Gündem
Gülerce: Denize düşen Gülen HDP'ye sarılıyor
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı eski Başkanı Hüseyin Gülerce: “HDP baraj altında kalırsa Paralel Yapı da düşer”,“Gülen denize düştü HDP’ye sarılıyor”
MEHMET ÖZMEN / ANKARA Bir dönem Fetullah Gülen’in en yakınındaki isimlerden biri olan Hüseyin Gülerce, Fetullah Gülen’de istihbarat örgütü mantığıyla tuhaf bir gizlilik hastalığı olduğuna dikkat çekerek, cemaat merkezli yaşandığı iddia olunan ihanet olaylarının temelinde cemaat mensuplarına aşılanan gizlenme hassasiyetinin olduğunu söyledi.
17-25 Aralık kirli darbe teşebbüsünden sonra Fetullah Gülen ve Paralel Yapı’ya yönelik sert eleştirilerde bulunarak Zaman’dan istifa eden Hüseyin Gülerce, Akit’in gündeme dair sorularını yanıtladı.
İşte o söyleşi:
HDP BARAJ ALTINDA KALABİLİR
1 Kasım’da sandıklardan nasıl bir sonuç çıkacak sizce?
Benim tahminim tek başına iktidar olmak için gerekli 276 milletvekilini alıp, Ak Parti’nin tek başına iktidara geleceği şeklinde. Ama şöyle bir ihtimali de ben göz ardı etmiyorum. HDP baraj altında kalabilir. Bu son yaşananların, bilhassa PKK ile mücadelede gelinen noktanın HDP seçmeni üzerinde nasıl bir etkisi olduğu ve MHP seçmeni üzerinde nasıl bir etkisi olduğu kamuoyu yoklamalarına yansımıyor. Yani MHP seçmeni çözüm sürecinden rahatsızdı ve terörle etkin bir mücadele edilmesini savunuyordu. Şu anda 30 yıllık PKK Terörü ile mücadelede bu güne kadar elde edilememiş büyük bir sonuç var. Genel Kurmayın, Cumhurbaşkanının, Başbakanın verdiği rakamlara göre iki binden fazla terörist etkisiz hale getirilmiş. Daha önce bu çapta terörü ezme, teröristi saf dışı bırakma sonucu alınmamıştı. Bu durum MHP tabanı üzerinde nasıl bir etki yapacak? Kendilerine göre: ‘’ Ak Parti çözüm süreci yanlışından döndü, terörle kararlı bir mücadele veriliyor, bu mücadelenin devam etmesi için Ak Parti’yi desteklemem gerekiyor.’’ diyen seçmen oranı nedir, bunu bilemiyoruz. Bu durum bir sürpriz yapabilir. İkincisi; terör bitsin diye HDP’ ye oy veren Güneydoğulu seçmenler aslında HDP’ ye destek vermedi. Güneydoğulu seçmen, siyaseti öne çıkaralım, dağdakiler de gittikleri yolun yanlış olduğunu anlasınlar düşüncesi ile HDP’ ye oy verdi. Ama şimdi devletin PKK ile çok kararlı bir mücadelesi var. Bu durum Güneydoğulu seçmeni nasıl etkilemiştir? Bu iki durum; yani MHP tabanı ve HDP tabanının etkisi 1 Kasım seçim sonuçlarını sürpriz bir şekilde değiştirebilir. Son bir ihtimal en önemli sürpriz de şu olur; HDP barajın altında kalabilir ki o zaman anayasa değişikliği ile ilgili Ak Parti büyük bir meclis çoğunluğu elde eder.
PKK TERÖRÜNÜN YENİDEN HORTLAMASI HDP’Yİ BARAJ ALTINDA BIRAKABİLİR
-HDP’ yi baraj altında bırakan sizce hangi tutum ve davranışları olabilir?
HDP’ yi baraj altında bırakan şey, PKK terörünün yeniden hortlaması ve Kürt asıllı seçmen nezdinde siyaset yoluyla yani HDP yoluyla bir çözüm çıkmayacağı. Dolayısıyla çözümü yine AK Parti hükümetinin tedbir ve reformlarında, yeni bir anayasada aramak gerektiği düşüncesi HDP’yi baraj altında bırakabilir.
