AKİT MENÜ

Gündem

İmam hatipler gençlerin değer dünyasını oluşturuyor

ÖNDER İmam Hatipler Derneği’nin 18. Kurultayı Aksaray’da yapıldı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen İmam Hatip Dernekleri yeni dönemde yapılacak çalışmalar hakkında istişarede bulundu. Kurultayda İmam Hatipli kimliğinin muhafaza edilerek başarılı yürüyüşün devam ettirilmesi konuşuldu. Adalet ve Merhamet şiarıyla gerçekleştirilecek faaliyetlerin niteliği tartışıldı. Biz de akademi ve siyaset dünyasından çok sayıda isimin katıldığı kurultayı üç gün boyunca takip ederek ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan ile bir röportaj gerçekleştirdik.

18. İmam Hatipliler Kurultayında çok önemli meseleler konuşuldu ve  tartışıldı? Kurultay geleneğinden bahseder misiniz?

Kurultaylar, camiamızın bir araya gelerek eğitim gündemi ve kendi gündemlerine ilişkin meseleleri değerlendirdikleri, sorunları tartıştıkları ve ortak çözümler ürettikleri bir platform. Her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiğimiz buluşmalara Türkiye’nin 81 ilinden ve ilçelerden imam hatip dernek başkanlarımız katılıyor; akademik alandan ve sahadan tartışmalara ortak oluyor, kendi bölgelerindeki iyi örnekleri de sunuyorlar. Kurultaylarımızda yılın şiarını da belirleyip programımızı bu tema çerçevesinde gerçekleştiriyoruz. Sonunda ise bir sonuç bildirgesiyle bu konuya ilişkin görüşlerimizi kamuoyuna deklare ediyoruz.

ÖNDER her sene bir şiarla yola çıkıyor, bu sene adalet ve merhamet kavramları tercih edilmiş. Bu iki kavram üzerinden neler söylemek istersiniz?

Yılın şiarı; bizim her yıl tüm birimlerimizde müzakereye açtığımız ve öneriler arasından seçtiğimiz kavramlardan oluşuyor. Geçtiğimiz yıllarda Nitelikli Yenilik, İstikamet Üzere, Samimiyetle, Bilgi ve Hikmetle, Basiret ve Ferasetle kavramlarından sonra bu yıl da Adalet ve Merhametle dedik. Çünkü biz biliyoruz ki; dünya, insanlar, hayvanlar ve tüm canlılar adalet kavramıyla ayakta kalıyor. Merhamet ise Rabbimizin Rahman isminin bir tecellisi olarak bizlerin üzerinde kendini gösteriyor. Bunlar insan olmanın, kamil insan olmanın iki belirleyici unsuru. Biz de kültür ve medeniyetimizde, siyasi geleneğimizde ve eğitimde adalet ve merhameti irdeledik, hocalarımızın ufuk açıcı sunumlarından istifade ettik.

Üniversitelere yerleşme noktasında imam hatipler müthiş bir başarı gösterdi. Bu konuda neler söylersiniz?

İmam hatip liselerinde eğitim alan gençlerimizin, YKS sonuçları açıklandığında çok güzel sonuçlar aldığını gördük. İlk 100’de 42, ilk 1000’de de 387 imam hatipli gencimiz yer aldı. Bu, bizi mutlu eden ve verilen emeklerin, çabaların boşa gitmediğini gösteren bir tablo elhamdülillah. Yerleştirme sonuçlarına göre de gençlerimiz hemen hemen her alanda seçkin üniversitelere yerleşti. Bu, gençlerimizin, ailelerinin, onları yetiştiren öğretmenlerinin, okul yönetiminin ve imam hatipler üzerine çalışan, emek veren, bu okulları destekleyen ve bugünlere gelmesine vesile olan tüm milletimizin başarısıdır.

İmam hatiplerin tercihlerine baktığımızda her alanda varlar. Bu sevindirici bir durum. İlahiyat alanına tercihte bir düşüş var sanki, bu hususta düşüncelerinizi alabilir miyiz?

