ÖDÜLLÜ TYT SINAVI
TAMAMLANDI ESKİ SINAVLAR
İÇİN TIKLAYIN

Zekeriya Say

Zekeriya Say

Ankara…CHP… Rant… Ve tanıdık bir hikâye!..

-

İsmet İnönüdört arkadaşıyla birlikte 9 Ekim 1923’te, Ankara’nın başkent olması için Meclis’e yasa önerisi verdi. 

13 Ekim 1923’te ise Ankara başkent ilan edildi. 

Başkent ilan edildiğinde Ankara’nın nüfusu sadece 20 bindi.  

Üç yıl sonra nüfusu 74 bine ulaşmıştı. 

Bir bozkırı andıran Ankara’nın artık bir imar planına göre sıfırdan inşa edilmesi gerekiyordu. 

Zira! 

Anadolu’nun ortasında süratle imal edilecek bu asri ve mamur başkent, Mustafa Kemal’in yeni ideolojisinin hem sembolü olacak hem de medeniyetin de merkezi haline gelecekti. 

Ankara’yı sıfırdan imal etme görevi Alman mimar Hermann Jansen’e verildi. 

Jansen, Ankara’nın 300 bin kişiye ulaşacağını varsayarak bir plan hazırladı. 

Bu plan, 1932'de onaylanarak yürürlüğe girdi. 

Plana göre, Atatürk Bulvarı kentin ana omurgasını oluşturuyordu.  

Ayrıca! 

Kale içindeki eski kentin korunması, yeni kentsel gelişmenin ise kale çevresinde uygulanması öngörülüyordu.  

Böylece, 

Başkentin ticari merkezi Ulus'ta, yeni yönetim merkezi ise Yenişehir'de olacaktı. 

Bu sayede; 

Bozkırın ortasında geniş bulvarları, en fazla üç katlı ve bahçeli evleri ve ziyadesiyle yeşil alanları olan bir Ankara inşa edilecekti. 

* 

Ankara İmar Komisyonu ReisliğineAtatürk’ün Çankaya Köşkü’ndeki rakı sofralarının vazgeçilmez müdavimlerinden olan gazeteci Falih Rıfkı Atay atandı. 

Atay; 

Ankara, Atatürk’ün büyük işleri ve eserleri arasındadır” diyerek, Ankara’nın kuruluş hikâyesini Bir Şehir Yapmak başlığıyla “Çankaya” kitabında şöyle anlatıyor: 

Mimarî kültürümüzü tamamiyle kaybetmiştik.  

İmar işleri için elimizde Avrupa örneklerinden Türkçeye çevirdiğimiz belediye nizamname maddelerinden başka bir şey yoktu.  

İlk akla gelen şey, Avrupa’dan bir Frenk şehirci çağırarak plân yaptırmak ve hükûmetle dışarıdan gelen memurları yerleştirmekti. 

* 

Üç adayın katıldığı yarışmayı kazanan Alman kent mimarı Hermann Jansenplanını hayata geçirmeye başladığında; 

Atatürk, Cumhurbaşkanı… 

İsmet İnönü, Başbakan… 

Şükrü Kaya ise Dahiliye Vekilidir. 

Profesör Jansen, Atatürk’le ilk buluştuğu zaman masanın üstüne proje taslağını koyarak, Mustafa Kemal’e sorar: 

Bu planı uygulayacak kadar güçlü müsünüz?" 

Alman mimara "Evet" diyen Atatürk, 

Bu planı uygulayacak kadar güçlüyüz... Sen planını yap... Kimse bozamaz.. diye teminat verir vermesine de. 

Jansen’in sorusuna da çok kızar. 

Ve yanındakilere; 

Bir Ortaçağ saltanatını yıkarak, yerine devlet kurmuşuz... Bütün bunları başaran bir rejimin, bir kent planını uygulayacak güçte olup, olmadığı nasıl sorulabilir. diyerekaçıklama yapma gereği duyar. 

* 

Jansen’in planının uygulanması için kamulaştırma yapılması gerekmektedir. 

Başvekil İsmet İnönü ise devletin fakir olması hasebiyle; 

Bunun için yüz bin liradan fazla para veremem”, diyerek ayak diretir. 

Bu para ile o arsaların alınabilmesi için metrekaresine sadece bir lira ödemeleri gerekir. 

Öyle de yaparlar. 

Fakat daha önce uyanıklık ederek o bölgelerden arsa toplayan Atatürk’ün yakın arkadaşları bu fiyata itiraz ederler. 

