Gündem
Yalan lobisi işbaşında!
Yalan, iftira ve itibar suikastleri ile kaos peşinde koşan zillet yandaşları, sosyal medya düzenlemesine ‘sansür’ yaftası vurmaya çalışırken hukukçular, “Bu yasadan ancak sosyal medya haydutları ve müfteriler korkar” dedi.
Dün Sözcü gazetesi “Susturma yasası”, Cumhuriyet “Sansürcü cumhur”, Karar “Sansür yasası geri çekilsin”, Evrensel “Sansür yasasına tepki sürüyor”, Birgün “Sansür teklifi de sizi kurtarmaz”, Yeniasya “Sansür kanununda MİT’e koruma kalkanı” başlıklı haberlerle algı operasyonu yürüttü. Hukukçular ise Zillet’e tepki göstererek kanunun ne kadar haklı ve doğru olduğunu Akit’e anlattı.
Kudurmakta haklılar!
Avukat Sinan Pak, Türkiye’deki hukuk sisteminin haber alma hakkını koruduğunu, bunun kolaylaştırılması için gazetecilik meslek örgütlerine bir takım hukuki imtiyazlar sağladığını hatırlattığı konuşmasında, özellikle sosyal medyada yoğunlaşan dezenformasyona değindi. TBMM gündemine gelen Dezenformasyonla Mücadele Kanunu’nun içeriğinin haklılığını vurgulayan Hukukçu Pak, şunları dile getirdi: “Bu kanun diyor ki; millete iftira atmayacaksın, hakaret etmeyeceksin, kişisel verilerini açıklamayacaksın. Bir insan hukuka uygun davranmaya zorlandığı zaman bu sansürlenme mi oluyor? Yani bunlar diyor ki; ‘sosyal mecrada haydutluk yapmaya, müfteriliğe, milletin hakkına girmeye devam edelim ve yaptığımız da yanımıza kâr kalsın’, Bunun önüne geçilmek isteniyor. Ancak bunun önüne geçiliyor diye, yasama organını suçlamaya kalkıyorlar. Bu akla ziyan bir durum. Peki, suçlayan kim? En fazla sosyal medya algısını yalan propagandasını oluşturan üreten yayan ve bundan nimetlenmeye çalışan muhalif unsurlar. Çünkü onların tezgâhını bozuyor. İçlerinden birisi yalan üretiyor, merkezden o yalan servis ediliyor, sonra muhalefet eliyle bu kullanılıyor.
Bunların dertleri kaos
Halihazırda hukuki boşluktan faydalanıldığını belirten Sinan Pak, şöyle devam etti: “Bunlar kaotik bir ortamın oluşması için ellerinden geleni uzun zamandır yapıyorlar. Son olarak Gezi hadiselerinde bu tavrı görmedik mi? Tanklarla ezilen insanlardan bahsedildi. Bize tanklarla ezilen insan fotoğrafları paylaşıldı. Taksim’de tank var mıydı Allah aşkına? Sonra ‘polis helikopterlerinden Portakal Gazı atıldı’ denildi. Portakal Gazı da sinirlere tesir edip insanı felç ederek öldüren yasaklı bir madde. Oysa Portakal Gazı dedikleri malzeme, Vietnam Savaşı’nda Amerikalıların kullanmış oldukları kimyasal gaz sakladıkları tankın üzerine yaptıkları turuncu boya. Fotoğrafı oradan almışlar, bize polis helikopterinden portakal gazı attılar diye sunuyorlar ve milleti böyle aldattılar. Taksim’de felç olarak ölen kaç kişi var? Tamamen yalandı. Ama bu yalanlarla infial oluşturdular, toplumda öfkeyi büyüttüler ve ‘böyle zulüm olur mu’ dedirterek geniş çaplı isyan başlattılar. İstedikleri kaotik ortama böyle ulaşabiliyorlar. Dolayısıyla ileride planladıkları olası bir kaotik eyleme en uygun mecra olan sosyal medyanın kanuni düzenlemeye alınması bunları tabi ki bunları kudurtuyor. Haklılar kudurmakta. Çünkü ellerindeki büyük bir mayalandırma alanı, içeriği son bulacak. Meclis böyle bir yasal düzenlemeyi hazırlamazsa vekiller görevini ihmal etmiş olurdu.”
Kanun özgürlüğü korumak için
Avukat Ercan Ezgin da, şunları söyledi: “Toplumu iktidara ayaklanma noktasına getirmek için sosyal medyada, Amerika’daki patlamayı bile Türkiye’de gösteren bir kitle var bu ülkede. Çin’deki patlamayı Diyarbakır Silvan’da olmuş gibi gösterebiliyorlar. Toplum bu durumdan rahatsız. Hükümetin yaptığı çalışma kesinlikle doğrudur. Yapılacak birçok sınırlama da mahkeme kararıyla olacağı için, bu kısıtlamalar yine özgürlüğü korumak için icra edilecektir. Burada haber yapılmasın denilmiyor, yalan haber yapılmasın, iftira atılmasın deniliyor. Bu kanuna sansür denilmesi hukuken asla kabul edilemez.”
Demokrasilerde basın özgürlüğünün esas olduğunu ancak mutlak ve sınırsızlık bulunmadığını vurgulayan Ezgin, şöyle devam etti: “Başkasının özgürlüğünün başladığı alanda sizin özgürlüğünüz biter. Halkın özgürlüğüne dokunan bir sınırlama değil bu. Ülkemizde özellikle sosyal medya yönüyle en büyük sorun manipülasyonlardır. Sosyal medya aslında birçok noktada faydalıyken bazı noktalarda kötüye kullanılıyor. Yalanlar, algılar, gerçekler özellikle birbirinden kopartılıyor. Fütursuzca, sınırsızca, saygısızca yapılan bir sürü algı operasyonu ve çalışmalar var. Muhakkak dünyadaki özgürlüklerin belli bir sınırı vardır. Biz haber yapılsın demiyoruz, yapılsın ama doğru bir haber yapılsın. Doğru yapılmasın iftira atılmasın denilmesinden kim rahatsız olabilir?”