Gündem
KAFKASSAM Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay: Ankara'da, İstanbul'da rahat yaşamak istiyorsak...
Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Genel Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, yeniakit.com.tr'ye konuştu. Oktay, "Ankara'da, İstanbul'da rahat yaşamak istiyorsak, İdlib'de ve birçok yerde işin içinde olmalıyız. İdlib'de şu an 4.5 milyon insan Türkiye'den medet beklemekte ve Türkiye'nin onları korumasını, güvenli bölge oluşturulmasını istemekte." dedi.
This browser does not support the video element.
Taha Emre Özdemir yeniakit.com.tr
Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Genel Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, yeniakit.com.tr'ye özel açıklamalarda bulundu.
Oktay, İdlib'de 4.5 milyon mazlum sivilin Türkiye'den medet umduğunu belirterek, "Türkiye sayın Erdoğan öncülüğünde bir taraftan askeri gücünü caydırıcı bir unsur olarak sahada tutarken diğer taraftan da diplomasiyi en üst noktada hareketlendirmeyi amaçlıyor." dedi.
Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (KAFKASSAM) Genel Başkanı Prof. Dr. Hasan Oktay, İdlib başta olmak üzere bölgede yaşanan gelişmeleri yeniakit.com.tr'ye değerlendirdi.
"Suriye'deki gelişmeleri Türkiye'nin geleceği ile selameti açısından değerlendirdiğimizde bu ve buna benzer olaylarla sürekli karşılaşacağımızı göz önünde bulundurmamız gerekir." diyen Prof. Oktay, "Ankara'da, İstanbul'da rahat yaşamak istiyorsak, İdlib'de ve birçok yerde işin içinde olmalıyız. İdlib'de şu an 4.5 milyon insan Türkiye'den medet beklemekte ve Türkiye'nin onları korumasını, güvenli bölge oluşturulmasını istemekte. İdlib'de önümüzdeki günlerde daha da büyük olaylarla karşılaşmamak adına Türkiye bölgede Bahar Kalkanı Harekatı'na devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin hiçbir zaman emperyal duygularla savaşmadığını vurgulayan Prof. Oktay, şunları söyledi:
"Türkiye, hiçbir zaman kendine ait olmayan bir toprağa Emperyal duygularla gitmemiştir. Emperyal bir mantıkla hareket etmiyoruz. O bölgede yaşayan insanların kendi özgüvenleri ve kendi ayakları üzerinde durabilmeleri adına bu operasyonları gerçekleştiriyoruz."
"Hem savaşmak hem de masada olmak zorundayız"
"Diplomasi, barışın sağlıklı bir zemine oturması için kullanılan bir yöntemdir. Türkiye bir taraftan askeri gücünü caydırıcı bir unsur olarak sahada tutarken diğer taraftan da diplomasiyi en üst noktada hareketlendirmek zorunda. Zaten şu anda sayın Erdoğan öncülüğünde bunu yapıyoruz. Yani askeriyenin savaşma gücünü caydırıcı bir unsur olarak kullanıyor."