AKİT MENÜ

İSLAM

Dr. Arslan: Yakana inat, Kur'ani hayat!

Onkolog Doktor Mehmet Arslan, İsveçli siyasetçi Rasmus Paludan'ın yüce Kur'an'ı yaktığı provokasyonu değerlendirdi. Dr. Arslan, kaleme aldığı makalede Kur'an-ı Kerim'e uygun bir hayat yaşamanın önemini anlattı.

Güncelleme Tarihi:

 Yeniakit.com.tr 

Onkolog Doktor Mehmet Arslan, yüce kitabımız Kur'an'ın yakılması provokasyonunu değerlendirdi.

Kur'an-ı Kerim'in yakılmasının Hz. İsa'ya da ihanet olduğunu belirten Dr. Arslan, Kur'an-ı Kerim'e uygun bir hayat yaşamanın önemine vurgu yaptığı bir yazı kaleme aldı.

Mehmet Arslan Kur'an'ın Müslümanlar için önemine dikkat çektiği yazısında Kur'an-ı Kerim'i yakanlara inat Kur'ani hayatın önemini vurguladı.

İşte o yazı:

Bismillah. O Allah ki hak olarak, hakkaniyetin asli kaynağı olarak Kitabı sana indirdi. Hayatın hakikati. Bu kitaplar, geçmişin geleceğin hakikati. Daha önce indirilen İncil, Tevrat gibi, Hz. İbrahim'e gönderilen Suhuflar gibi. Allah'ın vahyine sadakat Tevrat'a sadakat, İncil'e sadakat. Tevrat'a, İncil'e sadık kalmak istiyorsan işte burada Kur'an, O'na da sadık kalmalısın. Şu andaki gündemle de alakalı olarak Tevrat, İncil, Kur'an. Bunlar hakikatin kitabı. Hayatın kitabı, hayata dair bir şey söylenecekse o budur. Buna rağmen bir şey söylemek şaşkınlıktır, yanılgıdır, iftiradır, aldatmacadır.

Tevrat varken İncil geldi. Dolayısıyla birileri Hristiyanlara ‘Niye Kur'an'ı kabul etmiyorsun?’ diye sorduklarında, "E o sonradan geldi" diyorlar. İncil de Tevrat'tan sonra geldi, O’na neden itiraz etmiyorsun?

Evet Allah'ın yasası değişmez. Ama insanlar değişiyor, zaman zemin değişiyor. Şu anda dijital çağda yaşıyoruz. Güncellemeler neredeyse telefonunuzdan bilgisayarınıza kadar her gün güncelleniyor. Bu insanların teknolojiyi geliştirmesiyle alakalı. Ama Allah'ın kitabı ise insanların evsafıyla, çapıyla alakalı. İnsanların zihniyeti değişiyor. Allah dünyayı, şartları değiştiriyor. Dolayısıyla insanların algısına uygun. Üç yaşındaki çocuğa ayrı, otuz yaşındakine ayrı, doksan yaşındakine ayrı. Şu anda biz sadece kendi başımızdan pay biçmeyelim. Kendimiz bile bin, iki bin yıl önceki insanlarla bir miyiz? Az çok farkımız var. Daha da önemlisi. Bir de insanlık olarak düşünün…

İnsanlığı üçüncü yılı, üç bininci yılı bilmem ne. İnsanlığın, insanlığın çocukluğu Adem (a.s.) tarafından başlatıldı. Bütün nebiler tarafından geliştirildi. Nerede tekabül etti? Muhammed a.s. (sav) zatında Allah dini kemale erdirdi. Sadece bireysel bakmayın. Dünyanın bir yaşı var. Dünyanın bir ömrü var. Buna göre Allah Tevrat'ın ve İncil'in güncellemesi olarak Kuran'ı ortaya koydu. Bitti. O zaman biz İsa'yla Kur'an'ı ayırabilir miyiz? Haşa!