“KOMİNİST RUSYA’DA YAŞIYORMUŞ GİBİ GİZLEYİN KENDİNİZİ”
-Fethullah Gülen’in devletin önemli mercilerine yerleştireceği kızların başörtülerini açmalarını, gerekirse içki dahi içmelerini söylemesindeki sebep neydi? Neden böyle bir yöntem uygulandı?
Fethullah Gülen’de bu hareketi başlattığından beri bir gizlilik hastalığı var. İlk halkadaki kişiler; “Komünist Rusya’ da yaşıyormuş gibi gizleyin kendinizi” der. Hatta AK Parti iktidara geldiğinde Fethullah Gülen, bürokraside bulunanların hükümetin isteklerine olumlu cevap vermemesini istedi. Anlaşılan, özellikle yargıda ve emniyet içerisinde terörle mücadele ve istihbarat birimlerinde kendilerini çok ciddi gizlediler. Eşlerini plajlara götürüp bikiniyle denize soktuklarına dair bana aktarılanlar oldu. Mütedeyyin olarak yetişip sonrasında başörtüsünü açmak ve hatta bikini ile denize giden bir kadıncağızın dünyası nasıl alt üst olur? Bir din adamının bir Müslümana böyle bir şey söylemeye hakkı var mı? Dine hizmet bu şekilde olur mu? Bunun dine hizmetle ne alakası var?”
GÜLEN’İN TALİMATIYLA İNSANLAR HARAM YOLLARA SAPIYOR
-Peki tabandaki insanlar gerçekleri göremiyor mu?
İşte hipnozun gücüne bakın! Bir Müslümana, harama gidecek yolları serbest hale getirecek telkinler var. Aynı şey Bank Asya olayında olmadı mı? Bank Asya’yı nasıl tabana tavsiye ettiler? İşin içinde faiz yok dediler. Fakat operasyonlar başlayınca ne dediler: “Başka bankalardan faizle kredi çekin, Bank Asya’ya yatırın.’’ Ve bunu Türkiye’de on binlerce insan yaptı. Faiz olduğunu bile bile kredi aldılar. Yani Gülen bir şey söyledi mi bu insanlar, rahatlıkla bazı gerekçelerle haram yollara sapabiliyorlar. Din alimi olarak bilinen biri, haber yollayınca helalle haramın yeri değiştirilebilir mi?
PARALEL YAPI DENİZE DÜŞTÜ VE HDP’YE SARILDI
- Paralel yapının ve Fetullah Gülen’in 1 Kasım seçimlerine yönelik seçim öncesi ve seçim sonrası stratejisi nedir?
Paralel yapının stratejisi kesinlikle HDP’nin desteklenmesidir. Çünkü Erdoğan’ın durdurulması ve AK Parti’nin tek başına iktidar olmasının engellemesi, sadece ve sadece HDP’nin barajı aşmasına bağlıdır. Cemaattekiler, HDP’nin barajı aşamaması halinde, işlerinin biteceğine inanıyor. AK Parti yeniden tek başına iktidara gelirse paralel yapı için hiçbir ümit kalmıyor. Dolayısıyla bütün Türkiye’de HDP’yi destekleyecekler. Mesela hiç milletvekili çıkaramayacakları yerler var o illerde de HDP’yi destekleyecekler. Neden? Türkiye genelinde oyların artması ve HDP’nin barajı aşması için. Çünkü şu anda paralel yapı denize düşmüştür ve HDP’ye sarılmaktadır. Başka da tutunacağı hiçbir dal yoktur.
HDP BARAJ ALTINDA KALIRSA PARALEL YAPI DA DÜŞMÜŞ OLACAK
-Yani HDP baraj altında kalırsa paralel yapı tam düşmüş olacaktır.
