Gündem
Bay Kemal başörtülüleri CHP’den mi koruyacak?
Geçmişte başörtülülere etmedik zulüm bırakmayan, üniversitelerde uygulanan ayıbın kaldırıldığı düzenlemeyi iptal ettirmek için de AYM kapısına koşan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “Başörtüsü özgürlüğünün yasal teminat altına alınması için kanun teklifi vereceğiz” sözleri samimiyetten uzak, oy devşirmeye yönelik bir hamle olarak yorumlandı. Akit’e konuşan siyasetçiler, örtü mağdurları ve yazarlar, “O zulüm AK Parti sayesinde zaten son buldu. Kılıçdaroğlu başörtülüleri laikçi yobazlardan korumak için mi harekete geçti?” dedi.
Dönemin CHP Grup Başkan Vekili olan Kemal Kılıçdaroğlu, üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren kanunun durdurulması için 112 milletvekilinin imza attığı 58 sayfalık dilekçeyle Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açtı.
Yine Kılıçdaroğlu tarafından, ‘Ben üniversitede başörtümle okumak istiyorum” diyen bir genç kıza, “Devletin kuralları var bunlara uymak zorundayız. Yoksa anarşi olur” cevabı zerrece utanmadan verildi.
Kılıçdaroğlu, beşinci sınıftan itibaren başörtüsüne izin veren düzenlemeye “Bir süre sonra belki de türban takan kardeşimiz türbanını açacaktır. İlla ömür boyu takacaksın diye bir kural mı var?” diyerek itiraz etmişti.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, yıllar evvel katıldığı mezhepçi bir TV kanalında İslam’ın emri olan başörtüsünü, “Bir metrekarelik bez parçası” hezeyanıyla tahkir etme densizliği göstermişti.
Aynı Kılıçdaroğlu, SSK genel müdürlüğü döneminde “Kılık kıyafet yönetmeliği” bahanesiyle Fatma Avcı ve Fatma Şahan adlı iki başörtülünün atanmasını onaylamak için başlarını açma şartı koşmuştu.
Yasakçının azılısı olduğu halde CHP’deki örtü düşmanlığını kendisinden önceki liderlere mal eden kendini aklayan Kılıçdaroğlu’nun seçim ayarlı başörtüsü hamlesini Akit’e değerlendiren hukukçu ve gazeteciler “Bay Kemal samimi değil” görüşünde birleşti.
28 Şubat Mağduru Avukat Hayriye Çiçek, “19 yıl boyunca yasakla yaşamış birisiyim. İstanbul Hukuk Fakültesi’ni dereceyle bitirdim, stajımı yaptım, ardından başörtüsü yasağına takıldım. Bu yasağı bizim mütedeyyin kesim değil, Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği zihniyet koydu. Öte yandan, Kemal Bey kime ve niye yasa yapıyor? Başörtüsü, din ve vicdan özgürlüğü değil mi? Din ve vicdan özgürlüğü temel bir hak değil mi? Bu manada başörtüsünün böyle bir yasal korumaya da ihtiyacı yok. Ayrıca, yasa koyan onu kaldırma yetkisine de sahip olur. Böyle bir açıklama yaptığına göre, acaba kendilerinden mi şüphe ediyorlar?
Araştırmacı Yazar İsmail Nacar, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalbindekini okuyup samimiyet testi yapacak değilim ancak bazı iç ihtilaflarımızın çözümünde öncülük yapmış bir tarihçi olarak, kendisine, zaten toplumsal mutabakat ile çözülmüş olan başörtüsünden üzerinden siyasi rant devşirmeyi bırakmasını ve daha gerçekçi sorunların çözümü için bir öneride bulunmak istiyorum: İttihat ve Terakki geleneğinden gelen CHP, geçmişini sorgulayıp Türkiye sosyolojisiyle barışmak istiyorsa, ilk olarak Sultan Vahdettin’e “vatan haini”(!) yakıştırmasından vazgeçip, Şam’daki kabrinin vatanına getirilmesine öncülük etsin. İkincisi ise tabu inşa eden “Atatürk’ü koruma kanunu” olan 5816 sayılı yasanın anlamsızlığını dile getirsin. Çünkü, tarihi ve manevi değerlerinizi, sadece anlamsız yasaklarla inşa edemezsiniz.”