Vehbi Kara

Vehbi Kara

Yalan İmparatorluğunun Yalancı Başkanı Trump

-

Dünya kurulalı beri Amerikalılar kadar yalan konuşan ve insanları aldatan bir topluluk yeryüzüne gelmemiştir. İnsanların gözünün içine bakarak dahi yalan söylemeyi çok iyi becerirler. Bunun en son örneğini ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı söylediği yalanlarda görebiliyoruz.

Hani ABD askerleri ve PKK’nın uzantısı PYD birlikleri Münbiç’ten çekilecekti. Hatta Türk Silahlı Kuvvetleri ile beraber ABD’li askerlerin refakat ettiği ortak devriye başlamıştı. Bunun Türkiye’yi oyalama taktiği olduğu çok kısa bir sürede anlaşıldı.

Çok geçmedi, “bir gece ansızın gelebiliriz” diyerek PKK’yı ezmek için Suriye sınırına büyük bir yığınak yapmıştık. Tam da harekete geçecekken palavra sıkarken dahi yüzü hiç kızarmayan ABD Başkanının “üç ay içinde ABD askerleri Suriye’den çıkacak” diye yeni bir yalanına şahit olmuştuk. Kolordu seviyesindeki bir büyüklükte yığınak yapan birliklerimiz bu yalan yüzünden PKK’yı Suriye’den kazıma şansını ertelemek mecburiyetinde kalmıştı.

Şimdi de Rusya’dan S 400 Füzelerini alacağımız kesinlik kazanınca Trump bu sefer başka türden bir yalancılığa soyunarak “Türkiye’ye adaletli davranılmadı” sözleri ile ABD’nin Türkiye’ye yaptırım yapmayacağı yalanını ileri sürdü.

Halbuki ABD Kongresi ve Senatosu, hem Trump’ın partisi Cumhuriyetçilerle hem de rakibi Demokratlarla birlikte ortak karar alarak; Türkiye’ye karşı yaptırım kararı alacaklarını açıkça bildirdi. Geri adım atılmayacağını ve Trump’ın yalan söyleyerek oyalama politikasını sürdürdüğünü hiçbir politik nezaket kuralına sığınmaksızın dile getiriyorlar.

Bu durumda ABD’ye karşı çok dikkatli ve etkili bir politika uygulama zorunluluğu vardır. Türkiye’ye en üst ağızdan verilen sözlerin tutulmadığında bundan ABD çıkarlarının daha fazla zarar göreceğini bilmeleri lazım. Çünkü Türkiye, eski Türkiye değildir.

Vakti zamanında bugün Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızın korunmasında çok önemli rolü olan Kıbrıs harekatında bize “ambargo” uygulamışlardı. O zaman bütün askeri üs ve tesislerini kapatarak ABD’ye öyle bir tokat vurmuştuk ki, sesi dünyanın her yerinden duyulmuştu.

Lakin sonrasında şimdiki Mısır’daki General Sisi gibi bir haine yani Kenan Evren’e darbe yaptırarak bir çok kazanımlarımızı kaybetmiş ABD’nin tekrar insafına terk edilmiştik. Sonrasında aşağıda sadece birkaç tanesini yazacağım ağır suikast ve kalleşliklere maruz kaldık.

Muavenet Muhribini; kaza olması imkansız olan ve US Saratoga Uçak gemisinden atılan 2 adet Sea Sparrow füzesi ile vuran ABD’nin bir başka yalanına şahit olmuştuk. Neymiş; kaza ile ateşlenmişmiş. Hiç utanmadılar. Bizim siyasetçilerimiz ve amirallerimiz ise gemi komutanı Kudret Güngör de dahil 5 şehit verdiğimiz halde gıkını dahi çıkaramadılar. Aynı Süleymaniye’de askerlerimizin başına çuval geçirdikleri zaman protesto edemediğimiz gibi.

Cumhurbaşkanı Özal, Muhsin Yazıcıoğlu ve Orgeneral Eşref Bitlis’in şehit edilmesi ABD’nin sadece birkaç tane suikast olayıdır. Faili meçhul cinayetlerin büyük bir kısmı bu ülke tarafından planlanıp buldukları tetikçilere işlettirilmiştir. Darbeci askerler yüzünden itibarımız ve onurumuz yerle bir edilmiştir…

Hâlbuki Osmanlı Devletine karşı parası ödendiği halde teslim etmediği kruvazörler yüzünden İngiltere Krallığı ile savaşa girmiş şanlı bir geçmişimiz var. Sabetay Yahudilerinin oyuncağı olmuş diplomat, asker ve siyasetçiler yüzünden haklı olduğumuz konularda dahi boynunu büküp eğilen bir duruma düştüğümüzü defalarca dile getirmek zorunda kaldım. Fakat şanlı ecdadımız gibi yine onurlu ve başı dik bir politika uygulamak için önümüzde çok önemli bir zaman dilimine gelmiş bulunuyoruz.

