AKİT MENÜ

Siyaset

Kanal İstanbul’da devlet aklı devrede

Yüz yılın projesi olarak nitelendirilen Kanal İstanbul, sözde Millet İttifakı tarafından sürekli sabote ediliyor. Hatay’ı ana vatana katan, Lozan’daki Boğazlar meselesini kısmen lehimize çeviren, Kıbrıs sorununu 1974’te nihayete erdiren Türkiye, bugün de Boğazlar üzerindeki hakimiyetini perçinlemek istiyor.

 Hakkı Bilir  İstanbul 

Dönemin şartlarına göre gayet makul olan fakat bugün Boğazlar üzerinde hak kaybı yaşamamıza neden olan Montrö Sözleşmesinin meydana getirdiği handikabı Kanal İstanbul Projesi üzerinden aşma girişimimiz malum zihniyet tarafından sabote ediliyor. Yeterli şartlar oluştuğunda aleyhimize olan her durumu lehe çevirmek için harekete geçen devlet aklının bir tezahürü olan Kanal İstanbul Projesi, seküler gericiler tarafından bağlamından koparılarak ‘israf’ olarak nitelendiriliyor. Zamanı geldiğinde, Hatay’ı ana vatana katan, Kıbrıs Türklerinin yüzlerce yıllık dramına son veren Türkiye şimdi de Kanal İstanbul’un hayata geçirilmesiyle Boğazlarda tam söz sahibi olmak istiyor.

Boğazlardaki denetim artacak

Avaztürk Genel Yayın Yönetmeni Zihni Çakır, “Bu proje bir devlet aklının hareket kabiliyetidir. CHP’nin öncülüğünü yaptığı cephe Kanal İstanbul karşıtlığı yapıyor. Bu cephe Türkiye’yi içine kapatmak istiyor. Bunlardan Türkiye’nin önünü açan bir projeye destek vermelerini beklemek abesle iştigal olur” ifadelerini kullandı.

Kanal İstanbul projesinin Türkiye’nin önünü açacağını kaydeden Çakır, “Kanal İstanbul ayağımızdaki bir kilidin açılmasıdır. Bu aynı zamanda milli bağımsızlığımızın bütün dünyaya yeniden haykırmak anlamına gelir. Boğazlardan bize yöneltilen silahlar geçmedi mi? Bu durumu denetleyecek yeni bir adım atılmasının nesi kötüdür?” ifadelerini kullandı.

Devlet aklı devrede

Milli Beka Hareketi İstişare Kurulu Üyesi ve Hukukçu Hasan İlter de, “Devletler, konjonktürel olarak, zaman, zemin ve imkana bağlı olarak, muhatap devletlerle birtakım anlaşma ve sözleşmeler yapabilirler. Şartlar, zaman ve imkan değiştiğinde de bu anlaşmadan çekilebilir veya anlaşma şartlarına uymayabilirler. Tarihte bunun birçok örneği mevcuttur. Birtakım çevrelerin bu tür anlaşmaların güncellenmesi veya kaldırılması fikrine karşı olması hele ki bu karşı çıkan kesimin ama muhalefet partisi olması asla tasvip edilemez” şeklinde konuştu. Şartlara göre hareket etmek gerektiğini kaydeden İlter, “Ancak bugün şartlar ve imkanlar değişmiş, belki elli yıl önce, yüz yıl önce yapılan anlaşmalar lehimize olsa da bugün aleyhimize işlemeye başlamıştır. Bunu gözeterek hareket etmek elzemdir” dedi.

Yorumlara Git

Yeni bir tasmalı rezalet daha! Aşağılık zihniyet bu kez sahilde zuhur etti: Batı’nın kokuşmuş yozlaşması sokaklarımızda

Küresel haydut Trump’tan işgal sevkiyatı! Siyonist ortağı için Orta Doğu’ya binlerce katil asker gönderiyor

Özgür Özel'in yalan balonu patladı: Muhittin Böcek fotoğrafla yalanladı! Karanlık pazarlıklar deşifre oldu

CHP'li İBB'den vatandaşın cenazesine skandal muamele! Utandıran görüntüler

Siyonist kışlalarına roket darbesi: Hizbullah, işgalci İsrail’in askeri tesislerini imha etti