AKİT MENÜ

Gündem

ODTÜ'den Hakkı Kumru, Eşref Edip'i anlattı

Gazetemiz okurlarından Hakkı Kumru, ODTÜ’deki öğrencilik yıllarında üstad Eşref Edip ile yaşadığı anısını anlattı.

Güncelleme Tarihi:

ODTÜ mezunu İsmail Hakkı Kumru, gazetemizin okur sayfasına gönderdiği yazıda, Eşref Edip ile bir anısını paylaştı.

Hakkı Kumru’nun yazısı şu şekilde:

Üniversitede okuduğumuz yıllarda (ODTÜ 1967-72) gerek başını Erdem Bayazıt, Akif İnan, Bahri Zengin ve Sezai Karakoç’un çektiği edebiyatçılarla, gerekse sık sık Ankara’ya gelen Necip Fazıl’la irtibat imkânı bulurduk. Bu bazen konferanslara, ev sohbetlerine katılarak olurdu. İrtibatı sağlayan ağabeylerimiz Kemal Kelleci ve Saatçı Musa Çağıl idi. Kızılay Turtes işhanındaki Musa abinin dükkânı edebiyatçıların uğrak yeriydi. Siyasetçilerin de ilgilendiği bir yerdi. Erbakan ve Türkeş gibi siyasetçiler de oraya uğrardı.

Ulaştırma Bakanlığında Makine Yüksek Teknikeri olan Kemal Kelleci, bizlerin fikir adamlarıyla ilgilenmemizi arzu eder, üniversiteye yeni gelen öğrencilerin fikri yönden gelişmesi için edebiyat çevreleriyle irtibatını sağlardı. Yeni gelen öğrencileri kuzu olarak niteler, bunların koç olabilmeleri için fikri çevrelerle irtibatını sağlardı.

Uzun kış gecelerinde bizleri toparlar; Erdem Bayazıt, Akif İnan, Bahri Zengin gibi ağabeyleri evlerinde ziyarete götürür, geç saatlere kadar fikri sohbetlerinden faydalandırırdı. Bir keresinde Necip Fazıl, Ankara’ya gelmiş, Kemal abinin haberi olmuş. ODTÜ’ye haber göndererek bizleri çağırmıştı.

Birkaç otobüs değiştirerek gece geç saatte daha sonra Konya Milletvekili olan rahmetli Reşet Aksoy’un evindeki Necip Fazıl sohbetine ulaştık. Geç saatte ulaştığımız bu sohbetten sabaha karşı ayrıldık.

Her ne kadar Ankara’daki edebiyat çevrelerinden ve sık sık Ankara’ya gelen Üstad Necip Fazıl’dan fikri yönden istifade etme imkanı bulabiliyorsak da, yaşlı olduğu için Ankara’ya gelemeyen Üstad Eşref Edip’le irtibat kuramıyorduk. Daha sonra Milli Nizam Partisi'nin kuruluş çalışmaları sırasında bu imkana kavuştuk. Milli Nizam Partisi'nin kuruluş aşamasında Hasan Aksay, Necip Fazıl, Kadir Mısıroğlu gibi Üstad Eşref Edip’te MNP’nin kuruluşu için büyük gayret gösterenlerdendi. Eşref Edip parti kurulması konusunda kararlı ve ısrarcıydı. Çünkü kendisi Demirel gibi masonlara verilen tavizlerin boşa çıkacağını biliyor, gerçek dava sahiplerinin İslami bir parti kurmasını istiyordu. Değil masonlardan medet ummak, Demokrat Partiyi bile ehvenişser kabul etmeyip 1950’de yapılan seçimlerde alınan neticeyi Demokrat Partinin başarısı olarak lanse etmemiş DP’yi övücü ve alkışlayıcı bir tutum almamıştı. DP içinde Menderes gibi müspet insanların yanında Celal Bayar gibi masonların da olduğunu biliyordu. Eşref Edip gibi düşünenler parti kuruluşunu hızlandırmak isterken, bir kısım edebiyatçılar “parti kuruluşu için daha erken, önce kadro yetiştirmek lazım” bahanesiyle işe engel oluyorlar, bazıları da Lütfü Doğan ve Tahir Büyükkörükçü gibi şahsiyetlerin parti dışında kalmasını ve gerektiğinde hakem rolü üstlenmelerini istiyordu.

Gerekli kadro olmadığı fikri yanlıştı; daha sonraki yıllarda Milli Selamet Partisi kurulup, hükümete ortak olduğunda bu fikrin ne kadar yanlış olduğu ortaya çıktı. Özellikle mühendislerden oluşan teknik kadronun fazlasıyla mevcut olduğu görüldü. Demirel’in müsteşarı olan Turgut Özal’ın idaresindeki DTP (Devlet Planlama Teşkilatı) kadrosu İslami düşünceye sahip insanlardan oluşuyordu. Takunyalı biraderler diye bahsedilen rahmetli Turgut ve Korkut Özal’ların güçlü bir ekibi vardı. Özallar çevreleriyle ilgilenen insanlardı. Özellikle öğretim üyeleri ve öğrencilerle ilgilenirlerdi. O yıllarda Korkut Özal bizim okuduğumuz ODTÜ’de inşaat profesörüydü.