Paralel Yapı, geleceğini HDP’ye bağlamış durumda. HDP baraj altında kalırsa Paralel Yapı da düşmüş olacak. HDP barajı aşmadığı halde paralel yapı en büyük darbeyi önümüzdeki günlerde alacağını düşünüyor. Dolayısıyla hiç bir eleştiriye aldırmadan HDP’yi destekliyor, eleştirilere cevap bile vermeden HDP’yi desteklemeye devam edecekler. Paralel yapı HDP’yi desteklemekle milliyetçi muhafazakâr kesimin nezdinde tüm gemileri yaktı. Artık geriye dönüşleri yok. Mütedeyyin kitlede artık hiçbir itibarları ve güvenilirlikleri kalmadı. Bugüne kadar savundukları bütün ilkeleri çiğneyerek HDP’yi desteklediler. 1 Kasım’da da HDP’yi destekleyecekler ve bu vebalden de kurtulamazlar.
DOĞAN VE GÜLEN MEDYASI HDP’NİN BARAJ ALTINDA KALMASINI ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR
-Peki Ankara Katliamı’ nın kazananı ve kaybedeni kimdir? Bu durum sandığa nasıl yansır?
7 Hazirandan iki gün önce yani zannediyorum 5 Haziranda Diyarbakır’da HDP mitinginde patlayan bomba, kesinlikle HDP’ nin işine yaradı. Bu durumu kimse inkâr etmiyor, farklı bir şey söyleyen yok. Bence bu olayı da kim yaparsa yapmış olsun, HDP’ nin işine yarasın diye yapılmış bir olaydı. Ben şuradan da anlıyorum bu olayı hemen hükümete ve devlete fatura etmek için HDP, Doğan ve Gülen Medyası ortaklaşa ve çok hızlı bir kampanya başlattılar. Demek ki bu olayın HDP’ ye yaraması için bir gayret var. Yapan kimdir daha ortada yok ama bu olay HDP’ nin baraj altında kalmaması için bir malzeme olarak başta HDP kullanıyor. Olaydan birkaç saat sonra devleti katil ilan etmek ne demek, faturayı ak partiye çıkarmak ne demek? Mesela adaletten, yargıdan yanaysanız bırakın deliller toplansın, failler çıksın ortaya. Ama HDP ve Doğan Medyası öyle yapmadı. Savcılık şimdi soruşturmadaki yasağı kaldırdı ve Hürriyet’in yayınlarından dolayı 9 zanlının kaçtığını söylüyor. Doğan ve Gülen Medyası Ankara’daki olayı Ak Parti’nin üzerine yıkmak suretiyle HDP’ nin baraj altında kalmasını önlemeye çalışıyorlar.
GÜL’ÜN DEMİRTAŞ’A TAZİYESİNE KARŞI HERKES SUSTU
-Ben de bu konuya gelecektim. Eski cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül’ün son zamanlarda ortaya koyduğu tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu arada tabi büyük bir talihsizlik de oldu. 11. Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül, Selahattin Demirtaş’ı arayarak baş sağlığı diledi. Bu da bana göre çok yanlış bir olaydı.Abdullah Gül’e benden başka hiç kimse, hiçbir gazeteci Selahattin Demirtaş’a taziye konusunda bir eleştiri getirmedi. Herkes sustu, bence ortada çok büyük bir yanlış var. Bence Abdullah Gül’ün Ak Parti tabanında büyük bir etkililiği vardı. Lakin şimdi devlete katil diyen Selahattin Demirtaş’a taziye dilemesi ile Ak Parti tabanındaki itibarını çok büyük ölçüde zedeledi. Bunu kendisi bile tahmin edemez.
AK PARTİ TABANINDA GÜL’ÜN İTİBARI ZEDELENMİŞTİR
-Ankara patlamasında hedef devlet ve ülkenin geleceği ise neden Abdullah Gül devletin yetkili isimlerine taziyede bulunmadı?