Bazen şöyle duyumlar alıyorum. "İsa Hristiyanların peygamberidir" diyorlar. (Haşa haşa) Bu İsa'ya (a.s) ihanettir. İsa (a.s.), İslam nebisidir. Hristiyanlık bin beş yüz yıl önce, iki bin yıl önce Kur'an'dan İslam'dan sapan bir cemaat ya. Bugün canlı örneğini yaşıyoruz değil mi? Bazı cemaatleri görüyorsunuz. Farkı daha önce, ondan da daha önce, Yahudi cemaati, aslı İslam, Darüselam, Süleyman, öyle şalom vs. bunların hepsi İslam ve barış prace. İslam Adem'den itibaren. Dolayısıyla İsa aleyhisselamla Kur'an birdir. İsa Aleyhisselam bugün gelse Kur'an'ı baş tacı edecektir. Biz Musa aleyhisselam zamanında yaşasaydık Tevrat'tan hiç gocunmazdık. Allah'ın kelamıdır. İşte bu hasbiliktir.

Birileri Kur'an yakıyor. Tabii onlar geleceğini yakıyor. Onlar İslam'a değil, Hristiyanlığa bile tahammül edemez oldular. Ben de onlara eylemlerde şöyle bir afiş ve şöyle bir slogan sunuyorum. İsa Gur'an el ele. Zalimler cehıme. Cehım cehennemin ilk ismi. Cahım. Cehennemin dibi. Cehım. Dolayısıyla ey batılılar sizin sığındığınız günahlarımızı onun sayesinde affettirdik dediğiniz bütün günahlarınızı boca ettiğiniz İsa aleyhisselam da şu anda yılbaşında bile kalmadı. Noel diye bir tarikat şeyhi çıkardınız. İsa'ya da ihanet ettiniz. Dolayısıyla sadece Kur'an'a değil, (zaten Kur'an'a ihanet eden, İsa'ya ihanet eder) İncil'e ihanet ettiniz. Kur'an'ı yakan İsa'yı yakar. İsa'yı asmaya kalkan, Kur'an'ı yakmış demektir, bu kadar nettir. Resul aleyhisselam da onlar benim kardeşim der. Dava kardeşim diye buyurmakta.

İsa, Gur'an el ele. Zalimler cehıme. İsa Kur'an el ele, zalimler ateşe. Biz elleri kırılsın derken Gur'an kurusun diyor. Guran'ı yakana, elleri kırılsın bile demiyor. Gur'an'daki estetiğe bakın.

Elleri kurusun. Bu aslında kırılsından daha korkunç daha deruni fakat hikmetli, o kadar mülayim bir şey ki. Ben bazen böyle slogan atanlara öyle demeyin. Allah onlara suresinde "eli kurusun, kurusun, kökü kurusun" diyor. İyi de onlar zaten cahil. Onlar İsa üzerinden İslam'a tutunmaya çalıştılar. Zaten sapkın bir anlayıştı. Tamam onlara da sözümüz var da en güzel söz de İsa'yı onların ellerinden alarak İsa'yı suistimal etmelerine engel olmak. Ya adam gibi İsa gibi İslam olun veya İsa'nın yakasından düşün.

Dolayısıyla şu anda onların elinde İsa da kalmadı. İyi de sadece Kur'an yakmak değil. Aslında belki daha da tehlikelisi. Onlarla iş birliği içinde olan, onların yansıması olan yerlilere ne demek lazım? O Kur'an'ı yakıyor, cahildir o ya. O cahil. Ya senin baban, deden, Kur'an için, İslam için ne fedakarlıklar yaptı? Sen ne yapıyorsun bugün şu anda? Sen ne, Sen ne yapıyorsun? Kur'an'ı yakmaktan beter ediyorsun. Kur'an'ı hayattan atıyorsun. O hastadır. İsveçli, Norveçli, cahildir işin hakikatiyle buluşamamış. Sen buluştuğun halde öyle ya yerli işbirlikçilerine dönüp diyelim. Kur'an'ı (Allah ona anayasa diyor) Anayasa olarak görebildin mi? Allah Kur'an'ı anayasa, hayatın anayasası kitap, kitap yazılan, yasa Ümmü, Anası yasanın anası. Anayasa Kur'an. Muhkem ayetler. Peki sen anayasanın kenarından onu geçirebildin mi? Allah baş muallim, Allah kendi esmasıyla öğretilsin istiyor. İlk sure. Sen eğitimin başına Kur'an koyabildin mi? Yoksa onu hayattan mı attın? Yanaştırmadın bile. Onu hatırlatan kisvelerle bile düşmanlık oluşturdun. Alevere edip, dalavere edip dolandırdın. Bir şekilde İslam'a doğrudan değilse bile Kur'an'a doğrudan değilse bile münafıkça başka türlü alavere dalaverelerle sen Kur'an'a düşmanlık ettin. Şu anda tartışma, işte ne hükümet etme sistemi hüküm? Hükümet, hakim, hekim, hikmet. Bunlar kiminle alakalı? El hak Allah'la alakalı. Öyle ya. Hakim, hekim, hikmet, hüküm Allah'ın isimleridir Hükümet etme sistemi derken bile Kur'ani hükümet etme sistemi hiç aklınızın köşesinden geçiyor mu?

