AKİT MENÜ

Gündem

Afganistan’da uzun yıllar görev yapan Araştırmacı Yazar Zeki Bulduk ile Afganistan’ı konuştuk! Türkiye Afganistan’dan çekilmemeli!

Afganistan üzerine eserler kaleme alan Araştırmacı Yazar Zeki Bulduk, Akit’e yaptığı açıklamada; Afgan halkının Türkleri her zaman bir kurtarıcı olarak gördüğünü belirterek, Afgan insanının Türk devletine, insanına karşı muhabbeti çok yüksek. Bizim bir yol bulmamız gerekiyor. Türkiye burada çok dikkatli bir siyaset yaparak Afganistan’dan çekilmemeli” dedi.

Afganistan uzun yıllardır çile çekmeye sömürülmeye, ihtilaflar büyütülerek kaosa sürüklenmeye devam ediyor. Küresel güçler şimdilerde yeni oyunların peşinde. Kartlar yeniden karılıyor. Afganistan tekrar dünya gündemine girdi. Taliban’la yapılan görüşmeler yeni bir sürecin başladığını gösteriyor. Pekiyi bu süreçte Türkiye nerede duracak ne yapacak. Afganistan’da uzun yıllar görev yapmış ve Afganistan üzerine eserler kaleme alan Araştırmacı Yazar Zeki Bulduk ile patlamaya hazır bomba gibi duran Afganistan’ı ve Türkiye’nin ne yapması gerektiğini konuştuk.

Halk iki kötüden birini seçmek zorunda

l Afganistan’da neler oluyor? Hangi oyunlar oynanıyor?

- Afganistan’ın Taliban’a teslim edilmesi sürecini yaşıyoruz. Afganistan’ın birçok ilçesinde ne yazık ki, insanlara zulmedildiği, yerlerinden atıldığı ve ciddi ölümlerin gerçekleştirildiği bir dönemdeyiz. Ancak medyaya yansıyan kısmında sanki ilçeler halk tarafından teslim ediliyormuş gibi bir propaganda yapılıyor. 20 yıldır, yani 11 Eylül’den sonra Amerika’nın, Afganistan’a girmesinden itibaren kurulan Afgan hükümetlerinde ciddi problemler var. Rüşvet, adam kayırma gibi. Ve alınan yardım paralarının halkın menfaatine kullanılmaması da onları bezdirmiş vaziyette. Halk şimdi iki kötüden birini seçmek zorunda. Tabii, bu halkın seçimine de bağlı değil. “Taliban gelirse gelsin en azından güvenliğimiz olur” gibi bir düşünce hâkim ama bu güvenlikten ziyade kadınların baskılanması, erkeklerin zorlu bir hayatı tercih etmesi, eğitimin sakata uğraması üstüne Pakistan ile olan önemli sorunlar da var. Peştuni sorunu, Durand Hattı sorunu mevcut. Bunlar Afganistan’ın toprağı olmasına rağmen hâlâ Pakistan tarafından kullanılmaktadır. Bu nedenle Pakistan’da bir tarafta durup hesaplar yapıyor. Ancak şu an da Afganistan’dan, Amerika ve NATO askerlerinin çekilmesi mevzusu var.

l Küresel güçler, Afganistan’ı Talibana yâr edecekler mi?

- Ben ileride yeni bir planın işleyeceği kanaatindeyim. Bir taraftan Çin de ellerini sıvazlıyor. 62 milyar dolarlık bir yardım paketi söz konusu. Lakin bu yapılacak olan kuşak yol projesi için inşa edilecek inşaatların vs. yolların kaynağı. Görev aldığım süre içerisinde buna benzer bir çalışma görmüştüm zaten. Çinliler yol çalışmalarında Taliban’ı silahlı koruma olarak kullanıyordu.

l Türkiye’nin rolü ne olmalı bu süreçte?

