AKİT MENÜ

İSLAM

26 Ocak 2025: Günün Âyet ve Hadisi

Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün 'Sözü', 'Günün Fotoğrafı' ve 'Kıssadan Hisse'yi istifadelerinize (26 Ocak 2025) sunuyoruz...

Haber Merkezi

VAHYİN DİLİNDEN

(١٧) مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰ.

(١٨) لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرٰى

Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla

(17) Göz ne kaydı ne de hedefinden şaştı.

(18) Hiç kuşkusuz o, rabbinin âyetlerinden en büyüğünü görmüştü.

(Necm Suresi)         (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)


TEFSİRİ:

17. âyette belirtildiği üzere bu esnada göz kaymamış ve hedefinden şaşmamıştı; yani Resûlullah gözlerin kamaşacağı, akıllara sığmayacak ve insanı hayretler içinde bırakacak şeyler gördüğü halde sağa-sola yönelmemiş, gördüğü olağan üstü şeylerin etkisiyle kendinden geçmemiş, edepte kusur etmemiş; aksine tam bir dikkatle müşahedelerde bulunmuş ve sağlıklı tesbitler yapmıştı.

Burada kullanılan fiillerden ilki onun edebini ikincisi de bakışındaki gücü belirtme mânası taşır. Bu âyetin yorumu sırasında Hz. Mûsâ’nın Allah’ı görme arzusu ile Hz. Muhammed’in burada yaşadığı olay arasında bir mukayese yapılır ve Hz. Mûsâ örneğinde dağ dayanamayıp parçalandığı ve kendisi de bayılıp yere düştüğü halde bu olayda sidre ve Resûl-i Ekrem açısından böyle bir durumla karşılaşılmadığı hatırlatılır.

18. âyetteki “Hiç kuşkusuz o, ... görmüştü” anlamındaki cümlede öznenin Hz. Peygamber olduğu açıktır; fakat onun neyi gördüğünü şu mânalardan biriyle açıklamak mümkündür:

a) Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü,
b) Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını,
c) Rabbinin en büyük âyetlerini gördü. Bunlardan ilk mânayı tercih eden müfessirlerden bazıları bunu Cebrâil’i görmesi şeklinde açıklamışlar, bazıları da Hz. Peygamber’in rabbini görmüş olması ihtimali üzerinde durarak bu konuyu geniş biçimde tartışmışlardır.

İbn Abbas’tan meşhur olarak nakledilen rivayette Peygamber’in rabbini gözüyle gördüğü belirtilirken, kendisine bu konuda soru sorulan Hz. Âişe bu ihtimali reddetmiştir. İbn Mes‘ûd ve Ebû Hüreyre’den meşhur olarak nakledilen rivayet de bu yöndedir. İslâm âlimleri bu rivayetleri Allah’ın zâtı, sıfatları ve görülmesine ilişkin âyet ve hadislerle birlikte değerlendirerek iki eğilimi de savunan açıklamalar yapmışlardır.

Bazı âlimler Hz. Peygamber’in Allah’ı gözüyle değil kalbiyle gördüğü, Allah’ın zâtının değil sıfatının tecelli ettiği gibi telifçi yorumlar ortaya koymuşlardır. Bu noktada unutulmaması gereken bir husus da, anlatılan oluş ve tecellilerin farklı bir âlemde, farklı varlık boyutunda, farklı şartlar içinde gerçekleşmiş olmasıdır; dolayısıyla bu bir iman konusudur.

Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri 

ALLAH RESULÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)

“Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında yatıyordum. Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. (Bu sözünü söylerken boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı gösteriyordu.) Kalbimi çıkardı.

Sonra bana, içerisi îman ve hikmetle dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve Zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi îman ve hikmetle doldurulup tekrar yerine kondu…”

Kaynak: Buhârî, Bed’ü’l-Halk 6, Enbiyâ 22, 43; Müslim, Îman 264
 

GÜNÜN SÖZÜ: 



GÜNÜN FOTOĞRAFI:



                        
KISSADAN HİSSE: 

Nübüvvetin 11., miladi 621. yıl. Müşriklerin uyguladığı boykot nihayet sona ermiş, Müslümanlar rahat bir nefes almaya başlamışlardı. Ki; Peygamberimizi öz evladı gibi seven ve koruyan amcası Ebû Tâlib vefat etti. Hemen birkaç gün sonrasında da; Peygamberliğini en önce tasdik ederek ilk Müslüman olma şerefine nail olan, en zor zamanlarında hep yanında olup teselli veren sâdık ve vefakâr eşi Hz. Hatice de vefat etti.

