AKİT MENÜ

Gündem

Kapatma dâvâsında süreç işliyor

“Mesleki Hayat Bağlamında Özel Hayata Saygı Hakkı” konulu sempozyumun ardından soruları cevaplayan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, HDP’nin kapatılmasına ilişkin sürecin devam ettiğini belirterek, “20 günlük savunma süresi verdik. Geciken adalet, adalet değildir. Süreleri devam ediyor. Daha önceki kapatma davalarını incelerseniz aynı süreç burada da işleyecek” dedi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan HDP’ye yönelik kapatma davasında yasal sürecin sürdüğünü söyledi. “Mesleki Hayat Bağlamında Özel Hayata Saygı Hakkı” konulu sempozyumun açılışına katılan Arslan, “Hukuk devletinde adaletin yegane adresi mahkemelerdir. Mahkemelerin adalet arayışına cevap veremediği, bağımsız ve tarafsız yargılama ilkelerine uygun bir şekilde uyuşmazlıklara çözüm üretemediği bir yerde hukuk dışı arayışların ortaya çıkması kaçınılmazdır” dedi.

Özeleştiri vicdan borcudur

Yargı mensuplarının özeleştiri yapma ve yenilenmek durumunda olduğunu belirten Arslan, şöyle devam etti: “Kuşkusuz dün olduğu gibi, bugün de hürriyet ilkelerini ve Anayasa’yı yerine oturtma konusunda en büyük görev yargıya düşmektedir. Bu görev hakkıyla yerine getirildiğinde yargıya güven de arzu edilen düzeye yükselecektir. Bu nedenle yargı mensupları olarak sürekli bir özeleştiri ve muhasebe içinde kendimizi gözden geçirmek ve yenilemek durumundayız. Bu bizim hukuka, adalete ve son kertede mensubu bulunduğumuz milletimize olan vicdan borcumuzdur.”

Yasal takvim işliyor

Gazetecilerle bir süre sohbet eden Arslan, HDP’nin kapatma davası süreci ile ilgili soruya da, “20 günlük savunma süresi verildi. Süreç daha önceki kapatma davalarında olduğu gibi işliyor. Bu davaları açıp inceleyebilirsiniz. Gecikmiş adalet, adalet değildir. Dosyada adı geçenler de savunma yapabilirler. Anayasa Mahkemesi en yoğun dönemini yaşıyor, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, Yüce Divan yargılamaları, Bireysel başvurular var” diyerek Türk Anayasa Mahkemesinin, diğer ülkelerin aynı görevi yapan mahkemeleriyle karşılaştırılamayacak derecede ağır iş yüküyle karşı karşıya olduğuna vurgu yaptı. 

 Özel hayatın gizliliği

Dünyada özel hayatın gizliliği yönündeki tartışmaların devam ettiğini belirten Zühtü Arslan, şöyle devam etti: “İngiliz George Orwell, 1984 adlı romanında distopik bir dünyanın korkutucu tasvirini yapmıştır. Orwell gözetimin bir anlamda içselleştirilmesini şöyle dile getirmiştir: ‘Çıkardığınız sesin işitildiği, karanlıkta olmadığınız sürece, her hareketinizin izlendiği varsayımı, içgüdüsel bir alışkanlık haline dönüşmüştü, bununla yaşamanız gerekiyordu- yaşıyordunuz’. Orwell’e göre ‘büyük birader’ iktidarının en etkili gözetleme aracı televizyondur. Televizyonun ‘hem alıcı hem verici olarak kullanılmasını sağlayan teknik gelişmeler, özel hayata son verdi’. Orwell, kitabını tamamladığı 1948 yılından iki yıl sonra, yani internetin ve akıllı cep telefonlarının icadından çok önce aramızdan ayrıldı. Bugün yaşasaydı, kitabında tasvir ettiği distopik dünyanın kusursuz şekilde gerçekleştiğini, hatta aşıldığını hayretle gözlemlerdi. Muhtemelen de dijital çağ olarak ifade edilen bugünlerde neredeyse adım başı rastlanan kameralarla karanlıkta olanları bile izleyebilen, yazılımlarla konumları takip edebilen, görünmeden gören, her yerde hazır ve nâzır bir ‘küresel büyük birader’in ortaya çıktığını görmekten dolayı dehşete düşerdi.”


Yorumlara Git

Savaş Ankara'da patladı! Trump İran ile Ateşkes sürecinin sonlandığını duyurdu!

NATO Zirvesi'nin sürpriz konuğu: Suriye Cumhurbaşkanı Şara Türkiye'ye geldi

Dünya Mısır teknik direktörünü konuşuyor: Siyonist provokatöre haddini bildirdi

Trump NATO Ankara Zirvesi’nde konuştu: Türkiye F-35'leri satın alacak

Milletvekili Hatipoğlu’ndan NATO yorumu Dünya diplomasisinin kalbi Külliye'de atıyor