Durum Atatürk’e izah edilince, kimse korkudan sesini çıkaramaz ve planın uygulanacağı alan 118 bin liraya kamulaştırılır. 

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bugünkü arazisi için ise ekstradan 20 bin lira gerekmektedir. 

Projenin tatbik edilmesi gecikince, 20 bin liraya alınacak meclis arazisi, iki buçuk milyon liradan fazla para ödenerek kamulaştırılır. 

* 

Jansen’in hazırladığı imar plânında, evsiz fakirlere verilmek üzere bir ucuz arsalar bölgesi de ayrılmıştır 

Bu arsalar her isteyen fakire parasız verilebilecektir fakat bunun için ufak bir kulübe de olsa yapılan binanın bir mühendis tarafından kontrol edilmesi şartı konulmuştur. 

Bu kural hakkıyla uygulanmayınca, Ankara Kalesi’nin etrafı gecekondularla dolar. 

Böylece 

Ankara Belediyesinin zafiyeti sayesinde tüm Türkiye’de gecekondulaşma faciasının yaşanmasının önü açılır. 

* 

Falih Rıfkı Atay hatıratında, CHP’lilerin Ankara’da imar rantına nasıl bulaştıklarını ise şöyle anlatıyor: 

 Bir gün imar mütehassısına Atatürk’ün yakınlarından biri için yaptıracağı bir ev projesi getirmişlerdi.  

Mütehassıs bana geldi: 

Çankaya’dan getirdikleri için tasdik ettim. Fakat bu sokağa dükkân yapılmayacak, dedi. 

Atatürk meseleyi duyunca: 

Bizim için plân bozulmaz, hemen dükkânı hazfettiriniz, emrini verdi. 

O ev şimdiki Mithatpaşa Caddesinde dükkânsız yapılmıştır. 

Fakat bir İstanbul Milletvekili, garaj bahanesi ile aynı sokaklardan birinde dükkân ‘’kaçırdı’’.  

Bir başka milletvekili kat ‘’kaçırdı’’.  

Belediye göz yumdu.  

(Bu durum) hiç şüphesiz bugüne kadar harcadığımızdan daha az masrafla elde edeceğimiz yeryüzünün en ileri şehri hayalini mahvetti. 

* 

Atay bir başka örnekte ise; 

“Yerli imara yıllarca hâkim olanlardan biri, Ankara’ya on parasız gelmişti. Yüz binlerce lira kazandı ve parasını Amerika’ya aktardı. 1945’te New-York’a gittiğim vakit, Ankara’daki ecnebi inşaatından çalan bir hırsız mühendisle onun şirket kurmuş olduğunu öğrenmiştim.” diyerek, tek parti döneminde Ankara’da yapılan imar rantının boyutunu gözler önüne sermişti. 

* 

Nerede arsacılar lehine bir plân değişikliği duyarsanız, hemen hırsızlığa hükmediniz” diye kesin kanaat belirten Falih Rıfkı Atay, CHP’nin tek parti diktasın altında dönen rant çarkı ise; 

Ankara’da milyonlar çalınmıştır” sözüyle itiraf ederken… 

Sabit olmuştur ki, Mustafa Kemal, şapka ve Lâtin harfleri devrimlerini başarabilecek kadar kuvvetli bir idare kurmuş, fakat bir şehir plânını tatbik edebilecek kuvvette bir idare kuramamıştı. diyerek, Atatürk’ün, hırsız CHP’liler yüzünden Jansen’e verdiği söz karşısındaki acziyetini de teyit etmişti. 

* 

Bir hatırlatma:  

Mustafa Kemal 10 Kasım 1938’de öldükten tam bir ay sonra, 9 Aralık 1938’de, 

"İmar İdare Heyeti 131 sayılı kararı alır. 

Karara göre,  

Atatürk öldüğü için artık Jansen’in hizmetlerine ihtiyaç kalmamıştır. 

* 

Bir itiraf: 

Çetin AltanUlus gazetesinde günlük küçük fıkralar yazdığı 1953 yılında, bir gün İsmet Paşa'ya: 

Ankara'yı niye başkent yaptınız? diye sorar. 

İnönü’nün verdiği yanıt ise ibretliktir: 

Senden yana olanlara bir şeyler vermezsen, niye senden yana olsunlar ki? 

 * 

İtiraf ne kadar taze ve tanıdık değil mi? 

Tıpkı; 

CHP’li eski vekil Sinan Aygün’ün, imar rantı karşılığında 25 milyon lira rüşvet vermediği için CHP’li Mansur Yavaş’ın onun karşısında tavır aldığını açıklaması gibi.. 


YORUMLARA GÖZAT (13)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.