Aktüel
Ahirzaman hadislerinin mucizevi rehberliği!
Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal, 'Ahirzaman hadislerinin mucizevi rehberliği!' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Av. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Deccal, Süfyan, Hz.İsa, Mehdi! Bu isimler ve bahisler, asr-ı saadetten beri müminlerin ilgisine ve endişesine sebep olmuş, aslı ve esası çok merak edilmiştir. Bu konunun kaynağı hadis-i şeriflerdir, ancak bu hadisler müteşabihat nevi’inden olduklarından çok farklı şekillerde anlaşılmış ve yorumlanmışlardır. Bu hadislerin gerçek mahiyetleri ve anlamları, ahir zaman idrak edildikçe daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır.
Bu hadislere göre ahir zamanda, Deccal ve Süfyan şer ve kötülük; Hazreti İsa ve Hazreti Mehdi ise, hayır ve iyilik kanadında yer alacaklar ve birbirleriyle mücadele edeceklerdir. Ahirzamana doğru, önce Deccal ve Süfyan galib gelecek, dehşetli bir İslami kriz, inkıraz ve mağlubiyetler yaşanacak, daha sonraları ise, Hz.İsa ve Mehdi galebe çalarak, muazzam bir İslami uyanış, diriliş ve galibiyetler yaşanacaktır! Bu durum, İbrahim ve Nemrut, Firavun ve Musa mücadelelerinin, Peygamberlikten sonraki izdüşümleri sayılabilir!
Said Nursi, bunlar birer isim olmakla beraber, bir şahs-ı manevi ve topluluktur, isimler ise, şahsı manevilerin reislerinin isimleridir, demektedir.
Bu cümleden olarak, hilafetin kaldırılması, ezanın tahrifi, Kuran harfleri ve Kur’an’ın yasaklanması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, camilerin kapatılması, ahır yapılması, Müslümanlara ve alimlerine büyük zulümlüler yapılması, şapka takma mecburiyeti vs vs zikredilebilir.
Bediüzzaman Said Nursi, işte bu zorlu süreçte hapisler, sürgünler, zehirlenmeler ve her türlü zulümleri talebeleri ile beraber yaşamış, ancak ümidini hiç yitirmemiş ve geleceğe dair büyük müjdeler vermiştir.
“Acele ettim kışta geldim siz cennet asa bir baharda geleceksiniz”, "Ümitvar olunuz, şu istikbal inkilabatı içinde en yüksek gür seda İslam’ın sedası olacaktır.”demiştir.
Nitekim bu karanlık günlerden sonra, ezan aslına dönmüş, Ayasofya açılmış, Risale-i Nur devlet tarafından neşredilmiş, tesettür yasağı kalkmış, vesayetler bitirilmiş, İmam hatip ve Kur’an kurslarına uygulanan haksızlıklar kaldırmış, gayrimüslimlerin ve Cumhuriyet elitlerinin haremi saydıkları taksime 150 yıl sonra; İstanbul’un en yüksek tepesine, şeairi ihya sadedinde, muhteşem camiler inşa edilmiştir. vs vs.
Türkiye tekrar etkin bir uluslararası aktör olmuş ve bu konuda hızla ve sağlam adımlarla ilerlemektedir. Dünyada ilk defa bir devlet, İsrail’e “one minute” çekmiş, Birleşmiş Milletler genel kurulunda defalarca.” Dünya beşten büyüktür” denilmiş, darbe ve muhtıralarla defalarca boğulan ümmetin iradesi artık galebe çalmıştır. Milli Harp Sanayi zirve yapmış, kısa zamanda Azerbaycan, Libya ve Suriye ve Pakistan'da yedi büyük zafer kazanılmış, küresel vesayet Türkiye’ye diş geçiremez olmuştur.
Bu devasa tarihi dönüşüm ve mücadelelerde, CHP’nin hangi safta yer almakta olduğunu okuyucuların takdirine bırakıyoruz!
Öyle müspet gelişmeler olmuştur ki, CHP eski vahim günahlarında ısrar edememekte bu muazzam tarihi dönüşüme ayak uydurmaya çalışmak zorunda kalmaktadır. Her ne kadar kadro ve tabanı, altı ok, ebedi ve milli şefleri, Atatürk ilke ve inkılapları, eski kafayla aynen devam etmekte ise de, hatta öfke ve hırsları daha da artsa da, büyük bir tarihi yenilgi ile elleri kolları bağlanmış durumdadır! CHP 1950 den beri 75 yıldır hep yeniliyor, şimdi ne değişti? Hep yenilse bile CHP + ordu = iktidar formülü ile her zaman, hukuken değilse bile fiilen, iktidarını sürdürmekteydi. CHP, destekçisi bürokratik vesayetleri de kaybettiğinden, halkın rızasını kazanmak, en azından halkı kandırmaktan başka bir seçeneği kalmamıştır.
Bediüzzaman ahir zamanı bizzat yaşamış ve ağır zulümlerini görmüş yetkin bir asır imamı olarak, ahirzaman müteşabih hadislerini tarih laboratuvarında test ederek, gayet mukni bir şekilde şerh ve izah etmiştir. Daha doyurucu bilgi için, okurları Risale-i Nur’a ve özellikle beşinci Şua bahsini okumaya davet ediyoruz. Şimdilik burada, risaleden kısa bir alıntı yapacağız.
Rivayetler de var ki “Deccalın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür”. (5 meşhur hadis kitabında yer alan mühim bir hadis)
“Tevili; Hem büyük Deccal’in hem İslam Deccalının üç devre-i istidibdatları manasında üç eyyam var. “Bir günü bir devre-i hükümetinde öyle büyük icraat yapar ki, üç yüz sene yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi adileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır” diye gayet yüksek bir belagatla ümmetine haber vermiş."
Hazreti Ali, İslam Deccalı Süfyan’dır, İslamlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek demiştir.(5.Şua)Deccal’in en önemli özelliği ve karakteri işte budur, aldatmak ve yalan söylemek!
Tam bu noktada şunu soruyoruz, yakın tarihte aldatmakla İşgören, devamlı çok rahat yalan söyleyip, yalanları videolar ile sabit, yalanı ortaya çıktığında hiç sıkılmayan, hemen yeni bir yalan uyduran, parti başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı kimdir? Google’da parti başkanlarının veya Cumhurbaşkanı adaylarının ismini ve yalanları diye yazarsanız, yüzlerce videolu örnek görebilirsiniz!
Aldatma ve yalan deyince; İstiklal harbimizin hilafeti ve vatanı kurtarmak için yapılan bir cihat olduğu, ölenlerin şehit kalanların gazi olduğu, ilk meclisin Kuran ve Hadis hatimleri ile ve dualarla açıldığı, bir çok muhterem alimin açılışa katılıp dua ettiği, ve asla laisist ve sekülerist bir rejim İmasında bile bulunulmadığı da hatırlanmalıdır!
Süfyan’ın Büyük bir mağlubiyet yaşayarak adileştiği, bir şey yapamadığı, vaziyeti muhafazaya çalıştığı dördüncü devresine, büyük bir değer atfedip, ümitle sarılan, Allahümme ecirna min fitne-ti Mesihi’d- Deccal-i ve’s -Süfyan istiazesi(sığınması)duası yapanlar, kendilerine yeni bir dua buldular mı acaba!