Gündem
Linç çetesi
Yaşları 20 ile 17 arasında değişen MGV’li 5 genç, sırf başörtüsü ve Ayasofya eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle fişlenip gözaltına alındı. Cihat Özbolat, Bünyamin Eser, Mustafa Ayyıldız, Halil Kantarcı, Aydın Alkan isimli gençler, örgüt kurdukları iddiasıyla İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandı. Somut hiçbir delilin bulunmadığı davadan berat beklerken, 33 ila 27 sene arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.
MURAT ALAN / İSTANBUL - Paralelci yargı mensuplarının postmodern cuntacılarla birlikte dindar insanlara yönelik yürüttüğü kıyım operasyonları Akit TV’nin araştırmacı gazetecilik programı Arka Plan’da deşifre edildi. Yaşları 17 ila 20 arasında değişen MGV’li 5 genç, sırf başörtüsü ve Ayasofya eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle fişlenip gözaltına alındı.
Cihat Özbolat, Bünyamin Eser, Mustafa Ayyıldız, Halil Kantarcı ve Aydın Alkan isimli gençler, örgüt kurdukları iddiasıyla İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandı. Somut hiçbir delilin bulunmadığı davadan berat beklerken, 33 ila 27 sene arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.
Ceza veren mahkemenin hakim ve savcıları ise “FETÖ- Brifingli yargı” işbirliğini açıkça ortaya koydu. 22 yıldır tutuklu olan gençlerden Cihat Özbolat’ın ağabeyi Mehmet Özbolat, kardeşinin yargılandığı davada Fetullah Gülen hakkındaki tutuklama kararını kaldıran eski Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı Şerafettin İste, rüşvet aldıkları gerekçesiyle meslekten atılan Erkan Canak, Zafer Başkurt, mütefekkir Salih Mirazbeyoğlu’na idama mahkum eden Metin Çetinbaş ve firari Paralelci savcı Zekeriya Öz’ün görev aldığını belirtti.
13 ARTI 13 EŞİTTİR 26, ALIN İÇERİ!
Murat Alan ve Kenan Kıran’ın birlikte hazırlayıp sunduğu programda konuşan Mehmet Özbolat yaşadıkları dramı şöyle anlattı: “13 Aralık 1995’te iş yerimize bir operasyon yaptılar. İçerideki herkesi gözaltına aldılar. 13 yaşındaki iki çırağımızı almayın dedik terör komiseri ‘13 artı 13 eşittir 26 alın bunları da’ dedi. Kardeşim Cihat ve o çocuklar da dahil hepimizi Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürdüler. Suçlama örgüt, ancak delil Ayasofya eylemine katılma, polise mukavemet, başörtüsüne özgürlük eylemlerinde bulunma, slogan atma, duvarlara yazı yazma. Başkaca tek delil yok. Kardeşim Cihat biraz daha cevval olduğu için onu mimlemişlerdi. Biz salındık Cihat ve 4 lise öğrencisi kaldı. Örgüt kurma ve yönetme suçlamasıyla mahkemeye sevk edilip tutuklandı.”
ZEKERİYA ÖZ, DAVANIN SAVCISI
İstanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görüldü dava. Dosyadaki tüm iddialar soyut. Tek delil yok. ‘yapmış olabilirler.. düşünülüyor’ gibi varsayımların bulunduğu iddianameyle 5 çocuk yargılandı. Mahkemenin başkanı kim biliyor musunuz? Fetullahçı Terör Örgütü soruşturmasında Fethullah Gülen hakkındaki gıyabi tutukluluğu kaldıran hakim Şeraffetin İste. Bizim davamıza bakan mahkemenin Başkanı Şerafettin İste’ydi. Yargılama boyunca mahkeme üyeliği yapan isimler de dikkat çekici. Hakkında rüşvet soruşturması sonucu meslekten atılan Erkan Canak, Zafer Başkurt ve Salih Mirazbeyoğlu’na yönelik kumpas operasyonunun hakimi Metin Çetinbaş. İsimler bakın hele.. Savcısı kim peki? 17-25 Aralık darbesinin mimarı firari savcı Zekeriya Öz! Şaka gibi değil mi? Öyle bir mahkeme kurmuşlar ki gelene, gidene idam veriyor.
28 ŞUBAT SABAHI KARAR VERDİLER
Karar duruşmasında Şerafettin İste’nin yanındaki üye hakim uyuyor. Adam horul horul uyuyordu. Biz de dedik ki somut delil yok, mahalle dedikodusu gibi iddianameden berat gelecek ya, o yüzden hakim bile umursamıyor uyuyor dedik. Bizi dışarı çıkardılar karar açıklandı. Post modern darbenin sabahında, 28 Şubat 1997 günü lise öğrencilerine 146/1’den idam verdiler. Mahkemede horlayan adamın da katılımı ile idam verdi. Yargıtay da aynen onadı.
Sonra idam kalkınca Cihat’ın cezası 36 sene olarak onandı. 17 yaşındaki Halil Kantarcı 33 sene, 17 yaşındaki Aydın Alkan 29 sene, 18 yaşındaki Bünyamin Eser 30 sene hapis cezası aldı.
Kardeşim 22 senedir içeride. 20 yaşındaki bir delikanlı şimdi 43 yaşında. Bu zulmün son bulmasını istiyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dışında başka da bir umudumuz kalmadı.”