Özallar bir ramazan günü evlerinde üniversite camiasına iftar yemeği verdiler. Kalabalık olduğu için geniş bir salonda yerlere muşambalar açıldı, iftar yapılıp cemaatle  akşam namazı kılındıktan sonra kısa bir konuşmayla iftar toplantısı sona erdi. Bu İslami toplantılar samimi hava içinde kadro yetiştirmesine de vesile oluyordu.

Bütün lehte ve aleyhteki kampanyalar sonunda Erbakan’ın kararlılığıyla MNP kuruldu. Bu kuruluşta Üstad Eşref Edip’in ve Hasan Aksay’ın büyük gayretleri olmuştur. Hatta MNP’nin ‘isim babası’ da Eşref Edip’tir. Eşref Edip’in Milli Nizam’ın isim babası olduğunu bana saatçı Musa ağabey söylemişti. Daha sonra Hasan Aksay ağabey de bir sohbet sırasında MNP’nin isim babasının Eşref Edip olduğunu söylemiş ve şöyle anlatmıştı; MNP kurucu heyeti toplanıyor ve parti ismi olarak uzun bir liste yapıyor, bu liste daha sonra 20 ve en son olarakta 10’a düşürülüyor. Kesin karar için toplantı yapıyorlar. İş uzamasın diye odaya başka kimseyi alınmasın diyorlar. Bu arada Eşref Edip geliyor ve toplantı odasına giriyor. Listeyi okuyorlar Üstad partinin ismini Milli Nizam olsun diyor ve karar kesinleşiyor. 1969’da başlayan MNP kuruluş çalışmaları neticelendi ve parti 1970’te kuruldu.

Üstad Eşref Edip’le ilk tanışma: Parti kurulduktan sonra siyasi çalışmalara ve sık sık toplantılar yapıldığını ODTÜ’nün faal öğrencilerinden Mehmet Göze’den öğreniyorduk.

Bir cumartesi günü üniversiteye haber geldi; ertesi gün MNP’de yapılacak toplantıya Üstad Eşref Edip’in geleceği ve toplantı öncesi gençlerle sohbet edeceği belirtiliyordu.

Pazar sabahı erkenden kalkıp Kızılay Çelik Kale sokaktaki parti binasına gittik. Üstad trenle İstanbul’dan gelip bizden önce parti binasına ulaşmıştı. Her zamanki gibi tertemiz beyaz elbisesiyle oturmuş gençlerle sohbet ediyordu. Alçak sesle selam verip arka sıralara iliştik. Gençlerin sabah saatlerinde salonu doldurmalarından memnun olmuştu. Hâlbuki kendisi yaşlı olduğu halde bizden önce gelmişti.

Başta Mehmet Akif’le yaptığı çalışmalar olmak üzere tarihi aydınlatan soruları o günleri yaşıyormuş gibi bazen gözleri yaşararak bazen gülerek cevaplıyordu. Yeri geldiğinde tarihi olaylar karşısında bizler gerildiğimiz halde kendisi sükûnetle anlatmaya devam ediyordu.

Sohbette sorulan sorular daha ziyade partinin kuruluşundaki zorluklar ve daha sonra aşılacak engellerle ilgiliydi. Kadro yetiştirilmesi ve İslami siyaseti engelleyen konuların değiştirilmesi gerektiği şeklindeki sorulara gene rahmetli Mehmet Akif’ten bahsederek cevap verdi. Akif’in o yıllarda bile İslami bir fırka’nın kurulması için istişareler yaptığını söyledi. O yıllardaki şartlara göre şimdi ortam çok müsattir diye ekledi. MNP’nin kurulmasıyla Akif’in hararetle kurulmasını arzu ettiği İslami fırka kurulmuş oluyordu.

Kadro eksikliği ve yetiştirilmesi ile ilgili konuda da zamanın müsait olduğunu ayrıca ‘’kervan yolda dizilir’ ifadesiyle siyasi hareketin seyri içinde eksik kadroların yetişeceğini söylüyordu. Üstadın kızmasına sebep olan soru her şey ortada iken ve MNP kurulmuşken mevcut partilerden tavizler kopararak yani ehvenişerle yürüyerek kadro yetiştirilebilir mi, sorusuydu. Üstad bu şekilde hareket edilirse gelişme olmayacağını, aksine tavizkâr tutumla mevcut kadrolarında tasfiye olacağını, bu düşüncenin beyhude olduğunu söyleyerek üzüldüğünü ifade etti.