İmam hatip liseleri ülkemizde diğer okullar gibi üniversiteye, mesleğe ve hayata hazırlayan okullar. Özellikle proje imam hatip liselerinin açılmasıyla birlikte ciddi anlamda bir branşlaşmaya gidildi ve program çeşitliliği sağlandı. Bugün imam hatiplerimizde 8 ayrı bölüm ve 9 dilde eğitim var. Bu gençlerimiz açısından büyük bir şans; çünkü eğilim ve yeteneklerine göre istedikleri bölümleri tercih edebiliyorlar. Bu tercihler sonucunda ise örneğin fen ve sosyal bilimler proje okullarımızdan mezun olan gençlerimiz tıp, mühendislik, hukuk, iktisat, medya gibi bölümlere yerleşebiliyorlar. İlahiyat da tercih edilen alanlardan bir tanesi. Ancak bu çocukların sadece ilahiyatı tercih etmeleri yönünde bir zorunluluk da yok. Herkes kendi isteği doğrultusunda özgürce hangi liseye gideceğine karar verdiği gibi üniversitede almak istediği eğitimi ve tercihlerini de ona göre belirliyor.

Sizce Türkiye’de İslami kesimin gençlik çalışmaları yeterli midir? Gençliğin değerler dünyasının oluşması anlamında imam hatipler nasıl bir misyon yürütüyor?

Bizim bin yıllık vakıf geleneğimiz var deriz hep; geçmişte inceden inceye düşünülerek kurulmuş vakıflardan dem vurarak sadaka taşları, kuş evleri gibi medeniyetimizin zarafetini yansıtan simgelerle mutlu oluruz. Bu gelenek o kadar güçlü olmasa da bugün yine vakıflar ve dernekler aracılığıyla yaşatılmaya çalışılıyor. Eğitim ve gençlik konusu da bu sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarından başı çekiyor. Bugün bu alandaki çalışmalar yeterli mi diye sorarsanız yeterli değil elbette. Bizler, en ufak ayrıntıyı bile ihmal etmeden gençlerimizin eğitimi, kendi hayatlarında ve toplum hayatında söz sahibi olabilmeleri için azami çabayı göstermemiz gerekiyor. İmam hatipler elbette gençliğin değerler dünyasının oluşması anlamında en önemli görevi üstleniyor. İlk eğitimlerini ve dini eğitimlerini ailelerinde alan gençlerimiz, devam eden eğitimlerinde ve imam hatip ikliminde bilinç ve şuur kazanıyor.

Dünya çapında bilim adamı, dünya çapında fikir adamı yetiştirmek adına imam hatiplerin nasıl bir politikaya ihtiyacı var sizce?

Biz aslında dünya çapında bilim adamı, dünya çapında fikir adamı, bürokrat, elçi yetiştirmeye başladık. Bunu biraz açayım, nasıl yetiştiriyoruz? Sayısı 550’yi bulan proje imam hatip okullarımızda hem fen liselerinin müfredatında eğitim veriliyor hem de ikinci bir program olarak dil, sanat, musiki, spor, teknoloji vs. alanlarda branşlaşmış okullarımızda bu alanlardaki donanımla mezun oluyorlar. Gençlerimiz yine aynı alanda eğitim veren üniversitelere yerleşiyoruz. Bugün sayısı 18’i bulan uluslararası imam hatip liselerimizde dünyanın 88 ülkesinde misafir öğrenci eğitim görüyor. Bu gençler, çoğu zaman üniversite eğitimlerini de Türkiye’de alarak gittikleri ülkelerde, bölgelerde kültür elçisi oluyorlar. Ayrıca, 54 dil proje okulumuzdan Arapça ve İngilizce hariç diğer 7 dilde eğitim alan gençlerimizle Çelebi programını uyguluyoruz. Ülkeleri, bölgeleri derinlemesine tanıma ve nüfuz etme yönünde bir kişisel gelişim programı uyguluyoruz. Bu gençlerimiz teorik eğitimlerini aldıktan sonra o dilin konuşulduğu ülkelere gönderilerek pratik de kazanmış oluyorlar. Bunları çeşitlendirmek, daha büyük gayretle gençlerimizin yetişmesi için çaba sarf etmemiz lazım.

