Siyaset
"Babacan küçük bir bakkalı bile iflas ettirir"
"Pazartesi Sohbetleri" köşemizde bu hafta AK Parti İstanbul Milletvekili Çamlı ile kitabın ortasından bir röportaj gerçekleştirdik. Yeni partilerin toplumda bir karşılık bulmadığını ve Babacan’ın küçük bir bakkal dükkanını bile çalıştıramayacağını, iflas ettirebileceğini söyleyen Çamlı, koronavirüsle mücadeleye ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu.
-Geçen hafta ülke gündemine bomba gibi düşen İçişleri Bakanı Soylu’nun istifasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bakanımızın istifası olayı, ülkenin böyle önemli bir sürecinde hiç yaşanmaması gereken bir durumdu. Çok şükür Cumhurbaşkanımız da ferasetiyle durumu toparladı. Konu gündemden çıktı. Şimdi SiyoEmperyalizm ve içerdeki işbirlikçileriyle mücadelede omuz omuza gayret halindeyiz.
Bir yandan da Korona denen bir virüsle çetin bir mücadele ediyoruz. Dünyanın artık eski dünya olmayacağına ayakların baş olduğu bir dünya düzeninden, ayakların ayak, başların baş olacağı adil nizama hızla dönüşeceğine inanıyorum.
-‘Maaşlı trol’ açıklamanız çok tartışıldı, ne demek istediniz?
Bizim Genel Başkan Yardımcımıza sosyal medyadan bir saldırı yapıldı. Ben teşkilatın içinde doğdum, yaşım 55. Ve bir teşkilat mensubuyum, yapmayın etmeyin, doğru değil dedim. Neticede söylediği çok absürt bir şey değildi. Bunun üzerine bazı organizeler benim de üzerime gelmeye başladılar. Bunlar kim, davası derdi olmayan, kullanışlı maaşlı troller. Bunların beslendiği, birkaç derdi kendisi ve istikbali olan odak. Bir kısım da gazeteci görüntüsü altında şantaj yaparak para kazanmayı kendilerine münasip görenler. Bunlarla beraber, birkaç Fetö ve Çamuriyet mahallesinin trolleri ile birlikte sosyal medyada terör estirmek istediler. Sanki, Ben ‘maaşlı troll’ ifadesini Ak Partililere, teşkilat mensubu arkadaşlarımıza söylüyormuşum gibi bir algı oluşturulmak istendi. Gayet açık mesajlarıma rağmen, organize hesaplarla bu fitneye yüklendiler. Hatta teşkilattan bazı kardeşlerimiz de bu fitne etkisiyle, beni arayıp, “Yahu neler oluyor” falan bile dediler. Tabii öyle olmadığını söyledik. Aklımızı, imanımızı peynir ekmekle yemedik. Tırnaklarımızla kazıyarak geldik bugünlere. Bütün bunların amaçları fitne oluşturmaktı. Ama başaramadılar. Ben de etkilenen arkadaşlar için, zihnimden ‘Nasıl olur da Ahmet Hamdi Çamlı’nın kendi kardeşlerine maaşlı trol diyeceğini düşünüyorsunuz’ diye üzüldüm.
Çünkü başlarında heyecan yok
-Yeni kurulan partiler hakkında ne düşünüyorsunuz? Toplumda bir heyecan oluşturamadılar. Sebebi nedir?
Yeni partiler toplumda bir karşılık bulmadı, heyecan uyandırmadı çünkü çalışmaların başını çeken insanlarda bir heyecan yok. Bunlar tabii ülkemizde Ak Parti iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın duruşuyla devam eden bir süreç, hem içeride hem de dünyada birçok odakların oyununu bozuldu. İktidara gelinen ilk süreç itibari ile 2 sene sonra bir genç avukatın beline silah koyup Danıştay üyelerimizi katlettiler, başörtüsü soslu bir kaos kumpası. Ertesi gün “kahrolsun Tayyip, kahrolsun şeriat” diye sokaklarda nümayişler organize edildi.
