Siyaset
Zillet’te iç savaş
Zillet içerisindeki cumhurbaşkanı adaylığı heveslileri resmen iç savaş başlattı. Kılıçdaroğlu ‘Ya ben ya hiç, ya bana katılın ya yolumdan çekilin’ diyerek adaylık için restini çekti. Fondaş medya bu çıkışı ya görmezden geldi ya da başlık operasyonları ile sütunlarına taşıdı. Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve Abdullah Gül adaylık için nabız yoklarken, SP’den gelen ‘üçüncü ittifak’ fikri zilletin kimyasını bozdu. Siyaset bilimciler, “Yuvarlak masanın devrilmesi yakındır” dedi.
YAVUZ SELİM İSTANBUL
Yuvarlak masa etrafında birbirini yiyen Zillet İttifakı’daki iç savaş iyice gün yüzüne çıktı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalnızca 12 dakika süren son grup toplantısındaki “ya ben ya hiç” sözleri ve yandaş medyasının bir kısmının açıklamalarına yer vermeyip, diğer kısmının ise başlık değiştirme operasyonuyla sayfalarına taşıması, kavgayı gözler önüne serdi.
Aday borsası
ABB Başkanı Mansur Yavaş, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı aday olacağı söylentilerinin parti içinde de yüksek sesle dillendirilerek taraftar bulmasıyla küplere binen Kılıçdaroğlu’nun kendi adaylığına destek olmayan vekillere yönelik, “Ya bana katılın ya yolumdan çekilin” sözlerine CHP medyası suskun kaldı. Cumhuriyet gazetesi ise önce “Kılıçdaroğlu artık aday” manşetini attı, ardından kurumsal ve kesin hüküm ifade eden bu sözleri gece yarısı operasyonuyla değiştirerek “Kılıçdaroğlu: Aday benim” şekline getirdi. İç sayfada ise haberi ‘Adaylığını ilan etti’ başlığına getirerek tamamen bireysel açıklama düzeyine indirdi.
İmamoğlu ayrı telden
İmamoğlu ise icazet turuna çıktığı yurt dışından dün “Zamanı geldiğinde 6 muhalefet partisinin doğru seçimi yapacağına inanıyorum” açıklaması yaptı. 24 Nisan’daki ittifak toplantısında da kendi adaylığına destek olmayan parti liderleriyle yüksek gerilim yaşadığı ifade edilen Kılıçdaroğlu’nun buna karşılık Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun teklif ettiği “üçüncü ittifak” fikrine karşı çıktığı bildirildi. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, “Demokrasi ve Atılım Partisi önümüzdeki seçimlere kendi adıyla, kendi logosuyla girme kararını almıştır” açıklamasıyla Millet İttifakı bünyesinden ayrıldıklarını alenen dile getirdi. Zillet’teki iç savaşı Akit’e değerlendiren yazarlar ve hukukçular, Kılıçdaroğlu’nun adaylık için ittifak masasını bile devirebileceğini söylediler.
