Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Dini geleneğimizde kadına şiddet var mı?

Bir aktör, “birlikte” yaşadığı artisti dövüyor ve Türkiye’de kıyametler kopuyor.

Bir anda ekonomi unutuluyor, terör unutuluyor, dövülen, hatta öldürülen binlerce isimsiz kadın unutuluyor, Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda katledilip cesedi parçalanan gazeteci Adnan Kaşıkçı unutuluyor, enflasyon unutuluyor…

Türkiye bir anda sinema oyuncusu bir erkeğin şarkıcı bir kadına “şiddet” uygulamasına kilitleniyor!

Her konuda olduğu gibi bu konuda da şakkadanak ikiye bölünüyoruz: Kimi “kadına şiddet” olgusundan olaya bakıyor, kimi “nikâhsız beraberlik” penceresinden; “al takke ver külah”, günlerdir kavga ediyoruz!

Herkesin kendi yorumu “tek doğru yorum” olduğu için de ne “şiddeti protesto” da anlaşabiliyoruz, ne de artık aile yapımızı tehdit boyutuna gelen “nikâhsız beraberlik” konusunu irdelemede…

Sözde hepimiz “şiddete karşıyız”, ama “şiddet” gevezeliğinin üstüne biz de başka biçimde “şiddet” üretiyoruz! Bunu fırsat bilen bazı çevreler de “İslâm’da şiddet var” diyerek fırsattan istifade şiddet”i İslâm’a bulaştırmaya çalışıyor.

Hayır: Bilebildiğim kadarıyla İslâm’da “kadına şiddet” yok! Tam tersine “müsamaha” var. O kadar ki, Peygamber Efendimiz, vahye dayalı “Yürek inkılâbı”“kadın hakları” üzerinden gerçekleştirmiş; Risaletten önce diri diri gömülen kadını kurtarıp hayata katmış, saygınlık kazandırmış, eşlerine daima saygı ve sevgi çerçevesinde yaklaşmış, onları övmüş, yük olmamak için de kendi işini kendisi görmüştür.

Ayrıca da “Veda Hutbesi”nde “kadın haklarına riayet” vurgusu vardır: “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emri ile helâl kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.” 

Peygamberimizin herhangi bir eşine bir fıske vurduğunu, hatta onlara bağırdığını, azarladığını söyleyen tek bir rivayet dahi yoktur. 

Bu yüzden “kadına şiddet”in referansı “din” olamaz. Zaten Kur’an-ı Kerim, “örnek kadın” kıssalarıyla doludur. Selçuklu-Osmanlı kadınlarının da her cihetten örnek aldıkları bu kadınlardan bazılarını hatırlamakta fayda var...

Hz. Havva: Cennetten çıkarıldıktan sonraki hayatıyla sabrın, dirayetin ve direncin timsali olmuş, tamamen yabancısı olduğu bir dünyada, duyguları sayesinde hayatta ve ayakta kalabilmeyi başarmış, Selçuklu-Osmanlı kadınına bu haliyle en güzel örneği teşkil etmiştir. Bu bağlamda her kadın biraz Hz. Havva’ya dönüşmüştür. 

Hz. Hacer: Bebeğiyle çölde yalnızlaştırıldığı demde umudunu yitirmeden bebeğine su aramaya çıkan ve bu canhıraş çabası Zemzem’le ödüllendirilen “anne”. Osmanlı annesi, hayata Hacer’ce yaklaşır, pes etmeyi, vazgeçmeyi bilmezdi.

Hz. Asiye: Firavun’un sarayında Hz. Musa’yı büyüten aklın ve iradenin timsali olarak büyük bir örnektir. Firavun gibi kuşkucu birinden kaynaklanan tüm zorlukların üstesinden gelmiş, aklı ve zekâsıyla sorunları aşıp bir büyük Peygamber’e “annelik” etmişti… Her Osmanlı kadını Hz. Asiye gibi olmak ister, o örneğin ışığında ailesine yönelik tüm saldırıları püskürtmeyi başarırdı…

Hz. Meryem: Horlanıp dışlanmasına rağmen, oğlunu doğurup büyütmüş, “kadın” kimliğiyle tüm hayata meydan okumuştu. Osmanlı kadını da, yeri geldiğinde tüm hayata meydan okur, bir anda Meryemleşip tüm tehdit ve tehlikeleri göğüslerdi…

Hz. Hatice: Efendimiz’in Peygamberliğini ilk o öğrenmiş, ilk o tabi olmuş, maddi-mânevi tüm varlığını Peygamber-i âlişan’ın emrine tereddütsüz tahsis etmiş, bu teslimiyeti ve kararlılığıyla da Allah’ın selâmına mazhar olmuştu…

Efendimiz, ondan şöyle bahsediyor: “Bütün insanlar beni yalanlarken, o beni tasdîk etti; insanlar benden kaçarken, o beni destekledi...” 

Kız çocuklarının “ihtiyaç fazlası” sayılarak diri diri toprağa gömüldüğü bir dünyada, Hz. Hatice âşık olduğu erkekle evlenme iradesini gösteriyor…

Hz. Hatice Validemiz’in bu tavrı, erkek egemen bir dünya düzenine derin ve anlamlı bir meydan okuyuştur; bu bakımdan, sadece Müslümanlığıyla değil, meydan okuyan kadınlığıyla da Osmanlı kadınına örnek ve önder olmuştur.

Hz. Ayşe: Erkeklerin iftirasına (meşhur Ifk Olayı) uğrayıp herkes tarafından terk edildiği dönemde bile dimdik ayakta kalabilmiştir. 

Dini geleneğimizde bunlar var. Yarınki yazımızda da “Millî geleneğimizde kadın”a bakalım.

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.