Bunu yapan SiyoEmperyalizm 100 sene önce Türkiye’yi işgal etmiş ve o gün bugündür Türkiye bir şekilde belli bir irtifada tutulmaya çalışıyor. 10 senede bir yapılan darbeler vs. ile de bu düzen sürdürülmek isteniyor. Ak Parti döneminde de bir kısım arkadaşın yapmış olduğu farklı hareketler, bunların işine yarayan durumlardır.
-Türkiye düşmanı odaklar millet ittifakıyla olmayacağını anlayınca yeni partileri mi sahaya sürdü?
Bu SiyoEmperyalist odaklar sadece CHP ile Türkiyede’deki faaliyetlerini artık sürdüremiyor. CHP üzerine düşeni yapamadı. İYİ Parti de bekleneni veremiyor. Hiç birbirine benzememelerine rağmen bir araya getirilip akıl almaz bir birlikteliği gerçekleştirmelerine rağmen olmuyor. Bazı farklı denemeler de yapıyorlar. Eyüp Sultan’da Yasin okuyabilecek, aynı zamanda rakı-şarap içebilecek, terör örgütünün çocuklarını kaçırdığı, dağa yolladığı, tecavüz ettiği, katlettiği çocukların annelerini es geçip aynı caddeden geçerken orada annelere bile selam vermeden teröristlerin kapısına gidebilecek horolop şorolop adamlarla başarabilir miyiz diye denemeler içindeler.
Akıllarını çeldiler
-Bir dönem AK Parti’de önemli görevler yapmış isimler bu oyunları görmüyor mu? Siyasi ferasetleri yok mu?
Bizimle aynı yolu yürümüş bazı arkadaşlarımızın da akıllarını çeldiler. Halbuki siyaset başka bir şey, siyasetle bu arkadaşların alakası yok. Bürokrat olurlar, danışman olurlar, şu konuyu, bu mevzuyu araştır bana getir dersin getirirler, ama millet devlet işi başka ve bu işleri cihad aşkıyla yapmak ayrı bir şey. Devletin herhangi bir pozisyonunda size görev verilmiş olması ve sizin orda devlet yönetimini yakinen görmüş olmanız, sizin olmuşluğunuza, ermişliğinize delalet etmez. Ben erdim deyip atlamanız dünya ve ahiret felaketine sebep olabilir. Tıpkı, bir babanın, elinden tutarak yüzdürdüğü çocuğun, yüzdüğünü zannedip babasının elinden kurtulup yüzmeye çalışması gibidir.
-Nasıl bir duygu düşünceyle hareket ediyorlar?
Sayın Abdullah Gül gibi eski tanıdığımız insanlar, kötü insanlar değildiler. Ama nefis insanı öyle bir noktaya getiriyor ki, maalesef cihat aşkıyla nifakçı durumuna düşüyorsunuz. Ben bu işin kitabını yazdım, ben talebe yetiştirdim, ben profesörüm gibi nefsi önyargılar felaket getirir. Siyaset çok farklı bir şey, tabii ki bunu anlayamadılar. Ben; Kasımpaşa’dan ayakkabısının çamuruyla gelmiş bir insandan daha iyi bu işi yönetirim duygusuna kapıldılar.
-Sizce yeni partiler seçimde nasıl bir sonuçla karşılaşır?
Bir şekilde kenarda kalmış, görev alamamış bekleşen, nefislerinin, aile yakınlarının çimdiklemesiyle de bir kısım arkadaşların elde edileceği şey ancak belki % 0.5’e talip olabilmektir. Mesela Babacan kardeşimiz mecliste birlikte görev yaptığımız biri. Bırakın siyaset yapmayı, bakkal bile çalıştıramayacak iflas ettirecek birisidir. Niye! Çünkü küçük bir esnaf sıcaklığı, feraseti bile yok. Esnaflığın ayrı bir manası vardır, siyasetle çok örtüşür. Babacan gibi bir arkadaşa girdileri verirsin ve şöyle bir şey talep ediyoruz dersin belki orayı idare eder ama bu başka bir şey, siyaset başka şey. Mecliste bile Babacan’ın ilişkilerini, diyaloglarını milletvekili arkadaşlarımıza sorun, kendine göre bir kibir yüküyle dolaşan bir arkadaş. Fanus içerisinde büyümüş arkadaşlarımız. Bu iki arkadaşımızdan bir şey olmaz.