Evvela şunun altını çizmiş olayım; Ak Parti’nin tabanında Sayın Gül’ün var olan itibarı çok büyük ölçüde zedelenmiştir. Bunu önümüzdeki siyasi gelişmelerle ilgili bir yerlere not edelim. Ben öyle düşünmek istemiyorum ama şu şekilde düşünenler var. Eğer Erdoğan’ın durdurulması, otoriterleşmesinin engellenmesi ve Ak Parti’nin tek başına iktidar olmasının önlenmesi stratejisinin gerçekleşmesi halinde, Abdullah Gül kenarda duran bir siyasi aktör olarak devreye sokulabilir mi? Ak Parti tabanını taziye meselesinde asıl rahatsız eden şey budur. Yani ‘’Gül’e bir rol mü biçildi, Gül bir rol için hazırlanıyor mu, dolayısıyla Demirtaş’a gönderilen mesaj bu hazırlık için bir işaret midir?’’ diye Ak Parti tabanında bir tedirginlik var ve bu tabanı oldukça üzüyor. Çünkü ‘’reis’’ dedikleri liderlerinin önce Bülent Arınç sonra da Abdullah Gül tarafından yalnız bırakıldığını düşünüyorlar. Bir şeye daha dikkatinizi çekeyim; Abdullah Gül’e attığım tweet’lerle tepki koyduktan sonra bir gelişme daha oldu. Sn. Bülent Arınç bir televizyon programında Abdullah Gül’ün bu başsağlığı dileğine sahip çıktı. Bu durum da çok ilginç bir gelişme. Biliyorsunuz Ak Parti Kongresi’nin bir gün öncesinin akşamında Haber Türk’te Veysi Ateş’in programında Sn. Erdoğan’a çok ağır eleştirilerde bulundu. Arkasından, Abdullah Gül’ün bu yanlışı ve bu yanlışa Bülent Arınç’ ın sahip çıkması Ak Parti tabanında; ‘’1 kasımdan sonra, eğer Ak Parti tek başına iktidara gelmezse, Ak Parti’nin içini karıştıracak bir hazırlık yapılıyor ve maalesef bu hazırlıkta Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ a bir rol verilmek isteniyor.’’ şeklinde büyük bir tedirginlik var.
GÜLEN KİTLEYİ AYAKTA TUTABİLMEK İÇİN UMUT ZEHRİ VERİYOR
-Bana gelen bir bilgiye göre paralel yapıya mensup bazı dershanelerde “Hocamızın elinde Erdoğan’ı bitirecek çok ciddi belgeler var.’’ deniyor. Paralel Yapı’nın 1 Kasımdan sonra ikinci Gezi terörünü organize ettiği belirtiliyor. Bu iddialarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Böyle münferit olaylara bakarak bir şey söylemek istemem. Ancak hatırlayınız beni ikna etmek için Yalova’ya gelen iki kişinin başkan olanı bana; “Erdoğan, ya intihar edecek ya da akıl hastanesine kapatılacak.’’ dedi. Fetullah Gülen, insanları ikna etmek için bu tür şeyleri hep söylüyor. Aynı şekilde yerel seçimlerden önce de AK Parti’nin oylarının %23,5’a düştüğü, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilemeyeceği söylenmişti. Fetullah Gülen kendisine bağlı kitleyi ayakta tutabilmek için onlara umut zehri veriyor. Bu bir zehirdir. “Yıkılmadık, ayaktayız, bakın bir mucize olacak, Hz. İbrahim’i ateş yakmadı, Hz. Yunus balığın karnından karaya çıktı.” Bu tarz umut zehri veriyor tabandaki insanlara. Ama bence bu hareketin hizmet hareketiyle hiçbir alakası kalmadı, bu hareket Gülen hareketidir. Bir çıkış yolu bulmaları mümkün değil. 1 Kasım’da eğer Ak Parti tek başına iktidara gelirse bu hareket için sonun başlangıcıdır. Kanada’daki öğretmenin dediği ne kadar doğru bilinmez ama AK Parti tek başına iktidara gelirse bir takım çevreler içeriden ve dışarıdan Gezi benzeri olaylar için düğmeye basabilirler. Bu kaos için de paralel yapı medyası elinden geleni ardına koymaz.