- Türkiye’nin rolünü Rusya ve İran çalıyor. Temmuz ayının başında Taliban hem Moskova’da hem de Tahran’da görüşmelere katıldı. Ama Haziran ayında Türkiye’de gerçekleşecek olan barış görüşmelerine katılmadılar. Anladığım kadarıyla birileri Taliban’a akıl veriyor ve Türkiye’den uzak tutmaya çalışıyor. Bizim için hoş olmayacak şey şu ki: İşin içerisinde bulunan Katar ve Pakistan ile Türkiye’nin adeta arasının açılması isteniyor. Sadece mesele Afganistan sorunu veya Türkiye’nin Afganistan’da olup olmaması değil; Türkiye’nin müttefikleriyle de arasını açabilecek bir mesele.

l Türkiye neden Afganistan’da olmalı? Afganistan’da olmayalım diyen bir kesim de var ülkemizde. Siz ne diyorsunuz?

- Türkiye, Afganistan’da ister istemez aktif oyuncu olarak bulunmak zorunda. Havalimanı, büyükelçilikler, TİKA, Maarif Vakfı veya konsolosluklar aracılığıyla olmasını kastetmiyorum. Askeri olarak da değil. Ama bizim varlığımız bir şekilde olmak zorunda. Diplomatik hamlelerde bulunmalıyız.

l Bir de Afgan göçü var Türkiye’ye. Akın akın geliyorlar. Nedir bu göçün aslı?

- Taliban baskısıyla yerini tek eden insanlar var. Yerlerini terk eden insanlar, Türkiye’ye gitmeyi hedefliyor. Medyadan da takip edildiği üzere görülecektir ki sınır boylarında akın akın göçler yaşanıyor. Güney Türkistan dediğimiz Kuzey Afganistan bölgesindeki Özbekler, Türkmenler ve Tacik gruplar, o bölgede barındırılmıyor. Bu insanlar da mecburen nereye geliyorlar? Pakistan üzerinden İran’a, İran üzerinden Türkiye’ye. Hatta İran’da ciddi şekilde dövülerek, araçlara bindirilip sınıra yakın yerlere bırakılan bu insanlar Türkiye’ye geçiyor. Şimdi, hiçbir şeyi düşünmesek dahi bir ciddi bir göç söz konusudur. Bu sebeple de elimizi taşın altına koymak zorundayız.

Afgan insanının Türkiye’ye karşı muhabbeti çok yüksek

l Türkiye Afganistan’daki soydaşlarımızı korumak için bile olsa Afganistan’da mutlaka olmalı fikrine nasıl bakıyorsunuz?

- Evet. Orada önemli bir Türk varlığı var. Bizim Güney Türkistan olarak adlandırdığımız bölge kadim bir Türk yurdudur. Bu yüzden soydaşlarımıza sahip çıkmalıyız. Bununla birlikte Bizim Afgan topraklarında mezhepsel yakınlığımız Hanefi, Maturidi vardır. Afgan insanının Türk devletine, insanına karşı muhabbeti çok yüksek. Bizim bir yol bulmamız gerekiyor. Bu yol NATO ve Amerika’nın dışında, kendi varlığımızı ve samimiyetimizi ortaya koyduğumuz bir yol olmalıdır. Kaldı ki, Afganlar, Türklerin samimiyetine her zaman inanır. İsterse Taliban dahi olsa da.

l Talibanla ilişki kurmak devlet açısından çok kritik değil mi? Türkiye nasıl bir yol izlemeli? Hangi kartı kullanmalıyız?

- Taliban ile konuşurken dikkat etmemiz gereken bir şey var. Amerika’nın burada oynadığı oyunu görmemiz ve kendimizi kaptırmamız gerekli. Pakistan kartımızı dikkatli kullanmalıyız. Artı Türki Cumhuriyetler Rusya ile birlikte hareket ederek Taliban ile görüşmekteler. Biz orada rol çalarak Türki Cumhuriyetlerle birlikte davranıp Taliban ile biz görüşmeliyiz. İran’ın hem Şii yönetim olmalarına hem de aralarında kan davaları bulunmalarına ( Hatırladığım kadarıyla Taliban, onların 8 diplomatını katletmişti) rağmen görüşme yapmaktalar.

l Mevcut Afgan Hükümetini muhatap alsa Türkiye. Bir sonuca ulaşabilir mi?