Ey yerli işbirlikçiler O daha mazurdur. Evet onu yakan suçlu. Ama sen az çok bu mahallenin bu mirasını tüketiyorsun. Sen daha veballisin. O bunu yapıyorsa onda da senin vebalin var. Sen ona ulaşmak durumunda idin. Sadece hamasi tartışmalar üzerinden değil İslami bir algıyla ona ulaşıp onun hidayetine vesile olman gerekiyordu. İsa İslam, Jezus müslin demen gerekiyordu. İsa Müslim o barıştan yana, İslam'dan yana, Kur'an'dan yana demek icap ederdi. Bunu güzel bir hal ile, işte o zaman hamasi tartışmalar değil İslami bir dayanışma ortaya çıkardı.

Fırkalaşan, partileşen değil İslami dayanışma. Bu minvalde yürünebilirdi ve halen bu imkan var.

İçeriye dönüp de biz bunu söylüyoruz. Ve biz de şu anda seçim arifesinde özellikle diyoruz ki siyasilerden, hani şunlardan şunu isteyin. Kur'an'i bir idare Kur'ani bir iktidar, Kur'ani bir hayat. Yakana inat Kur'ani hayatı. Yakana inat Kur'ani hayat.

Çünkü Kur'an'i olmayan bir şey hayat olmaz. Öldürür. Kur'an yaşatır. İslam yaşatır. Ayet-i kerimede Allah ve Resulü (sav) sizi hayat veren şeylere çağırdığı zaman ona icabet edin der. Allah Teala kitabını ve dinini hayat veren olarak tanıtır.

Çünkü hayatı veren kim? Allah. Onun reçetesi? Kur'an. Başka? Yok. Başka yaratan var mı? Olabilir mi? Öyleyse hayatın kitabı, yaşantının kitabı Kur'an'dan alıp ilhamı indir hayata islamı. Hayat İslam'dır. Bunu isteyelim siyasilerden, akıllarında yoksa da biz sokalım, talep edelim.

Biraz da biz talep edelim.

Özellikle şu cari gündemde yakana inat Gur'ani hayat. Gur'ani iktidar, Kur'ani irade Kur'ani idare. Bu çok doğal annemizin ak sütü gibi hakkımız, bunu istememiz hak. Talep etmemiz vazife. Bu herkesin menfaatine. Bu ne bölücü, ne parçalayıcı, ne yıkıcı, bu yapıcı yaşatıcı bir talep. Bütün bireylerin, bütün cemiyetlerin, bütün devletlerin, bütün milletlerin can damarı şifası.

Kur'an şifa ve rahmet. Öyleyse bu en temel haktır, istemek de vazifedir ve haktır. Biz de bunu isteyelim inşallah. Kur'ani hayat yakana inat. Kur'ani hayat, önce yanı başımızda, ülkemizde, sonra da bizim düşmanlığa hacet yok, bütün Batı'ya da, Doğu'ya da bunu rahatlıkla taşıyabiliriz. İhraç edebiliriz. İhraç ürünü. En iyi ihraç ürünü bu.

Yorumlara Git

Siyaset, bu müfterilerden temizlenmeli! Haysiyet cellatları

Son dakika... Üniversiteliler için burs ve öğrenim kredisi başvuruları başladı

Bazı bölgelerde hava kalitesi “hassas” seviyeye çıktı! İstanbul gri örtünün altında kaldı

Levent Gültekin İmamoğlu davasındaki o anları anlattı: “Kadının isyanı duyulmadı”

Su kıtlığı beş yıl içinde büyümeyi vuracak… Avrupa’da sanayiye kuraklık tehdidi!