AK PARTİ TEK BAŞINA İKTİDARA GELEMEZSE TEZGAH HAZIRLIYORLAR
- 1 Kasım sonrası için AK Parti’ye yönelik bir plan mı hazırlanıyor?
Eğer 1 Kasım’da Ak Parti tek başına iktidara gelemezse düşüncesiyle bir tezgâh hazırlıyorlar. O da nedir? Ak Parti’de Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ ı öne çıkarmak. Gül ve Arınç böyle bir tezgâha ‘’ Biz bu işin içinde oluruz.’’ şeklinde bir sinyal vermişlerse ben çok üzülürüm, bunu kendilerine hiç yakıştırmam ve böyle bir şeye ihtimal dahi vermek istemem. İşte Ak Parti tabanı, böyle bir tezgâhın varlığı ihtimalinden dolayı rahatsızdır. Şunu da belirtmek isterim ki; bu durum paralel yapının da işine geldiği için el altından destekleyebileceğini söyleyebiliriz yani bu tezgâhın içerisinde bulunabilirler. Çünkü paralel yapının tek derdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın durdurulması ve Ak Parti’ nin yeniden tek başına gelmesinin engellenmesi. Başka hiçbir hedefleri yok.
HİMMET PARALARINI YİYEN KUMARBAZ PARALELCİYE YÖNELİK YARGI GÖREVİNİ YERİNE GETİRMELİ
Paralel yapıya mensup bazı isimlerin Kıbrıs’ta kumar oynadığı, bir başkasının kızlarla köpük banyosu yaparken görüntüleri yansıdı kamuoyuna. Bu olaylar yapı içerisinde nasıl yankılandı?
Bu tür olaylara Gülen tavır koymadığı sürece onun bağlıları tavır koymazlar. Hatta bunu hayra yoranlar çıkar, ‘bize de şefkat tokadı gerekiyordu, bizim de bazı yanlışlarımız vardı, bunlar şefkat tokadı’ derler. Samanyolu Televizyonu’nun muhasebeden sorumlu genel müdür yardımcısının Kıbrıs’ta kumar oynadığı ortaya çıkınca iki gerekçe üretildi. Birincisi; ‘bu kişi yönetim kadrosunda ağırlığı olan bir isim değildir‘ dediler. Halbuki o ismi, Hidayet Karaca’nın İzmir’den getirdiği söyleniyordu. Bu kişi etkisiz elemansa paradan sorumlu genel müdür yardımcılığını nasıl yapıyor? İkincisi de spiker Asım Yıldırım, (bu kişi de bana, kendisine hiçbir iş yaptırmadıklarını, maaş vermeye devam ettiklerini yana yakıla anlatmıştı. Samanyolu’nda, kendisini ispatlamak için kraldan çok kralcılık yapıyor.) O bir tweet atmıştı hatırlarsanız. “Oynamışsa, kendi parasıyla oynamış, sana ne, bana ne.’’ dedi. Kumarı savunacak kadar savruldular… Bir zamanların Hizmet dünyasıyla alakası olmayan abuk sabuk bir laf.. Halbuki önemli olan, o şahsın kumarda batırdığı paraların, o birkaç milyon liranın himmet parası olup olmadığıdır. Bunun ortaya çıkması lazım. Mesela Samanyolu Televizyonu bu soruya cevap vermedi. Bu paraların himmet parası olup olmadığı yargıya intikal etmedi. Yargının da bu işin peşine gitmemesi enteresan. Çünkü bu olayın sorgulanması lâzım. Bu para nereden gelmiş? Eğer bu para himmet parasıysa yazıktır, günahtır. O iş kapatıldı mesela. Kumar konusunda kulağının üstüne yatan Samanyolu Televizyonu ve Gülen Medyası, Murat Sancak’a yapılan suikastin başka mecralara çekilmesi için kumar iddiasına nasıl sarıldığı ortada. Madem kumar konusunda bu kadar hassastınız, sizin televizyonunuzun genel müdür yardımcısının kumar oynadığı kesin olarak belgelendi, inkâr edilmedi. Siz neden kendi kumarbazınızın üzerine gitmiyorsunuz?
