Gündem
Montrö’nün süresi 1956 yılında dolmuş
Gemilerin geçiş serbestliğini içeren Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin hakimiyetini kısıtlarken; tarihçiler, sözleşmenin 1936’da 20 yıllık imzalandığını ve şu anda fesih veya tadil edilebileceğini söylediler. Ayrıca diğer ülkeler kendi su yollarında milyarlar basarken, Türkiye sadece gemilerin pisliğiyle uğraşıyor...
Hasan Eğrigöz Ankara
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde yer alan “Barış zamanında, ticaret gemileri, gündüz ve gece, bayrak ve yük ne olursa olsun hiçbir işlem olmaksızın, Boğazlar’dan geçiş ve gidiş-geliş tam özgürlüğünden yararlanacaklardır” şeklindeki 2. madde ile Türkiye’nin Boğazlardaki hakimiyeti sınanırken, Akit’e konuşan tarihçiler, sözleşmenin 1936’da 20 yıllık imzalandığını ve şu anda fesih veya tadil edilebileceğini söylediler.
Şartsız fesih hakkı var
Akit TV Yorumcusu Tarihçi-Yazar Mustafa Armağan, 28. maddenin sadece Türkiye’nin değil herhangi bir imzacı devletin Fransa’ya başvurarak ‘Ben bu sözleşmeyi fesh etmek istiyorum’ dediğinde diğer devletler itiraz etse bile bu feshin gerçekleşeceğini ortaya koyduğunu söyledi. Armağan, şöyle devam etti: “Montrö Sözleşmesi’nin metni Lozan gibi süresiz değil, süreli bir anlaşma. Bu süre de 20 yıl. 1936’da onaylandığına göre 1956’nın Kasım ayında süresi dolmuş. Süresi tamamlanmasına rağmen kimse de bunun feshedilmesine veya tadil edilmesine dair resmi bir girişimde bulunmadığı için yürürlükte kalmaya devam ediyor. İkinci husus da 27. maddede nasıl tadil edileceği açıklanıyor. Taraf ülkelerden herhangi birisi yanına bir ülkeyi alarak sadece 1. maddesi değiştirilemez yani ‘Boğazlardan geçiş serbestliği bu sözleşmenin üstünde bir kural olarak kabul edilmiş. Bunun dışında diğer şeyler değişebilir’ diyor sözleşme. Tadil etmek için taraf ülkelerden birini, bazı maddelerde ikisini yanımıza alarak bu başvuruyu yapabiliriz. Onun da önü açık. Fakat tadili zorlaştırmasına rağmen bu sözleşme feshi kolaylaştırmış. İmzacı devletlerden herhangi birisi başvurduğu takdirde 2 yıl daha bu sözleşme yürürlükte kalır ve sonunda fesih olur. Sadece Türkiye değil herhangi bir imzacı devlet Fransa’ya başvurarak ‘Ben bu sözleşmeyi fesh etmek istiyorum’ dediğinde diğer devletler itiraz etse bile bu fesih gerçekleşiyor. 28. madde açık bir şekilde bunu ortaya koyuyor.”
Boğazlar yol geçen hanı oldu
Yazarımız Ali Erkan Kavaklı da, şunları ifade etti: “Türkiye egemen bir devletse, Boğazlardaki hükümranlık hakkını kullanması lazım. O zaman bu anlaşma imzalanırken Türkiye zayıftı. Galip devletler kendi isteklerini Türkiye’ye dayattılar, direttiler ve Türkiye bunu kabul etmek zorunda kaldı. Şimdi Süveyş Kanalı vakası oldu. Milyarlarca dolar zarar var çünkü geçişler durdu. Mısır, Türkiye’den çok güçlü bir devlet değil. Mısır Süveyş Kanalı’ndan geçen gemilerden milyarlarca dolar kazanırken, bizim Boğazlar yol geçen hanı. Bu vicdanla, adaletle, hukukla izah edilebilir bir şey değil. Türkiye’nin güçlü ve hükümran olması lazım ve buradan geçenlerden ücret alması lazım. Gemiler burayı kirletiyor, kullanıyor. Boğazda bir gemi yandı denizi kirletti. Bunlara karşı bizim bir yaptırım uygulamamız lazım. Bunları savunmayan, başkalarının çıkarlarını savunan ve Türkiye’nin menfaatini savunmayanlar maskeli düşmanlardır.”