- Biz Afgan merkezi hükümetini güçlendiremeyiz. Çünkü Afgan merkezi hükümeti bir Libya merkezi hükümeti gibi değil. Her an dağılabilir. Ciddi şekilde Taliban’a karşı koyabileceklerini düşünmüyorum. Çünkü yönetimin ağırlığı Peştun. Bu sebeple Eşref Gani, Taliban’la görüşmeler yapıyor. Bu görüşmeler içeridekileri adeta “Savaşmayın” şeklinde yorumlanacak bir hal almış durumda. Türkiye burada çok dikkatli bir siyaset yaparak Afganistan’dan çekilmemeli. Ama bu inatlaşarak değil, Taliban’la da görüşerek yapılmalı.

l Afgan cihadını Mavera Dergisi çok güzel işledi. Bir neslin Afganistan duyarlılığı oradan oluştu diyebiliriz. Sizde bir izi var mı o yılların?

- Mavera Dergisi, Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt İpek Yolundan Afganistan’a kitabı, Meral Maruf’un Mektupları benim ilk gençliğime denk geliyor ama kıymetli hikayelerdi bunlar. Kıymetli haberlerdi. 1980’lerin ortasında yeni yeni dergi okumaya başlamışım. Yeni yeni dünyayı görmeye başlamışım. Bir şekilde Cahit Zarifoğlu ile tanış oluyorsunuz. Aşina oluyorsunuz. Onun yazdıklarına meftun oluyorsunuz. Yazarken de ağırlıkla o dönemde Afganistan’la ilgili haberler oradan geliyordu. O kısıtlı imkanlar ile Cahit Zarifoğlu’nun Afganistan’ı bizim insanımıza sürekli duyurmaya çalıştığı o dönem çok önemlidir. Zaten duyanların belli bir kısmı da gönüllerindeki o çağrıya uyup gitmişlerdir. Mücahit olarak gitmişlerdir. Cihat etmişlerdir. Ya da o yollarda bir şekilde canlarını feda etmek için uğraşmışlardır. Afgan Cihadını Zarifoğlu’nu edebi bir dille acıklı bir dille duyurdu. Savaş Ritimleri Romanı vardır. Ben onu o dönemde okumuştum. Garip bir şeydir. Yıllar sonra da Allah nasip etti o topraklara gittim. Savaş ritimlerindeki o çocuklarla, insanlarla tanışmış oldum.

l Efendim adları birer kahraman olarak bize ulaşan eski mücahit liderleri şimdilerde ne yaparlar ? Ne durumdalar ?

- Afganistan yanlış okunuyor. Neden yanlış okunuyor? Kitabım yayınlandıktan sonra bazı insanlar Twitter’da Instagram’da nostalji yıllarıydı, güzel yıllardı. O bir rüzgardı. Geldi geçti. Hiçbir şey gelip geçmedi. Ölüm gelip geçmez. Acı gelip geçmez. Şimdi eğer Afganistan’a cihat nazarıyla bakarsanız cihat oldu bitti falan gibi. Her şey orada kalıyormuş gibi düşünülür. Afganistan’da zaman durur. Bitmez. Afganistan dünyanın küçük bir laboratuvarıdır. Zalimliğin laboratuvarıdır. Merhametin laboratuvarıdır. Ben bu kahramanlara başkalarının katil denildiği bir dünyaya gittim. Biz buradan baktığımızda o ülkede hiç karşılığı olmayan % 1 bile karşılığı olmayan bir kişi buralarda göklere çıkartılabiliyor. Ya da diyelim Raşit Dostum için Türkmenler hiç iyi konuşmazlar. Özbek ve Türkmen kardeş olmasına rağmen. Kahramanlar tehlikeli bir soru. Benim Afganistan’a girişimi bile engelleyebilirsiniz bu soruyla. Onu söyleyeyim size. Çünkü yarın bir gün şunu derler Sen nasıl orada Raşit Dostum için neden Türkmenler ile arası açık dersin. Ya da Hikmetyar için Kabil’de verilen lakap roketyardır. Hikmetyar değildir. Çünkü Türkiye’de kuzey ittifakına karşı savaştığı ve 35 bin kişinin o çatışmada roketlerle öldüğü pek bilinmez. Onların kendi gerçekleri vardır.