GÜLEN 1 KASIM SONRASI İÇİN YENİ BİR DÖNEME HAZIRLANIYOR
Ekrem Dumanlı’nın Gülen’in talebiyle istifasının ardında ne var?
Fethullah Gülen 1 Kasım sonrası için yeni bir döneme hazırlanıyor. O yeni dönemin denkleminde Ekrem Dumanlı ismi yok. Gülen, Ekrem Dumanlı isminin çok ön plana çıktığını ve kendisinin önümüzdeki dönemle ilgili hamleleri için bu ismin zararlı olacağını düşünüyor. Bu yüzden onu geri plana çekti. Artık haftada iki gün yazıyor Zaman Gazetesi’nde. Ekrem Dumanlı hala cephede savaşacak birisi olarak kalsaydı haftada dört beş gün yazdırırlardı. Duyduğum kadarıyla da şu anda Gazeteye pek gittiği yok. Zaten Ekrem Dumanlı gibi bir insan, genel yayın yönetmeninin geniş odasında oturduktan sonra gidip de başka bir odada kolay kolay oturmaz. Bunu hazmedemez, kabullenemez.
GÜLEN MEDYASI HİÇ BİR ZAMAN ÖZGÜR OLMADI, ÖZGÜR DAVRANMADI
Peki, Gülen televizyonlarının Türksat gibi bazı uydulardan atılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Atılmalı mı sizce de?
Meseleye medya özgürlüğü açısından bakarsanız bunu eleştirebilirsiniz ama ben o açıdan bakmıyorum. Medya özgürlüğü, Gülen Medyası için bir yalandan ibarettir. Hiçbir zaman özgür olmadılar ve özgürce davranmadılar. Bakınız, şu an Ergenekon ve Balyoz davalarındaki kumpaslar ortaya çıktı ve yargılamalar başladı kumpaslarla ilgili. Bütün bu kumpasların topluma aktarılmasında, toplumun manipüle edilmesinde, bilgi kirliliğinde Gülen Medyası rol aldı. Ne özgürlüğü? Biz de o dönemde gazetenin yazarı olarak alet olduk bu olaylara, çünkü belgeler konuluyordu önümüze ve biz de cuntacılarla, vesayetçilerle mücadele adına bu belgelere inanmaya hazırdık. Sadece biz değil, o günün hükümeti de bakanları da medyanın bir kısmı da, milliyetçisi de, liberali de pek çok insan onların hazırladığı kumpasa düşmüş oldu. Tezgâha gelmiş olduk. Bunu acı bir itiraf olarak yazabilirsiniz. Kimse onun için bana Gülencilerin medya özgürlüğünden bahsetmesin…
DEVLETLE SAVAŞANLARA DEVLET DE CEVAP VERİR
Yani Ergenekon ve Balyoz sürecinde paralel yapının önünüze belgeler koyarak sizi de kandırdığını mı söylüyorsunuz?
Maalesef oyuna getirildik. Acımasız, adaletsiz, yalanlarla, kumpasla yürütülen bir algı operasyonunun oyununa geldik. Belgeler önce Taraf Gazetesi’ne gidiyordu, oradan Zaman Gazetesi’ ne ve ertesi gün Samanyolu Televizyonu’nda yayınlanıyordu. Öyle bir hava oluşturuldu ki hiç tereddüt etmeden bunların doğruluğuna hepimiz inandık. Ama şimdi görüyoruz ki bir tezgâh kurulmuş. Görüyoruz ki, Gülen Medyası o dönemde basın özgürlüğünü hiç hatırlamamış. Basın özgürlüğünü bugün ağzına en son alacak medya, Gülen Medyası’dır. O yüzden ben olaya basın özgürlüğü açısından bakmıyorum. Devlete savaş açmış bir yapı var ve onun bir medyası var. Devletle savaşanlara devlet de cevap verir. PKK terörüne karşı TSK silah bıraksın diyorlar, silahlar sussun diyorlar. Teröre karşı silah susar mı hiç. Bu da terörün başka bir boyutu. Hükümetle uğraşıyorsun, Cumhurbaşkanıyla uğraşıyorsun, devlete savaş açmışsın. Manipülasyon yapıp meseleleri saptırıyorsun. Yani, basın özgürlüğünü, Gülen Medyası söz konusu olunca hatırlamak çok yanlış bir şey.
