Sözde Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni savunmak amacıyla 104 emekli amiral tarafından açıklanan hadsiz bildiri, emekli askerler tarafından Yeni Akit’e değerlendirildi.
ASSAM Strateji ve Güvenlik Uzmanı Ali Coşar, farklı devrelerde mezun olmuş amirallerin bir araya gelerek, böyle bir gayrimeşru bildiriye imza atmalarının birileri tarafından organize edildiklerini gösterdiğine dikkati çekerek “Bu kişiler orduevlerinde oturup; milletin vergilerinden devlet eliyle aldıkları maaşlarla günlerini gün edip, devletinin ve milletinin aleyhine dolaplar çeviriyorlar. Bu ihanet dolu bir girişimdir. Bu kişilerin başka işi gücü yok mu ki, yeniden askeri darbe kokan bildiriler vermeye çalışıyorlar.
Bu millete ihanettir. Bu kişilerin mahiyetine bakıldığında ülkenin her türlü menfaatine karşı çıkan siyaset güruhunun bir parçasıdır. Bunlar bu cesareti, Türkiye üzerinde çeşitli provokasyonlar üreten, daha iktidara gelmeden Türkiye’nin siyasal yapısını değiştireceği tehdidini savuran büyük bir devletin başkanı gibi batılı dostlarından alıyor. Bu bildiri bir deneme kapsamında. Bir taraftan da bu kişilerin bu çıkış sonrası devletin adli işlem yapacağını hesap ederek, ‘Bu ülkede düşünceyi açıklama hürriyeti yok’ algısı oluşturmayı amaçladıkları anlaşılıyor. ‘28 Şubat darbesi davalarında müebbet hapis’ diye ifade edilen sözde ceza aldılar. Ama, darbeye caydırıcı bir ceza verilmedi. Darbecilerin caydırıcı bir ceza almamış olması, darbe hastası diğerlerini de cesaretlendiriyor. Bu kişilerin meslektaşım olmasından utanıyorum” dedi.
Hepsi tutuklanmalı ve en ağır cezayı almalılar
104 emekli amiralin eyleminin TSK’nın kadim geleneği darbe damarının hâlâ canlı olduğunu, uyuyan hücreler halinde TSK’nın damarlarında yıllarca görev yaptıklarını gösteren bir delil olduğunu belirten emekli Yüzbaşı Bülent Demir ise şunları söyledi: “Turgut Özal zamanında Teğmenlerin ‘alışamadım’ demesi, subayların ‘rahatsız olduğunu ifade eden’ mesajları şimdi de emekli bile olsa yani ‘teğmen de, emekli general de rahatsız’ şeklinde ifade etmek istiyorlar. Darbe damarı bazı subaylarda kalıtsal bir hastalık olarak bünyede devam ediyor. TSK’nın uzun yıllar gerek PKK ile mücadelesinde, gerek bölgede süper güç olmaya ilişkin önündeki en büyük engel TSK içerisindeki bu darbeci damardır. Bu bildiriye imza atan kişilerin tamamı tutuklanmadan, en ağır şekilde cezalandırılmadan yapılacak olan işlem eksik ve hatalıdır. Ondan sonraki darbecileri cesaretlendirmeye yöneliktir.”
Strateji ve yönetim uzmanı emekli Yarbay Halil Mert ise farklı devrelerdeki 104 emekli amiralin açıkladığı bildirinin zamanlaması ve bir araya gelmelerinin bir tehdit göstergesi olduğunu söyledi.
Birileri düğmelerine bastı
Mert “Bu kişileri madem bu kadar hızlı bir araya geliyorlardı o zaman Mavi Vatan’da, 15 Temmuz’da Libya ve Akdeniz mücadelesinde, Karabağ Hârekâtı’nda, sınır ötesi operasyonlarda, Gara katliamında neredeydiler? Eğer Montrö ve Kanal İstanbul ile ilgili öneriniz varsa, bir etüt hazırlayın. Cumhurbaşkanımıza sonuçları ile arz edin. Bu adamlar, kendi milletine ve değerlerine yabancılaşmış. Gayrimilli ve samimi değiller. Kaosa dönük sanki bir yerlerden düğmelerine basıldı. Kukla, kuklacı ilişkisi gibi görünüyor. Bu amiraller, batıcı ve işbirlikçi çevrelerle iş tutan kesimlerdir” dedi.