‘Halife’nin torunları’ fikri devam ediyor

l Afganistan’da Türkiye sevgisi hakkında neler söylersiniz?

- Halk Türkleri her zaman bir kurtarıcı olarak görüyor. Halife’nin torunları olduğunuz fikri devam ediyor. Bunun farkındalar. Türkiye nüfusunun ağırlığı Hanefi’dir. Biz bir şekilde aynı mezhepte buluşuyoruz. Oradaki Peştunlar olsun Türkmenler olsun Özbekler olsun Tacikler olsun aynı mezhepte buluşuyoruz. Yani Hanefilikte buluşuyorsunuz Ehli Sünnetsiniz, hatta %10’a yakın diyelim Şiî nüfus vardır Hazaralar üzerinden. Hazaraların Türk olup olmadığı hep tartışma konusudur. Moğolluk üzerinden, Türklük üzerinden. Zaten vücut yapılarına ,yüz yapılarına tavırlarına baktığınızda akrabalık çok net görünüyor. Ama Hazaralarla Amerikalılar ve İranlılar daha çok çalışıyor. Hazaralar da ciddi şekilde Türklere muhabbet duyarlar. Hani diyorum ya Peştun dediğiniz ana kitle Afganistan’ın diyelim % 50’ye yakınlık bir kitlesidir. En üstte olan kitle. Onlar da zaten direkt olarak mezhep, din algısı üzerinden kardeşliğimizi belgelerler. Bu Özbek Türkmen bölgelerinde daha fazladır. Bazı bölgelerde araçların üzerine Türk bayrağı yapıştırılmıştır. Bizim zaman zaman aracımız durdurulurdu. Garibimize giderdi. Eyvah yardım isteyecekler derdik. Açtırırlardı camı. Bayrak var mı derlerdi. Yani bu yapışkanlı Türk bayrakları. Camlarına yapıştıracak. Taksici bizi durduruyor. Ya da bir taksiyle yolculuğa çıkıyorsunuz Türk olduğunuzu anladığınızda ilk istedikleri şey Türk bayrağı. Orada Türk bayrağı, Afgan bayrağı kadar yaygındır mesela. Bu hoş bir şeydir. Kimse de yadırganmaz.

Cumhurbaşkanımız Afganistan’da çok iyi tanınıyor

l Cumhurbaşkanımıza olan sevgi nasıl?

- FETÖ operasyonları başladığında, okullar kapanması istenildiğinde, Afgan Hükümeti de bize yaklaştı. Dinliyor olayın aslı ne diye. Görüşmeler var. FETÖ uyanıklık yaptı. Mezar-ı Şerif merkezde ve Kabil merkezde imza stantları kurdular. Stantlar kurulurken şu bahaneyle kurdular. Türkiye’de darbe yapılıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın başı belada. Ona destek vermek için imza istiyoruz dediler. Halka yansıttıkları bu. Fakat imza kampanyasının içinde yazılı olan şu. Afgan Türk okulları kapatılmasın. Başka ülkeye de devredilmesin. Yani FETÖ okulları. Yani Afgan halkı oradaki yazıyı okumuyor. Söyleneni dinliyor. 1 milyondan fazla imza topladılar. Çünkü Cumhurbaşkanımız çok iyi tanınıyor. Şimdi sevgiyi buradan görün.

Yorumlara Git

Son dakika! Tarihi zirveden dünyaya ilk somut mesaj: İki yerli uydu NATO için göreve hazır

Ne parti kurabiliyor ne de CHP'den ayrılabiliyor! Özel hiç gibi

NATO mesaisi başladı: Başkan Erdoğan'dan kritik görüşme

CHP’li Başkan vekilinin 15 Temmuz hazımsızlığı! “Anmak içimden gelmiyor!”

Sabır tüketen pişkinlik! Sözde komedyeni dinleyeceğinize Tuncay’ı dinleyin