Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Binali Yıldırım için, “Arkasında başarı hikâyeleri var” demezler miydi?..

-

“Bakanlık, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı döneminde önemli başarılara imza attı, dünya onu yakından tanıyor” diye övmezler miydi?

Peki, böyle birini, hangi akla hizmeten, arkasında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı ve 18 günlük İBB Başkanlığı macerası dışında hiçbir  “başarı hikâye”si bulunmayan Ekrem İmamoğlu’nun karşısına çıkarıyorlar? 

Neyse, gelin biz olacaklara bakalım: Bir kere ikisi de kötü hatip, bir birlerine hitabet ustalığıyla üstünlük kuramazlar…

İmamoğlu “proje yarıştırma”ya kalkışmaz, yaya kalacağını bilir; zira AK Parti’nin icraatlarına ve projelerine, CHP’nin hayalleri bile ulaşamaz!

Geçmişi belli, geçmiş iktidarları döneminde yaptıkları belli: Geleceğe ilişkin bir şeyler söyleyebilmek için geçmişten referans vermek gerektiğine göre, İmamoğlu bu konuda yaya… Proje konusuna gireceğini de hiç sanmıyorum. O zaman ne konuşacak? FETÖ kanalında sunuculuk yaparken yaşadıklarını mı anlatacak?..

Beylikdüzü Belediye Başkanlığı sırasında nasıl Makarios heykeli diktiğini, AVM’lere nasıl ortak (kendi itirafıdır) olduğunu mu söyleyecek?

Mazbatası verilmeden “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı” unvanını nasıl tepe tepe kullandığını, Anıtkabir defterini bu unvanla imzaladığı için koca defterin kaldırıldığını, iki haftacık kaçak-göçek İBB Başkanlığı döneminde ilgisiz kişileri yetkilendirip veri tabanını nasıl kopyaladığını, kitap fuarını nasıl yasakladığını, mahkeme kararıyla mazbatası iptal edildikten sonra bile VIP’ten nasıl geçmek istediğini, izin verilmeyince devletin valisine nasıl “it” dediğini mi konuşacak?..

Şimdiden söyleyeyim ki, bu konulara hiç girmeyecek…

Ne konuşacak o zaman?

Tabii ki, öncelikle “mağdur” rolü oynayacak. Yanı sıra gençliğini ve enerjisini öne çıkaracak. Sevgi ve birlik/beraberlik mesajları eşliğinde, gülücükler dağıtacak. 16 milyonu kucaklamaktan söz edecek.

Kısacası, arkasında bir “başarı hikâyesi” olmayan birinin yapması gereken ne varsa yapacak. Baştan sona güçlü bir “imaj cilâlama çalışması”na şahit olacağız: Bu da AK Parti dışında iktidar görmemiş CHP dönemi İstanbul’unu hiç yaşamamış yeni yetme seçmenlere çok cazip gelir!

CHP’nin “image maker”leri eminim günlerdir buna çalışıyorlar. Öyle palavralar hazırlıyorlar ki, duyunca dudaklarınız uçuklayacak, “bu kadar da olmaz” diyeceksiniz.

İşte bu yüzden, Yıldırım’la İmamoğlu’nu televizyonda karşı karşıya getirmenin AK Parti açısından mantığını bulamıyorum.

Ama artık iş işten geçti. Bari İmamoğlu’na HDP ile işbirliğinin neresinde olduğu, kazanması halinde nasıl bir diyet ödeyeği sorulsun. Çünkü bu konu çok tehlikeli... 

İSKİ’yi HDP’ye verirse, bir PKK militanı periyodik olarak evlerimize gelip su saatlerimizi okuyacak demektir. Herhalde bununla kalmayıp hakkımızda her türlü tespiti de yapacaklar…

İSPARK’ı verirse, İstanbul sokaklarında PKK’lılar dolaşacak. Arabalarımızın kayıtları tutulacak. Bu bilgiler birleştirildiğinde ise kimin hangi saatte nerede olduğu, neler yaptığı ortaya çıkacak: Bu ise önce İstanbul’da, sonra da tüm Türkiye’de müthiş bir “güvenlik zaafı” oluşturur. 

Hayırdır: Artık Kandil’de bile tutunamaz olan eşkıyayı Türkiye’nin en büyük şehrine indirecek kadar gaflette miyiz?

NOT: Oturumun yöneticisi hakkında ise hiçbir şey söylemiyorum. Küçük dilimi yuttum kaldım!

 


YORUMLARA GÖZAT (21)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.