Kendisine en sıkıntılı zamanlarında destek veren bu iki şahsiyeti peş peşe kaybeden Sevgili Peygamberimiz büyük üzüntüye gark olmuştu. Bu sebeple bu yıla “üzüntülü yıl” anlamına gelen “Hüzün Yılı” adı verilmişti.

Müşrikler korumasız kaldığını düşündükleri Peygamberimize eziyetlerini daha da artırdılar. Öyle ki; bir gün sokakta yürürken üzerine toprak atmışlar, o haliyle eve gittiğinde kızı Hz. Fatıma babasının o durumunu gördüğünde içi sızlayarak ağlamıştı. Nebiler Nebisi; “ağlama yavrum, Yüce Rabbim babanı koruyacaktır” diyerek güvenini dile getirmişti.

Hani; birisi çok bunaldığında, morali bozuk olduğunda, “şöyle bir gezsin, dolaşsın da morali düzelsin” deriz ya. İşte böyle bir zamanda, bütün insani perdeler kaldırılarak hiçbir kula nasip olmayacak olağanüstü bir ağırlama gerçekleşecekti. Buraların ve ötelerin, yani ahiret yurdunun birçok sırları ona İlâhi bir ikram olarak sunulacaktı.

Beşeri anlamda zaman ve mekân mefhumları kaldırıldı. Ardından akıllara durgunluk veren, insan aklının ve ömrünün çok ötesinde uzun bir yolculuk esnasındaki müşahedeler saniyeler içerisinde vuku bularak İsrâ ve Miraç olayı mucizevi bir şekilde gerçekleşecekti.

Aslında; aklen mümkün gibi görünmese de, Yüce Allah’ın “ol” demesi halinde olmayacak hiçbir şey yoktur. Biz yaratılanız. Hem, bizim aklımız her bir şeyi anlayabilecek kapasitede yaratılmamıştır. Yani, idrakimiz sonsuz olmayıp sınırlıdır.

Mekke’den Kudüs’e, oradan göklere yükselmek, İlâhi ikramlara mazhar olarak cenneti, cehennemi görmek ve daha birçok olağanüstü haller yaşayarak dönmek ve döndüğünde yatağını hâlâ soğumamış olarak sıcak halde bulmak.

Ertesi günü başından geçenleri anlattığında, müşrikler inanmadıkları gibi bir de onu alaya aldılar. Yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekir’e: “Bak; senin arkadaşın dün gece Kudüs’e, oradan da semalara çıktığını söylüyor, ne dersin?” diye sorduklarında; “Böyle bir şeyi benim kafam da almıyor, hele bir de kendisiyle görüşeyim” demeden: “Bunları o söylüyorsa doğrudur. Vallahi hepsini kabul ediyorum” cevabını çarpar suratlarına.

İşte teslimiyet, işte sadâkatin son noktası. Kolay mıydı, “sıddık” makamına ulaşmak? Ki; o makam Peygamberliğin bir alt sınırıdır.

İş yine imanda çözülecek; “ben görmeden inanmam” diyenlerle; “görmediği halde görmüş gibi inananlar”ın imtihanı başlamış olacaktı. O söyledi bizler de, inandık. Hem âyetle de sabit olan bir olayı inkâr etmek kimin haddine?!?..

Ey Resül! Kutlu olsun sana mirac-ı güzin.



Yorumlara Git

Aleyna'nın da yoldan geçerken ciğerine kaçmıştı! Manken Didem Soydan'ın uyuşturucu savunması güldürdü

AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül: Asıl Çelik Kubbe'miz 86 milyonun kardeşliğidir

CHP’li Tanju 41 yıllık esnafa kan kusturmuş

İspanya’dan ABD’ye "boyun eğmeyin" çağrısı! Sanchez, Trump’ın tehditlerine meydan okudu!

Ekrem İmamoğlu: Ben basiretsiz bir suç örgütü lideriyim!