Gündem
Zilletin geçmişi faili meçhullerle dolu! Katilleri aklayan da saklayan da sizsiniz
Kendi iktidarları döneminde yargıyı arka bahçeleri gibi kullanan, katilleri bulmayarak, geride devasa bir faili meçhul miras bırakan malum zihniyet, 21 yıllık iktidarı boyunca karanlıkta cinayet bırakmayan, failleri yakalayıp cezaevine gönderen AK Parti’ye kirli bir algı operasyonu yürütüyor. Her fırsatta Gezi davası sanıkları Osman Kavala ile Can Atalay’ın tahliyesini isteyen zillet bileşenleri, Gazeteci Hrant Dink suikastının faili Ogün Samast’ın 16 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmesini, “rejim katiline ödülünü verdi” diyerek yargıyı ve iktidarı zan altında bırakmaya çalıştı.
Hesabı sorulmayan o cinayetler
SHP/CHP’nin iktidar ortağı olduğu koalisyon döneminin en karanlık hadiseleri arasında Sivas Madımak Oteli’nde meydana gelen yangında 37 kişi ölürken, fatura mazlum insanlara kesildi.
Üç gün sonra ise misilleme olarak Başbağlar’da camiye giden 29 kişi eli kanlı teröristlerce köyün meydanına toplanarak kurşuna dizilirken, katiller elini kolunu sallayarak kaçtı.
Gazeteci Uğur Mumcu 24 Ocak 1993’te, DYP- SHP iktidarında aracına konulan C-4 tipi bombanın patlaması sonucu öldürülürken, failleri bulunamadı.
Bahriye Üçok’a 6 Ekim 1990 tarihinde kargo paketi ile suikast düzenlendi. Failleri hâlâ meçhul.
Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999’da, ANASOL-M iktidarında öldürüldü. İşlenen suikastın failleri bilinmiyor.
Çetin Emeç, 7 Mart 1990 tarihinde Suadiye’deki evinden çıktığı sırada öldürüldü. Cinayeti gizemini koruyor.
Muammer Aksoy, 1990 yılında işlenen bir faili meçhul cinayete kurban gitti.
Musa Anter, 20 Eylül 1992 tarihinde DYP- SHP koalisyonunun olduğu dönemde Diyarbakır’da uğradığı suikast sonucu öldürüldü.
DYP-SHP koalisyon iktidarında 22 Ekim 1993 tarihinde, Lice Asayiş Bölük Komutanlığı binası önünde vurularak öldürülen Bahtiyar Aydın cinayetinin failleri ise hâlâ meçhul.
Köhne zihniyetin yansıması
Konuya ilişkin Akit’e konuşan AK Parti Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Av. Mehmet Sarı, şunları dile getirdi: “Geçmişe dönüp de baktığımızda yargıyı nasıl araçsallaştırdıklarını Türkiye’nin yakın tarihinde sayısız örnekle yaşadık. Mehmet Moğultay’ın açık açık zikrettiği şekilde nasıl kadrolaştıklarını gördük. Dolayısıyla son gelişen hadiseler üzerinden yargısal kurumların bağımsız, tarafsız bir gözle vermiş olduğu kararları eleştirip kendileri açısından buradan bir siyasal sonuç çıkarmaya çalışmaları CHP ve tayfasının maalesef o köhne ‘zihniyetinin tam bir yansıması olduğunu’ da ifade edebiliriz. İnfaz hükümleri üzerinden muhalefet söylemi oluşturmak tam anlamıyla bir müflis tüccar hesabıdır. Burada hukuk dışı bir durum söz konusu değil.”
Bu ne lahana bu ne perhiz
Avukat Mehmet Kırmızı ise, şunları söyledi: “Ogün Samast müddetnamelere göre tahliye edilmiştir. Eğer muhalefet daha fazla ceza istiyorsa anayasa değişikliği lazım. Yoksa kendileri bahsettikleri gibi burada hükümetin bir tasarrufu ya da Adalet Bakanlığı’nın bir tasarrufu kesinlikle söz konusu değil. O sebeple muhalefet bence bunu gündeme getirmekten ziyade yeni anayasayla birlikte temel hak ve özgürlüklerin garantiye alındığı bu tip kaosa sürükleyen kişilerin de yoğun cezalar aldığı hususları beklemeliler. Ayrıca Ogün Samast tahliyesine kızanlar peki Gezi sürecini yöneten Osman Kavala ve Can Atalay gibi kişilerin ceza almasına neden kızıyorlar. Yani bir tarafta sizin desteklediğiniz kişiler ceza alınca kızacaksınız. Diğer tarafta infaz kanunu çerçevesinde tahliye olana kızacaksınız. Bu ne lahana, bu ne perhiz turşusu.”