izah edelim:

  1. Öncelikle bu küstah ve tepeden bakan ABD anlayışı ülke içerisinde birlik ve beraberliği önemli ölçüde arttıracaktır. Bunun kelimelerle izahı mümkün olmayan çok önemli ve iyi tarafları vardır. Hükümetin “Türkiye İttifakı” projesine büyük katkıda bulunacağı, kesindir.
  2. Milli savunma sanayimizin gelişmesine muazzam derecede katkısı büyük olacaktır. Kendi savaş uçağımızın gelişme ve üretme süresi; çabuklaşacaktır.
  3. Türkiye’nin savunma alanında dışa bağımlılıktan kurtulmasını ve hatta silah satarak ekonomisini güçlendirmesine yol açacaktır.
  4. Ülkemizin uluslar arası anlaşmaları her ne pahasına olursa olsun çiğnemeyeceği ve bunun sürdürüleceği inancını pekiştirilecektir.
  5. Dost ülkeler ile daha sağlam bir zeminde ittifak anlaşmaları yapılabilecek ve bu konuda  “Türkiye’nin güvenilir bir partner olduğu” dosta-düşmana ilan edilecektir.
  6. Türkiye ekonomisinin düşmanca saldırılara karşı ne derece dirençli olduğu gözler önüne serilecek, ticari ilişkilerin ivme kazanarak gelişmesine yol açacaktır.

Elbette bunlardan başka faydaları da olacaktır. Lakin ülke itibarının korunması hepsinden daha önemlidir. Buna karşın zaten zor durumda olan ABD ekonomisinin anlaşmaları çiğnemesinden dolayı daha da kötü bir duruma düşeceğinden kimsenin şüphe etmemesi gerekir. Elbette özellikle ekonomik alanda kısa vadede bazı küçük sorunlar yaşamamız da mukadderdir.

Aslında biz bu filmi bundan 40 yıl önce seyretmiş onurlu bir şekilde dik duruşumuz sayesinde savunma sanayimizin gelişmesini gözlerimizle görmüştük. Evet, 1974 Kıbrıs harekatından ve buna karşılık ABD’nin koyduğu ambargodan bahsediyorum. Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun kaldırılmaması nedeniyle 1975 yılında; ABD’ye ait 21askeri üs ve tesis kapatılmış 5 bin ABD askeri ve sivil personeli ülkemizden kovulmuştu.

Tek istisna olarak Adana’daki İncirlik ortak savunma tesisine; NATO görevi saklı kalmak kaydıyla müsaade edilmişti. Fakat burası da 26 Temmuz 1975 tarihinden itibaren durdurularak Türk Silahlı Kuvvetlerinin denetimine alındı.

Üstelik Kıbrıs Harekatından dolayı Batılı devletlerin düşmanca tutumu yüzünden neredeyse dünyadan dışlanmış bir Türkiye vardı. Kıbrıs’taki garantörlük anlaşmalarından doğan haklarını savunmak konusunda kararlı olan Türkiye; her ne pahasına olursa olsun geri adım atmamıştı. İşte 2019 yılında Doğu Akdeniz’de henüz keşfedilen petrol ve doğalgaz kaynaklarından istifade etmek için Kıbrıs Harekatının ne derece önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz.  

Türkiye’nin kararlı tutumu sonrasında gittikleri yolun bir çıkmaz sokak olduğunu anlayan ABD hükümeti geri adım kararı almak zorunda kalmıştı. Sonunda,  1978 tarihinde ABD Kongresi bu haksız kararı kaldırmak zorunda kaldı.

Buna rağmen ABD askeri üs ve tesisleri hemencecik açılmadı. Türkiye, sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyordu. ABD ile olan ilişkilerimiz ancak 12 Eylül 1980 tarihindeki bütün hepsi gibi kalleş ve kahpe darbeden sonra değişmişti. Kenan Evren ve askeri cuntası ülke menfaatlerini çok ucuz olarak ABD’lilere peşkeş çekmişti. Üstelik NATO’dan ayrılan Yunanistan’ın birliğe katılmasına hiçbir karşılık almadan onay verilmişti. Bizi AB kapısında 50 yıldır süründüren Batılı ülkelerin apaçık oyununa getirilmiştik.

Bir sonraki yazımızda ülkemizde mevcut ABD ve NATO tesislerinden bahsederek bunların yer ve konumlarını ve kapatılması durumunda ne gibi zorluklarla karşılaşacağımızı analiz edeceğiz, vesselam…


YORUMLARA GÖZAT (18)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.