Adaylık kavgası
Gelişmeleri Akit’e değerlendiren Avukat Said Nursi Omaç, şunları dile getirdi: “(Erdoğan gitsin de ne olursa olsun) mantığıyla bir araya gelen bu ittifak, şimdi şahsi çıkarlar ve bireysel düşüncelerin öne geçtiği ittifak halini aldı. Gayeleri millete hizmet olmadığı için bireysel meselelere yoğunlaştı ve herkes birbirine düştü. Kılıçdaroğlu normalde o ittifakta oy oranı olarak en büyük partinin lideri ancak Millet İttifakı’ndaki gücünü ortaya koyamadığı için diğer adaylar öne çıktı. İmamoğlu, Yavaş ve Abdullah Gül’ün isimleri ciddi şekilde gündeme geldi. Bu durum, Kılıçdaroğlu’nun bireysel becerisinin de az olduğunu gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun adaylığına kendi partisinin bile destek vermemesi ve oy oranına rağmen kendisini işaret etmemesi, içeride iç savaş olduğunu aşikar kılıyor. Şer ittifakı bir yere kadar birlikte hareket etti ancak şimdi şahsi çıkarlar uğruna dağılma noktasına geldi. Bu da önceliğin vatana ve millete hizmetin olmadığını ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirerek parlamenter sisteme geri döndürmek istiyorlar. Bu sistemin detaylarını sorduğumuzda ise içeriğinin ayrıntılarını anlatamıyorlar. Bunun için çok toplantı yaptılar ancak hiçbir somut bir şey ortaya koyamadılar. Dolayısıyla Millet İttifakı’nın söylemleri hep boş çıkmıştır. Son olaylarda da görüyoruz ki ittifak ettikleri konular ülkemizin çıkarlarının zıttındaki insanların savunulmasına kadar indirgenmiştir. ‘Osman Kavala’nın hüküm almasını nasıl eleştiririm, benim adaylığım bu şekilde nasıl dış mihraklar tarafından desteklenir’ derdine düştüler.
CHP bile desteklemiyor
“Cumhuriyet gazetesinin ilk manşeti partisel olarak Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesi, ikinci manşette ise Kılıçdaroğlu’nun şahsi açıklaması haline dönüştürülmesi, kendi kamuoyunun dahi Kılıçdaroğlu’nun arkasında olmadığını gösteriyor. Bu durum CHP ve Millet İttifakı içerisinde daha çok kavga olacağının işaretidir. Neticede Sayın Cumhurbaşkanımızın karşısında ortak bir aday çıkaramayacakları tezi de gün geçtikçe güçleniyor.”
Masayı dağıtabilir
Gazeteci Yazar Arzu Erdoğral ise, şunları dile getirdi: “Bu son örnekten hareketle Millet İttifakı içinde hep gel-gitler olduğunu biliyoruz. Zaten CHP içinde de kavgalar hiç bitmiyor. Kılıçdaroğlu, 12 dakikalık grup toplantısı ve ‘Hadi eyvallah arkadaşlar’ diyerek kürsüyü terk etmesinin sebebini ‘Geniş kitleleri çekmek için, sağır sultan duydu Saray’daki de duysun diye yaptım’ diye açıkladı. Zaten her konuşmasını Erdoğan’a karşı yaptığını düşünürsek bunun büyük bir yalan olduğunu görebiliriz. Kılıçdaroğlu Deniz Baykal’a yönelik kaset kumpasının ardından da aday olmayacağını söylemişti, şimdi de benzer bir durum var. Nabız yoklamanın ötesinde ‘Millet İttifakı’nı dağıtırız’ tehdidi de görüyorum ben. Yani ‘benim Cumhurbaşkanlığımı destekleyin’ diyor. Ayrıca son açıklamasını bazı kesimlerce güçlü bir Cumhurbaşkanı adayı olduğu düşünülen Yavaş yanındayken yapması da mesaj içeriyor. İmamoğlu’nun da ‘ben aday değilim’ dememesi ve büyükelçiler ile görüşmesi boşuna değil. Hepsi Cumhurbaşkanlığı adaylığı için ayrı ayrı çalışmalar yapıyor.
ABD’nin adayı Kemal
“Kötü bir genel başkanlık deneyimi olan Kılıçdaroğlu’nun zaten uzun süredir gözü cumhurbaşkanlığı koltuğundaydı. Asıl burada düşünülmesi gereken, dışarıdan kimlerin Kılıçdaroğlu’na bu konuşmayı yaptırdığı ve nabız yoklattığıdır. Artık kesin olarak ‘ABD’nin Türkiye cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’ diyebilir miyiz, bu kısa zamanda netleşecektir. Bu tarz açıklamalarla bir kenara çekilmeyip devam ederse bu sorunun cevabı kesinlikle ‘evet’ olacaktır. ‘Bu ABD için kötü bir seçim’ diyenler olabilir ama onlar açısından şu an adaylık için adı geçenlerin hangisi iyi isim ki.”