Gündem
'TÜSİAD kendi yapamadığını akademisyenlere yaptırdı'
1128 akademisyenin bildirisini hassas noktaları üzerinden yorumlayan İBDA camiasının önde gelen yazarlarından Selim Gürselgil, söz konusu imzacıların sermaye çevreleri ile oldukça ilişkili olduğunu belirtti.
FARUK ARSLAN / İSTANBUL - Yayınladıkları ihanet bildirisinde terör örgütü PKK’ya “Kürt siyasal hareketi” tanımlaması yapan ve devletin Güneydoğu’da Kürt vatandaşlara yönelik sistemli bir katliam politikası yürüttüğünü savunarak asrın ihanetine imza atan karanlık akademisyenlere toplumun her katmanından tepki sesleri yükseliyor.
Birçoğu devlet üniversitelerinde görevli olan 1128 akademisyenin bildirisini hassas noktaları üzerinden yorumlayan İBDA camiasının önde gelen yazarlarından Selim Gürselgil, söz konusu imzacıların maksadının Kürt meselesinin çözümü olmadığını, amaçlanan durumun Türkiye’nin AB’nin direktifleri doğrultusunda şekillenmesi olduğuna dikkat çekti. İmzacı akademisyenlerin sermaye çevreleri ile oldukça ilişkili olduğunu belirten Selim Gürselgil, “TÜSİAD, kendi yapamadığı açıklamayı bu akademisyenlere yaptırmıştır” dedi.
İPLERİ AVRUPA’DA
Gazetemiz Akit’e konuşan yazar Selim Gürselgil, “Öncelikle bu 1128 akademisyenin kim olduğu sorusunun cevabı önemli. Bunların AB’ci ve özellikle sol kesime bugüne kadar sürekli kendi ayak işlerini yaptıran bir kesim olduğunu bilmemiz lazım.ODTÜ’de, Boğaziçi’nde, Koç’ta, Ege’de üniversite yönetiminde bu AB’ci kadrolar var ve ayak işlerini hep solculara yaptırırlar. Son zamanlarda PKK ile de ilişkilerinin sıcak olduğuna yoğun olarak şahit olduk.PKK yandaşı öğrenciler de onların hakim olduğu üniversitelerde adeta okulun folklör ekibi gibi resmi bir statü kazanmış durumda.HDP’yi BDP’nin yerine bir proje olarak çıkaranlar da yine bunlar.” ifadelerini kullandı.
Karanlık akademisyenlerin Komünizmle de Kürtçülükle de alakalarının olmadığına değinen Gürselgil, “Ama sermaye kesimleriyle hayli ilişkililer. Bunlar gazetelerde, üniversitelerin yönetim kademelerinde, tıp ve mimarlık gibi alanlarda, özellikle de TÜSİAD bünyesinde müthiş örgütlü bir ekip. Aynı zamanda TÜSİAD’ın kendi yapamadığı açıklamayı bu akademisyenlere yaptırdığını da söyleyebiliriz. Ayrıca bu karanlık akademisyenler doğrudan doğruya AB çevrelerinden talimat alırlar, Türkiye ile hiçbir gönül bağları yoktur. Maksatları da Kürt meselesinin çözümü falan değil, Türkiye’yi AB’nin direktifleri doğrultusunda şekillendirmektir. Çözüm süreci ile bir nebze de olsa kıvama gelen Kürt meselesini sabote eden ve ettiren cenah yine bu cenahtı. Bu meselenin çözümü durumunda Erdoğan’ın oy potansiyelinin yüzde 60-70’lere yükseleceği öngörüsüne de haizdiler.” diye konuştu.
OSMANLI’YI PARÇALAYAN JÖNTÜRKLER’İN UZANTILARI
Konuyu tarihî perspektif ile de yorumlayan Gürselgil şöyle konuştu: “Bunlar köken olarak eski Jöntürkler'e dayanırlar ve aynı taktikleri uygularlar. Bilindiği gibi bu zihniyet o tarihte de bütün ayrılıkçı hareketleri desteklemişlerdir. Örneğin Mustafa Kemal gençliğinde Girit ayrılıkçısı, bugünkü Öcalan gibi birisi olan Venizelos’un sempatizanıydı. Onun Osmanlı’ya karşı eylemlerine hayranlık duyuyordu. Ermeni örgütleri Sultan 2. Abdülhamid’e suikast düzenlediklerinde, Tevfik Fikret, ‘Attın ama yazık ki vuramadım ey şanlı avcı’ gibi şiirler yazıyordu. Yine Sultan Abdülhamid’I tahttan indiren Hareket Ordusu’nda bütün ayrılıkçı gruplar vardı. Bulgar Sandanski örgütü, Yunan Etniki Eterya’sı, Ermeni Taşnak’ı, Siyonistler, Sırp haydutları, herkes. Abdülhamid’den sonra iktidarı ele geçiren İttihatçılar ile Taşnakçılar, kardeşlik antlaşması imzalamışlardı. Aradan on sene geçmeden neler olduğunu, Osmanlı’nın nasıl parçalara ayrıldığını da herkes bilir. Söz konusu imzacılar da o Jöntürkler’in mayasından. Onlar gibi, Avrupa merkezliler. Tek amaçları var: Hükümet darbesi yapmak ve ondan sonra toplumu dizayn etmek.”
Kaynak: Yeni Akit Gazetesi