SİLAHLARLA KREŞLERİ BASAN POLİSLER SORGULANMIŞ MIDIR?
Tek bir elden derken, nasıl bir yöntem uygulanabilir?
Bence bu işin Bakanlar Kurulu’nda Başbakanın riyasetinde götürülmesi lazım. Mesela başbakan silahlarla kreşleri basan polisler hakkında emniyet teşkilatını sorgulamış mıdır? İçişleri Bakanlığına bu yönde sorular sormuş mudur? Çünkü burada ciddi bir mücadele veriliyor, bir ildeki veya ilçedeki emniyet mensuplarının bu türdeki yanlışları bütün mücadeleye zarar veriyor, bunu küçümsememek lazım. Mesela, iki tane polis bir PKK’lının cesedini araca bağlayıp sürüdüler. PKK ile mücadelede bu fotoğraf, bu görüntü çok ciddi bir zarar verdi meselenin özüne.
KREŞ VE OKUL BASKINLARINDAKİ GÖRÜNTÜLER KASTİ VERİLİYOR
Bu görüntüler paralelci polisler tarafından mı üretildi acaba?
Bu durum açıklandı. Galip Ensarioğlu açıkladı ve o kişiler açığa alındı. Tıpkı onun gibi, kreş ve okul baskınlarında da bu görüntülerin ben kasti verildiğine inanıyorum. Kontrol dışı bazı şeyler oluyor, hem PKK hem de paralel yapıyla mücadelede işin özüne zarar vermeye çalışıyorlar ve bunu yapacak mevcudiyetleri, güçleri hala var.
YURT DIŞINDA TÜRKİYE ALEYHİNE ÇALIŞMAK İHANETTİR
-Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu Fethullah Gülen’in ihanet içerisinde olduğunu düşünüyor. Sizce Gülen bu ihanetinin farkında mıdır? Değil midir?
Ben Fethullah Gülen’in bu ihanet içerisinde baştan beri var olduğunu düşünmüyorum. Bu hareket çok iyi niyetlerle, çok büyük fedakârlıklarla başlamıştır. Ama Fethullah Gülen Amerika’ya gittiğinden beri Hizmet Hareketi rayından çıktı, Gülen hareketi oldu. Hocaefendi vefat etti, artık sadece Fethullah Gülen var. Artık Hocaefendi ve hizmet hareketi diye bir şey yok. Ben, küresel güçlerin, İsrail lobisinin, Neoconların Gülen hareketini bir takım istihbaratlarla yönlendirip kullandığını düşünüyorum. Çünkü bu kadar büyük yanlışları başka türlü yapamazlar. Nedir o en büyük yanlış? Washington’da, Amerikan Temsilciler Meclisi üyelerini ve senatörlerini dolaşıp büyük çoğunluğundan Türkiye aleyhine imza topladılar. Amerika’da hiçbir lobi, Ermeni Lobisi de dâhil, bu kadar geniş bir milletvekili ve senatörden, kendi ülkeleri aleyhine Yahudi lobisinin onayı olmadan imza toplayamaz. Dolasıyla bu bir ihanettir. Bohçacı kadınlar gibi senatörleri dolaşıp Türkiye aleyhine dedikodular üretmek, jurnallemelerde bulunmak suretiyle imza toplamak, Türkiye’ye ihanettir. Buna haysiyetsiz muhbirlik denir. Erdoğan’ın durdurulması onlar için çok önemli, aksi halde Fethullah Gülen’in istediği gibi bir Türkiye olmayacak. Gülen şöyle düşünüyor: “Amerika çok güçlü ve Erdoğan’ı düşürmek istiyor. Biz de Amerika’nın yanında duralım, bu işten zararlı çıkmayalım.’’