ÖDÜLLÜ TYT SINAVI
TAMAMLANDI ESKİ SINAVLAR
İÇİN TIKLAYIN

Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Her şeyde taklit

-

Avrupa’yı taklit uğruna önce imanımızdan koptuk. İmanımızdan kopunca insanımızdan koptuk. İnsanımızdan kopunca toplumumuzdan, kültürümüzden, tarihimizden, medeniyetimizden, sanat anlayışımızdan, hatta coğrafi mânâda toprağımızdan koptuk.

İmanımızı inkârla başladık, kendimizi inkâr gayyasına düştük: Dinlemeyişimizin en önemli sebebi budur!

Sanatta bile pek bir varlık gösteremeyişimizin sebebi de budur. “Taklit aslını yaşatır” derler. Hiçbir kopya aslı kadar iyi olamaz!

Resimde kopyacılık…

Heykelde kopyacılık…

Müzikte kopyacılık…

Romanda kopyacılık…

Sinemada ve tiyatroda kopyacılık.

Tabiatiyle bu kopyacılık bizi götüre götüre Avrupa’nın sanatı da vahşileştirip müstehcenleştiren tek dünyalı anlayışına götürüyor.

Oysa sanat ebediyet arayışıdır!

Sanat, toplumun dinamiklerini yansıtan güzellemedir. ..

Sanatın maksadı Sâni-i Zülcelâl’e köprü olmaktır.

Kalem, iyiyi, doğruyu, güzeli arama cehdiyle işlerse mukaddestir.

Her türlü taklitçilikte, kopyacılıkta, arabeskleşmede, Tanzimattan bu yana istikametini bir türlü bulamamış aydınımızın dramı var.

Aydın, “izm”lere toslaya toslaya şuurunu uçurmuş, başkalarını taklit belasına kendi toplumunun değerlerine yabancılaşmışsa “toplumsal değerler”i nasıl inşa etsin?

Aydınımız, iki yüz yıldan bu yana Avrupa’da filizlenen her yeniye avuç açıyor, kendi içindeki eskimez yeniyi ise hep horluyor.

Sonuçta tefekkür ummanımız kuruyor, düşünce hayatımız güdükleşerek kırk yamalı bohçaya dönüyor. Biraz kadim Yunan, biraz Yeni Dünya, bir parça Türk ve tepeleme Avrupa…

Yıllar tam bir kavram kargaşası: Sanat-edebiyat bu kavram kargaşasının ve “yeni” adına ithal edilen kaypaklıkların topluma çıkarılan faturası. O da güdük, o da kendi değer ölçülerinden ve kendi insanından uzak, nihayet o da kırk yamalı bohça...

Bu mantıkla doğru düzgün edebiyat, aklı başında sanat yapılamaz. Nitekim de yapılamıyor.

Yapılamaz. Henüz kendini bulamamış sanatçı toplumunu nasıl bulsun? Toplumunu bulamamış sanatçı o topluma has sanatı nasıl üretsin?

Sanat-edebiyat yapılamıyor, diğer konularda olduğu gibi bu konularda da bol bol gevezelik yapılıyor.

Çare diyeceksiniz, elbette var. Önce kendimizi, sonra insanımızı, ardından muhitimizi keşfetmekten ibarettir, çare.

Batıyı taklit belâsına arabeskleşen insanımızı Kur’ân insanına yaklaştırabidiğimiz ölçüde bunu başaracağız.

İşte o zaman edebiyatta ve sanatta mükemmele yaklaşacağız.

 


YORUMLARA GÖZAT (8)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.