-Bu kadar iddialı konuşmanızın temelinde ne var?
Çünkü Türkiye’de Ak Parti’nin doldurduğu yerde herhangi bir eksiklik yoktur. Ha bir eksiklik olur, Ak Parti görevini yerine getiremez, o zaman belki çıkarsın, ama o zaman dahi bu arkadaşlardan bir şey olmaz. İçeride dışarıda milletin onuru yükselmiş, millet zenginleşmiş. Millet ev almış, araba almış, hastaneler güzelleşmiş, okullar güzelleşmiş, uçak nedir bilmişiz, hastalar ambulans helikopterle, uçaklarla hastahanelere taşınır hale gelmiş. İnsaf etmek lazım, ar etmek lazım…
İYİ Parti ağır hasta gibi
-İYİ Parti HDP ile yani PKK ile ittifak halinde. Ama milliyetçi tabanına bunu net ifade edemiyor. Meclisin içinden bir isim olarak İYİ Parti’nin durumunu nasıl görüyorsunuz?
İYİ Parti’nin de vaziyetini ben çok iyi görmüyorum. Belli ki, planlamaya göre projeye tam ayak uyduramıyor o kabiliyeti gösteremiyor. Ağır bir hasta gibi ben öyle görüyorum, uyumsuzluk var içlerinde. Selahattin Demirtaş’a, katillere, PKK ve terör örgütlerinin mensuplarını af kapsamıyor diye tantana yapan CHP-HDPKK’nın değirmenine su taşıyor, maalesef bedel ödüyor. İYİ Partili bir arkadaş meclis kürsüsüne çıktı geçenlerde vatan millet, terör karşıtlığı içeren bir beylik konuşma yaptı, ama nafile laf başka icraat başka. CHP, HDP, PKK meclisten bu kanunun çıkmasını istemedi, sen de ona uydun. Mesele bu kadar basit..
CHP kötülüklerin anasıdır
-Türkiye’nin menfaatine olan meselelerde bile muhalefet eden CHP’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?
CHP bu ülkenin kadim bir legal örgütü, Türkiye’de ne kadar kötülük varsa hepsinin anasıdır. Bunları ben bir hissiyatla söylemiyorum, bakın tarihe mesela güneydoğuda zamanında uygulanan politikalar, aynı süreçte bütün Türkiye’de de uygulamaların neticesinde PKK terör örgütü doğmuştur. PKK terör örgütü Amerika-İsrail yapımı bir örgüttür. Bu tohumları İngilizler atmıştır. O İngiliz aklı 2. cihan harbinde Amerika’ya taşınmıştır. Yani bu örgüt İsrail/Amerika’nın kurduğu büyüttüğü bir örgüttür. CHP de burada bu davarların çobanıdır.
Gitmiş ölüm orucu yapıyor. Yapma kardeşim, etme, kim için yapıyorsun bunu, vatanım milletim daha kötü olsun diye insan ölüm orucu yapar mı? Bütün dünya şu anda küresel hırsızların tasallutu altında bir şekilde inim inim inliyor. Sen de ölüm orucuyla, sözüm ona hak hukuk adalet, özgürlük tantanasıyla teröre destek oluyorsun aynı zamanda da ahiretini berbat ediyorsun. CHP de bütün duruşuyla bu örgütlere hamilik yapıp, ülke gündemine taşımasında bütün gücüyle gayret ediyor. Sanki tarihi bir diyet ödüyor veya gizli bir ajandayı yaşatmak istiyor… Bizde muhalefet yok, bizde işgalcilerle birlikte işbirliği yapan ve o işbirliğine direnen gruplar var. Ak Parti ve MHP şu anda işgale karşı direnişin organizatörü. CHP ve yandaşları işbirlikçiler ülke bitsin batsın umurlarında değil. Allah ıslah etsin.
