Ekonomi
Ülkemizi küresel yatırım üssü haline getireceğiz
Ülkemize dev firmaların ve fonların yatırım yapmaları için önemli girişimlerde bulunuluyor. Bu girişimlerin meyvelerini vereceğini dile getiren Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, “Ülkemizi üretim ve ticaret üssü yapmakta kararlıyız” diyor.
Buğra Kardan
Ekonomi Reform Paketi’yle üretim ve ihracat rekorlarına yenilerini eklemeyi amaçlayan Türkiye, yabancı yatırımcının radarında. Pandemi döneminde dahi büyüyen ülke, dünya devi binlerce firma ve fon tarafından yakından takip ediliyor.
Üretim ağımız güçlü
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ise her platformda Türkiye’nin güçlü üretim ve tedarik ağıyla ön planda yer aldığına işaret ediyor. Dağlıoğlu, hükümetin yabancı yatırımcıya önemli imkânlar sunduğuna da dikkat çekiyor. “Dışa bağımlılığı aşağı çekecek, istihdamı artıracak yatırımlara büyük önem veriyoruz” diyen Dağlıoğlu, şunları kaydediyor: “Türkiye, yatırımları teşvik ediyor. 2002’de 15 milyar dolar olan yatırım tutarının 210 milyar dolara çıkması umut verici. Bu, Türkiye’nin her geçen yıl yatırım fırsatlarını çok daha iyi değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Aynı şekilde küresel yatırım pastasından aldığımız pay da 2002’de yüzde 0.15 düzeyindeydi, şu aşamada yüzde 1 seviyesinde. Hedefimiz, bu oranı önümüzdeki 5 sene içinde yüzde 1.5’e taşımak. Öte yandan ülkemizin yatırım ortamı iyileşti. Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde 2006 yılında 155 ülke içinde 84’üncü sıradaydık. 2019 sonu itibarıyla ise 190 ülke içinde 33’üncü sıraya yükseldik. Gayemiz, bu endekste ilk 20’ye girmek. Tüm bu veriler ışığında ‘Türkiye, küresel düzeyde bir yatırım üssü olarak konumunu her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor’ diyebiliriz. Ülkemiz, yerli üretime ve ihracata odaklanan bir ekonomik modelle yolunda kararlı şekilde ilerliyor.”
Dönüşüm hızlandı
Dünyanın önemli bir dönemece girdiğini vurgulayan Dağlıoğlu, şöyle devam ediyor: “Covid-19 salgını gibi krizleri iyi yöneten ülkeler, yarının küresel oyuncuları olacak. Hem dinamik hem rekabetçi hem de çevik ve esnek bir yapıya sahip olan Türkiye de sağlık yatırımları, yüksek hastane kapasiteleri, tedavi ve takip safhalarında uygulanan yöntemler ve yerlileşme hamleleriyle salgın sürecini başarıyla yöneten ülkelerin başında bulunuyor. Ülkemizin artık küresel bir oyuncu haline geldiği otomotiv, savunma sanayii, makine, sağlık ve turizm sektörlerinde elde ettiği başarılar yadsınamaz. Bu sektörlerde gerek yerli gerek yabancı firmaların ülkemize daha fazla yatırım yapmaları gerekiyor. Yeni sektörlerde de. Salgın sonrası süreçte öne çıkacak sektörler; biyoteknoloji, otomasyon, mobilite ve yenilenebilir enerji olacaktır. Tedarikte güvenliğin öne çıkacağı bir döneme giriyoruz. Bu dönemde ülkemizin yatırımcılara sağladığı temel değerlerle küresel tedarik zincirlerinde daha kritik bir yer tutacağına ve önemli yatırımlar çekeceğine inanıyoruz. Bilhassa dev şirketlerin yatırımlarını başka ülkelere kaydıracakları kanaatindeyiz. Bu yeni yatırım akışlarından ülkemizin daha fazla pay alması için çalışıp çabalıyoruz.”
Bürokrasi azaldı
Dağlıoğlu, Türkiye’yede iyi bir yatırım ortamı bulunduğuna temas ediyor. Dağlıoğlu, şu ifadeleri kullanıyor: “2003-2019 döneminde yüzde 5.3’le OECD ülkeleri arasındaki en hızlı büyümeyi elde eden Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle firmalara daha kolay, hızlı ve öngörülebilir bir yatırım ortamı sağladı.”
Çalışmalarımız sürüyor
Türkiye’nin salgın sonrası dönemde Avrupa, Asya ve Afrika için tedarik zinciri olabileceğinin altını çizen Ahmet Burak Dağlıoğlu, şöyle konuşuyor: “Biz, finansal yatırımcıya da stratejik yatırımcı kadar önem veriyoruz. Bu kapsamda dünyada ‘private equity’ ve ‘venture capital’ olarak adlandırılan, Türkçe’de genel olarak ‘girişim sermayesi’ olarak bilinen fonlardan, ülkemize daha fazla yatırım kazandırmaya çalışıyoruz. Ayrıca anılan girişim sermayesi fonlarına yatırım yapan ve ‘limited partner’olarak tabir edilen kurumları da Türkiye’de yatırım yapmak üzere kurulan fonlara yatırım yapmaya davet ediyoruz. Ayrıca sürdürülebilir büyümenin gerçekleştirilmesi ve reel ekonominin daha etkin şekilde desteklenmesi için İstanbul’u bir finans merkezi yapma hedefimizi destekleyici projeleri öncelemeye gayret gösteriyoruz.“