Temmuz ayı içinde gelecek S400 füzeleri yüzünden ABD’nin yaptırımları başlayacak. Daha kötüsü 1.5 milyar dolar ödediğimiz F 35 uçaklarımız verilmeyecek. Bunun ABD’ye ağır bir bedeli olacağının bir şekilde gösterilmesi gerekiyor. Bunun için yapılacak en kestirme yol ülkemizdeki bütün ABD üs ve askeri tesislerinin kapatılması olacaktır.

İşte bu yapıldığı takdirde Ortadoğu’da ABD’nin eski gücü kalmayacaktır. Elbette bunun Türkiye’ye zararları da olacaktır lakin ABD’nin tamamen yalan ve aldatmacası ortaya konulacaktır. Bu şekildeki onurlu bir politika yüzünden tüm dünyanın takdirini kazanan bir ülke olacağız. Bundan kimsenin şüphe duymaması gerekir.

Bu arada ABD’nin dünyayı aldattığı koca koca yalanlarını da serişte etmek lüzumu doğacaktır. Yakın tarihlerden başlayarak en önemlilerinden bir kaçını sıralayalım:

11 Eylül saldırısının ABD’nin derin devletinin işi olduğu, ikiz kulelerle birlikte yıkılan diğer gökdelenlerin yerleştirilen patlayıcılar ile dikine olarak çevreye neredeyse hiçbir zarar vermeden gerçekleştirildiği…

Irak’a saldırarak petrolüne el koymak için gerçekleştirilen ve bahane olarak ileri sürülen “kitle imha silahları” yalanı ile dünyanın nasıl aldatıldığını… (Gerçi bunun yalan olduğunu kendileri de kabul etmiştir)

Bugünün teknolojisi ile dahi Ay’a insanlı bir yolculuk yapmak hala zor iken, ABD’nin başkanları gibi bir yalan makinesi olan NASA’nın, 50 yıl önce 6 defa Ay’a insanlı uçuş yaptığını… (20 Temmuz 2019 bu büyük yalanın tam 50. Yıldönümüdür)

Japonya’nın ABD üssü Pearl Harbour’a baskın yapılacağını bildiği halde bundan habersizmiş gibi davranarak binlerce Amerikan askerinin öldürüldüğünü…

Ve dahi nice asılsız olaylarla kurgulanmış  ve bugüne kadar gelmiş “Yalan İmparatorluğunun” içyüzünü açıklama zamanı gelmiştir.

Önemli gördüklerimi sıraladığım bu yalanlardan başka daha nice fenalıklara ev sahipliği yapmış ABD’nin haddini bildirme zamanı gelmiştir. Bunun için İngilizlere karşı yaptığımız gibi savaşmaya da gerek yoktur. Sadece gerçekleri bilimsel yollarla kamuoyuna duyurup bu yalancıların şeref ve itibarlarını yerle bir etmek lüzumu vardır.

Yakın bir zamanda ABD’nin füzelerini İran’a göndererek bu ülke üzerinde baskı kurmaya çalışacağını göreceğiz. Daha önce büyük bir skandala dönüşerek onlarca askerini ve helikopterlerini kaybeden bu “Yalan İmparatorluğuna” karşı İran’ın bu sefer gücü yeteceğini sanmıyorum. Onların gücü sadece masum Suriyelilere yeter. Lakin Türkler, İranlılar gibi değildir. ABD’nin yaptığına-yapacağına pişman olacağı bir zaman yaklaşmıştır.

Bir söz vardır “Yalanlarla istediğin yere kadar gidebilirsin fakat geri dönemezsin” diye. İşte günümüzde ABD’nin yaşadığı en korkunç gerçek budur. Bunu birisinin hatırlatması gerekmektedir.

Rabbimden niyazım bu FETÖ örgütü ve elebaşı Gülen’le birlikte Siyonistlerin zulümlerine de ev sahipliği yapan ABD’nin “Kahhar” bir el ile cezalandırılmasıdır, vesselam…


YORUMLARA GÖZAT (8)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.