Gerçekten de hedefi İslami olmayan partiler içinde çalışmak birçok dava adamını bitirdi. Mesela Erdem Bayazıt gibi “İslami patinin zamanı değil, daha erken, kadro yetiştirilmeli” mantığıyla hareket edip ANAP’tan milletvekili olanlar, hem hizmet yapamadılar, hem de birikimlerine rağmen siyasi arenada tutunamadılar. Rahmetli sınıf arkadaşım ANAP’tan devlet bakanı olan Ahmet Karaevli’de bahsettiğim kaybolanlar kervanına katıldı.

82’li yıllarda ANAP Genel Merkezinde ziyaret ettiğimde kendisine “Ahmet dava adına bir hizmet yapıyor musunuz, niçin milletvekili oldun, ayrıca Semra hanım ve kızı deniz kıyılarında kötü pozlar veriyorlar, bari buna engel olun” dediğimde “bizi onlar ayakta tutuyorlar, ANAP’lı papatyalarla beraber poz vererek askere karşı bizi ayakta tutuyorlar” dedi. Dava adına hizmete gelince; ANAP bir dava partisi olarak kurulmadı, deyince, ben, öyleyse burada ne işin var, diye sorduğumda, ANAP öncesi DESİYAB’da (Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası) çalışıyor 200 bin lira alıyorum deyince pes ettim. Turgut Özal gibi dindar bir siyasetçinin başını çektiği bir partiyle bile İslami hizmet yapılamadığına göre Demirel gibi bir masonun idaresindeki partilerden ümit beklemek hangi mantığa sığar. Evet, Demirel masondu ve masonlara verilen tavizler hiçbir işe yaramadı. ODTÜ’lü gençler olarak o yıllarda biz buna şahit olduk. ODTÜ’lü nur talebesi arkadaşlardan rahmetli Selahattin Yeşilyurt, Demirel’den randevu almıştı. On beş kişi Demirel’i ziyarete gittik. ODTÜ’deki dindar öğrenciler adına geldiğimizi belirterek bazı isteklerde bulunduk.

Kendisi bizlerin temsilci olmadığını, zaten ODTÜ’deki sayımızın ancak on, on beş kişi olduğunu söyleyerek bizi hafife aldığını gösterdi. Fakat biz altta kalmadık, “ANADOLU GURUBU’’ adı altında girdiğimiz öğrenci derneği seçimlerinde 96 oy aldığımızı söyleyerek gerekli cevabı verdik. Adam dindar gençlerden öyle nefret ediyordu ki bizlerin sayısını az görmeye ve göstermeye gayret ediyordu. Buna rağmen nur cemaatinin bir kısmı, Demirel ölünceye kadar onun peşinde gittiler. Hatta öldükten sonra bile yüzde sıfır’a yakın oy alan Demokrat Parti’ye vermeye devam ettiler (Yeni Asya Cemaati).

Demirel’den ne istekte bulunduğumuza gelince o yıllarda gerek ODTÜ kampüsünde gerek yurtlarda mescit yoktu. Rektör Kemal Kurdaş’ta Demirel gibi mason olduğu için belki onun sözü geçer de mescit açtırır diye düşünmüştük. Müspet bir netice alamayınca, işi daha alttan alarak mescit açılıncaya kadar Cuma ve teravihler için üniversiteye yakın camilere servis istedik, neticede bu isteğimizde reddedildi.

Cuma namazlarına üniversitenin dışındaki bir köyün camisine yağmur çamur demeden yürüyerek gidiyorduk. İmam, İnönü zamanından kalma bir kitaptan hutbe okuyor “Allah kelamı” yerine “tanrı kelamı” diyordu.

Teravihlerde Rektör Yardımcısı Hikmet Büyüklimanlı’nın gizlice tahsis ettiği otobüsle şehirde değişik camilere gidiyorduk. Resmen otobüs tahsis edilmesini istemiş olmamızın sebebi Hikmet beye zarar gelmesini istemediğimiz içindi.

Hikmet bey daha sonraki yıllarda Çalışma Bakanlığı müsteşarı oldu.

Demirel’i ziyaretimizde bizim kârımız, Demirel’in ise zararı oldu. İçimizde Demirel’e evliya gözüyle bakan birkaç arkadaşımız vardı. Onlar onun evliya mı eşkıya mı olduğunu gördüler ve peşini bıraktılar.

Yorumlara Git

NATO Türk mühendislere bağımlı Dijital omurga Türkiye’nin elinde

Savaş beklemiyoruz Ankara’ya gelmeden hizaya geldi

Bu ay daha yüksekten alacaklar! Sosyal yardım aylıklarına zam kararı

Çok sayıda şüpheli paketlendi! Marjinal terör örgütüne darbe

Konu kıtlığı çekenler Silivri’ye gidebilir: Türkiye’yi güldürmek için ne malzeme arıyorsunuz ki?