AKİT MENÜ

Tarih

24 Ocak 1967: Şair Mehmet Âkif Ersoy'un oğlu Mehmet Emin Ersoy'un vefatı

Onlar; yaşadıkları döneme çalışmalarıyla, eserleriyle damga vurup iz bırakıp gittiler. Bugün, Şair Mehmet Âkif Ersoy'un oğlu Mehmet Emin Ersoy'u hayırla yâd ediyoruz.

Akif 1898 yılında yirmi beş yaşında iken yirmi yaşında olan Tophane-i Amire Veznedarı Mehmet Emin Bey’in kızı İsmet Hanım (1878-1944) ile evleniyor ve bu evlilikten üç kız, üç erkek çocuk dünyaya geliyor. İsimleri sırasıyla; Cemile, Feride, Suad, İbrahim Naim (bir buçuk yaşında öldü), Emin Akif, Tahir’dir. İbrahim Naim bir buçuk yaşında ölmüş olduğundan Emin Akif (1908-1967) Akif’in en büyük oğludur.

Hatıralarından yola çıkarak onun İstiklal Savaşı’nda babası ile birlikte Anadolu’yu karış karış dolaştığını biliyoruz. Millî Mücadele yıllarında ve Mısır’da olduğu yıllarda (1934’e kadar) onun en büyük yardımcılarından biridir.



Emin Akif, Mısır’da babasının yanındadır, ancak askerlik yaşında 1934’te Türkiye’ye gelmiş ve askerliğini Kırklareli’nde er olarak yapmıştır. Askerlik vazifesi sırasında Kur’an-ı Kerim’i ve anlamını arkadaşlarına öğretmek istemiş ve bu gerekçeyle Divan-ı Harb’e (Askeri Mahkeme) verilmiştir. Bunun üzerine Emin Akif birlikte tutuklandığı çavuşu ile beraber cezaevinden firar ederek İstanbul’a, oradan da gemiyle Mersin’e kaçmıştır.

Mersin’den de yaya olarak Antakya’ya giderken kimliksiz olduğu ve şüpheli hareketleri gerekçesiyle tutuklanarak Kırıkhan’a gönderilmiştir. Ne olduysa(!) askerlik onun hayatının zehirlenmeye başladığı yıllar olmuş ve bir daha rahat yüzü görememiştir.

Akif’in torunu Selma Argon Ersoy’un anlattıklarından öğreniyoruz ki; aslında Emin Akif bu illete Mısır’da olduğu yıllarda yakalanmış.



1939’da İstanbul zabıtası tarafından bir esrarkeş olarak yakalandı ve akıl hastanesine sevk edildi. Bir müddet cezaevinde kaldı. Bu arada kendisine ulaşan bir baba dostu tarafından Bursa’da Atatürk Çiftliği harasına kâhya olarak yerleştirildi.

Evlendi ve mazbut bir hayat sürmeye başladı. Fakat bir müddet sonra (1963-1964) işinden çıkarıldı. İstanbul’a döner dönmez tekrar esrara başladı. 1966 başlarında eşi vefat edince yine kimsesiz kaldı. Bu kez adeta intihar kastıyla kendisini içkiye ve esrara verdi. 1966 sonlarında birkaç ay akıl hastanesinde kaldı. Hastaneden çıktığında (Kasım 1966) geceleri Tophane’de terk edilmiş bir kamyonetin karoseri içinde yatmaya başladı ve 24 Ocak 1967’de bu karoserin içinde ölü bulundu.

Reşad Ekrem’in nitelemesiyle Emin Âkif: (...) hayatı kendi itirafları ve bütün teferruatı ile zabt edilerek yazılabilmiş olsaydı, dünya edebiyatında yeri olan İtalyan yazarı Tullio Murri’nin Kürek Cehennemi isimli eserinin ayarında dehşet verici bir romanın kahramanı olabilecek kara bahtlı bir adamdır. Hayatıyla ilgili ayrıntıların büyük çoğunluğu yazıya dökülmemiştir.

Yorumlara Git

'İçimizdeki Amerikancı İslamcılar'

Herkes Hürmüz'ü konuşurken Balkanlar alev aldı! TürkAkım'a saldırı girişimi!

Siyonist cephede işler iyice karıştı: 4 israil askeri casusluk şüphesiyle gözaltına alındı!

Türkiye'nin en büyük düşmanları omuz omuza! İsrail ile Yunanistan arasında yeni anlaşma!

'Bugün İran'a en yoğun saldırı yapılacak'