-İmamoğlu belediye başkanlığında tam bir fiyasko yaşattı. Vatandaşın bu fiyaskoya cevabı ne olur?
İmamoğlu ile ilgili fazla bir şey konuşmak istemiyorum. Horolop, şorolop dediğimiz günübirlik yevmiyeci bir arkadaş. İstanbul’a bir reklam arası yaşatıyor şu anda. Durum öyle içler acısı ki ve milletle öyle dalga geçiliyor ki, adam Temel Atmama Töreni düzenleyerek cazibe oluşturmayı düşünüyor. Halbuki bilmiyor ki bu millet bunları yemez, senin yüzüne tükürür. Şurada bir hastanenin yolunu yapamıyorsun, elli takla atıyorsun. En son yaptığı da belediyeye zekat toplamak. Bununla ilgili de kendisi müftüymüş gibi kalktı bir de fetva verdi. Böyle bir şey işitmedik, o kadar imam hatip de okuduk. Ama bunun mezhebi geniş tabii, her şeyi yapar. Bunun bir tek derdi var, kullanışlı olmak. Bu tip adamların partisi de olmaz. Bizden de olabilir, HDP aday gösterse oradan da olur, MHP’den, İYİ Parti’den de olur. Önemli olan kendisinin kazanması. Hemşehrim olduğu için de benim için ayrı bir üzüntü tabii. Allah akıl, fikir versin.
Sıkı duralım ki kurda kuşa yem olmayalım
SiyoEmperyalist akıl tarafından, 100 yıl önce işgal edilerek paramparça edilmiş ve son süreçte de içerden dışardan kuşatılmış bir ülkenin çocukları olarak, ak sütün içindeki ak kılı ayırtedebilecek bir ferasetle kuşanmamız ve asla fitneye yol vermememiz lazım.
Ve de çeşitli fitne algıları karşısında mukavemeti düşük kardeşleri de medeniyet eczahanemizdeki mevcut gerekli idrak antibiyotiklerle tedavi ederek birlikte yapacağımız zihni ve imani masaj ve mesajla yardımcı olmamız lazım.Biz küresel güçlerle milli mücadele veren bir milletin çocuklarıyız. Hep birlikte koşturacağız. Ayrılık, gayrılığa fırsat vermeyeceğiz. Sıkı duralım ki kurda kuşa yem olmayalım…
Bu sürecin sonunda mazlumlar ve ümmet kazanacak
-Son olarak Korona salgını sonrasında sık sık dillendirilen ‘dünya eski dünya olmayacak’ yorumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Salgından sonra dünyanın eski dünya olmayacağını Cumhurbaşkanımız da ifade etti. Bütün dünyadaki liderlerin, sosyologların, siyasetçilerin söylediği bir şey. Ben de katılıyorum, dünya eski dünya olmayacak. F-35’lerin, S-400’lerin bir işe yaramadığı bir zamandan geçiyoruz. Göze gelmeyen bir virüsle baş aşağı olmuş o yüksek dedikleri teknolojilerin sahipleri. Yani “vehüve ala külli şey’in kadir”, Allah her şeye kâdirdir. Allah-u Ekber nostaljik bir çağrı değildir, bunlar ezelden ebede hayatın gerçeğidir. Dünya bu gerçeklerin etrafında dönecektir. Velhasıl dünya eski dünya olmayacak. Mazlumlar için de zalimler için de. Mazlumlar ve ümmet kazanacak, çünkü kaybedecek bir şeyleri yok. Viranelerde doğuyor mazlum Müslümanlar. Ama çok şeyi olanlar, hele hırsızlar, çaldıklarını ve pozisyonlarını kaybedip zelil olacak inşallah…