AKİT MENÜ

Okur Postası

Panama Kanalı Üzerinden ABD-Çin Güç Mücadelesi

Gazetemiz okurlarından Abdülhalik Kara 'Panama Kanalı Üzerinden ABD-Çin Güç Mücadelesi' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Haber Merkezi

Panama Kanalı, Karayip Denizi ile Pasifik Okyanusu arasında yer alan ve 1904-1914 yılları arasında ABD tarafından inşa edilen önemli bir su yolu. II. Dünya Savaşı sonrasında Panama Kanalı ve çevresindeki bölgenin ABD kontrolünde olması tartışmalara yol açtı. Bu durum, ABD ile Panama arasındaki ilişkileri de gerginleştirdi. 1977 yılında ABD ile Panama arasında imzalanan iki anlaşma ile durum normale döndü. Daha sonra Panama, kanalın tam kontrolünü ABD’den devraldı ve o tarihten bu yana kanal, Panama Hükümeti için önemli bir ekonomik varlık haline geldi.

Küresel ticaretin önemli bir merkezi haline gelen kanal, Karayip Denizi ile Pasifik Okyanusu arasında büyük gemilerin rahatça geçişine olanak tanıyor. 2024 yılında Panama Kanalı’nın geliri 5 milyar dolara ulaştı ve bu, kanalın stratejik önemini gözler önüne seriyor. ABD gemilerinin çoğu bu kanalı kullanıyor. Yük bazında değerlendirildiğinde ABD %74 ile bu kanalın en büyük kullanıcısıdır. Ardından %21 ile Çin, %14 ile Japonya geliyor.

Panama Kanalı’nın iki yakasında yer alan beş limandan ikisini CK Hutchison Holdings Limited şirketi işletiyor. CK Hutchison, Hong Kong merkezli Çinli bir firma olup, 26 ülkede 52 limanda hissesi bulunan büyük bir liman yatırımcısıdır. Şirket, Panama Kanalı’nın iki önemli limanı olan Balboa ve Cristobal limanlarının işletme hakkını Panama Hükümetinden devraldıktan sonra 25 yıldan fazla bir süredir kontrolü altında tutuyor. 2021 yılında CK Hutchison, Panama Kanalı limanlarının 25 yıllık işletme sözleşmesini yeniledi.

ABD, gemileri için sürekli artan geçiş ücretlerinden şikayetçi ve aynı zamanda Çin’in kanal üzerindeki geçiş noktalarını kontrol etmesinden rahatsızlık duyuyor. ABD yönetimi, Çin’in bu kontrolü ABD’nin deniz yolu ticaretini sekteye uğratmak için bir taktik olarak kullanacağını düşünüyor.

Donald Trump, başkanlığının ikinci dönemine başladıktan sonra Çin’in faaliyetlerini her cephede kontrol altına alma konusunda ciddi görünüyor. Özellikle de Çin’in Panama Kanalı üzerindeki etkisi onu açıkça rahatsız etmiş gibi görünüyor. Trump, bu kanaldan geçen Amerikan gemilerinden alınan yüksek ücretlere dikkat çekiyor. Trump, Çin merkezli bir şirketin Panama Kanalı operasyonlarında yer almasını Panama Hükümeti tarafından yapılmış bir güven ihlali olarak değerlendiriyor.

Trump yönetimi, Panama Hükümeti’ni Çin ile iş birliği yapmakla suçluyor. ABD’nin bu suçlamalarını destekleyen bir diğer faktör, Çin’in Panama Kanalı çevresinde milyarlarca dolarlık projelere yatırım yapmasıdır. Bu yatırımlar sayesinde Çin, diğer önemli limanlar ve teknolojik altyapılar üzerinde kontrol veya etki sahibi olmuştur. Örneğin, Huawei’nin bölgede kurduğu gözetim kameraları, Çin’in casusluk yaptığına dair şüpheleri artırıyor.

Çin, Panama Kanalı aracılığıyla Latin Amerika politikasında etkisini artırmayı hedefliyor. Diplomatik olarak da Çin avantaj elde etti; 2017’de Panama, Tayvan ile diplomatik ilişkilerini keserek Çin’i tanıdı ve hemen sonra Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne katıldı. Şimdiye kadar Latin Amerika’daki 21 ülke Çin’in bu girişimine katılmış durumda.

Göreve başlama konuşmasında, Trump zamanında Panama Kanalı’nın kontrolünün Panama’ya bırakılmasını “aptalca” bir karar olarak nitelendirdi ve bunun ABD çıkarlarına zarar verdiğini belirtti. Trump ayrıca Panama Kanalı’nın ABD’ye geri verilmesi gerektiğini savunarak büyük yankı uyandırdı. Panama Devlet Başkanı Mulino, Trump’a cevap vererek, “Kanal ve çevresindeki her bir metrekare Panama’ya aittir ve öyle kalacaktır,” dedi ve kanalın tüm ülkeler için güvenli bir şekilde işletilmesini sağladığını belirtti.

Trump yönetiminin göreve gelmesinden hemen sonra, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ilk ziyaretini Panama’ya gerçekleştirdi. Ziyarette Çin’in Panama Kanalı üzerindeki etkisinin azaltılması gerektiğini vurgulayarak, aksi takdirde ABD’nin “gerekli önlemleri” alacağını belirtti. Görüşme sonrası Mulino, Panama Kanalı’nın egemenliğinin tartışılamaz olduğunu vurgulamakla birlikte ülkesinin Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nden ayrıldığını duyurdu. Bu tutumu, ülkede ABD’nin etkisinin hâlâ güçlü olduğunu ve ABD ile Çin arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsa Panama’nın yine ABD’yi seçebileceğini gösterdi.

ABD için altın çağ hayalini gerçekleştirme yolunda Çin’i en büyük tehdit olarak gören Trump, Latin Amerika’daki Çin faaliyetlerini sınırlamaya çalışıyor, Çin’den kaynaklanan uyuşturucu kaçakçılığı ve göçmen krizleri gibi tehditleri azaltmak için Latin Amerika ülkelerinden iş birliğini artırabilir.

Yorumlara Git

Laikçi kumpasa uğradı! Öğrencilerinden Ramazan Hoca’ya anlamlı ziyaret

Firar ettiği çukurdan salya akıtıyordu: FETÖ'cü Mustafa Okumuş'un sesi kesildi

ROKETSAN yerli ve milli olarak üretti! SİHA’larımızdaki bu özellik birçok ülkede yok

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan flaş açıklamalar

Yüzde 15’i bırak yüzde 85’e bak! Bunun adı ‘biz zenginlerin gazetesiyiz’ demek