Gündem
Aynı ruhsuz kafa!
Fethin sembolü Ayasofya Camii’ni müzeye çevirerek aidiyet şuurumuza büyük darbe vuran CHP zihniyetinin, 1948 yılında Dolmabahçe Camii’ni İsmet İnönü’nün emriyle müzeye dönüştürdüğü, Sultanahmet Camii’ni ise resim galerisi yapmak için büyük çaba harcadığı ortaya çıktı. Son dönemde CHP’li bazı isimlerin de “Ayasofya müze kalsın. Hatta Sultanahmet’i de müze yapalım” demesi, “Dedeleri neyse torunları da o. CHP’nin cibilliyetinde bu ruhsuzluk var” dedirtti.
Hakkı Bilir İstanbul
Ayasofya Camii’ni müzeye çevirerek aidiyet şuurumuza büyük darbe vuran CHP zihniyetinin, Dolmabahçe Camii’ni müze, Sultanahmet Camii’ni de resim galerisi yapmak için çalışmalar yürüttüğü ortaya çıktı. İnönü’nün emriyle 1948 yılında Deniz Müzesi’ne çevrilen Dolmabahçe Camii 1967 yılına kadar kapalı kaldı.
Ayasofya’yı müzeye çeviren CHP’nin Sultanahmet Camii ve Dolmabahçe Camii’ni de asil hüviyetinden koparmak için çalışmalar yaptığı ortaya çıktı. Medeniyet bilincimizin mümtaz eserleri olan Sultanahmet Camii’nin resim galerisi, Dolmabahçe Camii’nin ise müze yapılması için, çok ciddi çalışmalar yürütüldüğü bildirildi. Resim galerisi olarak düşünülen İslam şaheseri Sultanahmet Camii’nin, sergilenecek resimlerin daha iyi ışık alabilmesi adına kubbesinin bile delinmek istendiği kaydedildi.
Dolmabahçe camii de müze
Araştırmacı tarihçi yazar Şükrü Altın, “Türkiye bugün Ayasofya’yı tartışırken İstanbul’un simgelerinden biri olan Dolmabahçe Camii, İsmet İnönü’nün onayı ile Deniz Müzesi yapıldı. Cami Diyanet’in çabalarıyla 1966’da yeniden ibadete açıldı. Osmanlı-İslam uygarlığının izlerini taşıyan Sultanahmet Camii’ni sanat galerisine dönüştürmeye kalkıştılar. Bunun için de caminin kubbesini delmeyi bile düşündüler” dedi. Şanlı tarihimizin izlerinin silinmeye çalışıldığını hatırlatan Altın, “Tarihimizi, kültürümüzü unutturmak isteyenler ardı arkası kesilmeyen istekleriyle İslami geleneklerimizi, müziğimiz, mimarimiz, törelerimiz değiştirmeye kalkıştılar. Osmanlı hayranı mimarlarımız ve halkın tepkisinden korkularak bundan vazgeçildi. Yine İnönü döneminde camilerimizin bazıları ahır ve depo olarak kullanıldı” şeklinde konuştu.
Köklerimizden kopardılar
Tarihçi Ensar Gökhan Dalkıran, “İstanbul boğazında Dolmabahçe Camii 1948-1967 yılları arasında kapısına kilit vurularak 1961 yılına kadar Hünkar Kasrı ile birlikte Deniz Müzesi ve Arşivi Müdürlüğü olarak kullanıldı. Dolmabahçe Camii 1961 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünün restoresinin ardından 1967 yılında tekrar ibadete açıldı. Sultanahmet Camii aynı akıbeti yaşamaktan kıl payı kurtuldu” ifadelerini kullandı. Tek parti iktidarı döneminde bu tarz uygulamalarının örneklerini çoğaltılabileceğin kaydeden Dalkıran, “Örneklerini çoğaltabileceğimiz bu uygulamalar maalesef bizleri köklerimizden, aslımızdan uzaklaştırmak için yapılmış hamlelerdir. Günümüzde hâlâ bu zihniyetin devam ettiğini müşahede etmek ise bizleri derinden yaralamaktadır” dedi.