Milletimizin imam hatipler hususunda geçmişe oranla hassasiyeti nasıl sizce? Bir gerileme var mı?

İmam hatiplerimiz, dün de bugün de milletimizin benimsediği, desteklediği, çocuklarını, geleceğini emanet ettiği eğitim kurumları. İmam hatiplerin açılmadığı, öğrencilerinin üniversite sınavlarında belli bölümleri tercih etmek zorunda kaldığı, katsayı uygulandığı dönemlerde de milletimiz bu okulları kendi imkanlarıyla inşa etmiş, arsasını, malzemesini bağışlamış, okulların inşaatında kendileri çalışmıştır. Çoğu okul halkımızın özverisiyle kurulmuştur 2000’li yılların başına kadar. Bundan sonra okullarımız ve öğrencilerimiz ötekileştirilmeyip, normal “Milli Eğitim sistemi içinde bir okul” olarak kabul edildikten ve tekrar açıldıktan sonra ciddi bir teveccüh olmuştur. Bugün ise artık çocuğunu imam hatibe gönderip göndermemek vatandaşlarımızın iradesine kalmıştır. Yine ailelerimiz tercihleri halinde gençlerimizi imam hatiplere göndermektedir.

STK’LAR eğitim meselesinde derde deva olacak projeler üretip hükümete raporlar sunuyor mu? Eğitime destek konusunda nasıl bir yol izlemeli?

Biz pek çok konuda akademik çalışmalar yapıp, kurultaylar ve çalıştaylar düzenleyerek hazırladığımız raporları hükümet yetkililerine sunuyoruz. İmam hatiplerle ilgili, seçmeli derslerle ilgili, yapılan yasal düzenlemeler ve değişikliklerle ilgili öneri ve taleplerimizi iletiyoruz. Eğitim alanında Milli Eğitim Bakanlığımızla koordineli olarak çalışıyoruz, ülkemize ve gençlerimize destek olmak üzere bunun akademik boyutu da dahil olmak üzere elimizden geleni yapıyoruz. İmam hatip modeli aslında bu anlamda iyi bir örnektir de. Derneklerle, vakıflarla, okul aile birlikleriyle desteklenen okullarımız hem gelişime daha açıktır hem de daha hızlı yol kat etmektedir. Eğer biz eğitim alanında bir sivil toplum kuruluşu olarak çalışıyorsak her türlü desteği vermeli, güncel ve temel meselelere ilişkin görüş ve deneyimlerimizi de aktarmalıyız. Gelişim ve değişimin ancak bu şekilde olacağını unutmamalıyız.

Yeni dönemde imam hatip okulları geçmişte olduğu gibi bir imam hatiplilik kimliği kazandırıyor mu. Bu kimliğin özü nedir?

İmam hatip okullarında dün de bugün de gençlerimizin vatanına milletine bağlı, kültür ve medeniyetinin değerlerini bilen, onlarla yoğrulan ve bugünün dünyasının donanımlarıyla gençlerimizi geleceğe hazırlamak üzere eğitim veriyor. Bu eğitimin ve imam hatip kimliğinin içinde imam hatiplilik ruhu da var elbette. Bu ruh dün nasıl varsa bugün de öyle devam ediyor; tabi düne göre yöntemler, araçlar, ve hayat tarzımız değişti. Gençlerimiz de bu değişen dünyaya ayak uydurarak aldıkları eğitimle, Allah’ı ve peygamberini bilerek, en büyük değer olan doğruluk ve dürüstlük erdemlerine sahip olarak, önce kendileri ve aileleri olmak üzere, topluma, devlete ve millete faydalı birer birey olarak yetişiyorlar.

Yorumlara Git

AP raportöründen skandal İmamoğlu paylaşımı! Şu komiserliğe soyunan adama köpekli muamele yakışır!

665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde şampiyon belli oldu

TİP’den ve Bodrum’dan başka ne beklenir ki?

İletişim Başkanı Duran'dan "Geleceğin Mührü" paylaşımı! Uluslararası sistemdeki ağırlığımızı pekiştiriyoruz

Başbağlar şehitleri İstanbul'da da anıldı! Unutturmayacağız adalet istiyoruz