Gündem
İttifak yaptıklarınız bakın AK Parti için neler diyor! Utanın Saadet Partililer… utanın!
Saadet Partisi’nin de dahil olduğu altılı masayı destekleyen muhalif Anayasa Hukukçusu Tolga Şirin, AK Parti için, Saadet Partilileri taca çıkaran ifadeler kullandı.
Merhum Mehmet Zahit Kotku’nun fikir babalığını yaptığı, siyasi aksiyon hareketi olarak merhum Necmettin Erbakan’ın ilkelerini belirlediği, Milli Nizam Partisi ile başlayıp günümüzde Adalet ve Kalkınma Partisi ile daha düzenli olarak yoluna devam eden Milli Görüş ideolojisi, tüm siyasi emellerin önünde ümmetin birliğini koyarak İslami bir ittifakı savunuyor. Her ne kadar AK Parti kuruluşunda kemalist darbecilerin hedefi olmamak için, “Milli Görüş gömleğini çıkardık” demiş olsa da, kurucu kadrolarının Milli Görüş çizgisinden gelmesi, lideri Erdoğan’ın yıllarca Erbakan hocanın yanında yetişmiş olması, hocanın gerçekleştiremediği tüm hayallerini Erdoğan’ın hayata geçirmiş olması… gibi birçok olay, AK Parti’nin Milli Görüş ideolojisinin bir devamı olduğunu kanıtlıyor.
Bunu solcular da kabul ediyor. Altılı Masa’da hiçbir benzerlikleri olmadığı halde yalnızca AK Parti’yi devirmek için bir araya gelen partileri “ölümüne destekleyen” Anayasa Hukukçusu Tolga Şirin, T24’te yayınlanan “Turancılık ve ümmetçilik Anayasa’yla uyumsuzdur” başlıklı yazısında, “Millî Nizam Partisi’nden Refah Partisi’ne, Fazilet Partisi’nden Adalet ve Kalkınma Partisi’ne uzanan millî görüş çizgisindeki partilerde temel sorun, şeriat düzenini hedeflemeleriydi” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi’nin de yer aldığı ittifakı destekleyen Şirin’in sözleri, Fazilet’ten sonra etkili olan Milli Görüş partisinin Saadet değil, AK Parti olduğunu gözler önüne serdi!..
Tolga Şirin’in yazısının ilgili bölümü şöyle:
Ümmetçilik açısından tablo farklı değildir.
Millî Nizam Partisi’nden Refah Partisi’ne, Fazilet Partisi’nden Adalet ve Kalkınma Partisi’ne uzanan millî görüş çizgisindeki partilerde temel sorun, şeriat düzenini hedeflemeleriydi. Anayasa Mahkemesi, bu bağlamda şeriatçılık üzerine önemli tespitler yaparken, ümmetçiliğin de Atatürk milliyetçiliğiyle bağdaşmadığını ve çağdaş “ulus” anlayışıyla çeliştiğini özellikle vurgulamıştır.
Bir kararında “demokrasinin ve çağdaşlığın temeli olan demokratik ve laik Cumhuriyet sayesinde Türk insanı ümmetten ulusa, kulluktan yurttaşlığa, geçebilmiştir.” diyen AYM, bir diğer kararında “Lâikliğin, insana, dine saygısı, dinî kendi yerinde tutan anlayışı, akla, bilime, sanata, çağdaş yönetim biçimine ve tüm uygar gereklere kapıyı açtığı”nı söyledikten sonra “Demokrasi, şeriat düzeninin karşıtıdır. Çağdaşlığın göstergesi olan bu ilke, Türkiye Cumhuriyeti’nde ‘ümmet’ten, ‘ulus’a geçmenin de itici gücü olmuştur.” demiştir.
Ulus ve ümmet kavramları arasındaki farkın üzerinde sıklıkla duran AYM’ye göre:
“Ulus; vatan üzerinde yaşayan, geçmişten geleceğe doğru bir zaman akışı içinde, ortak yaşam istek ve amacına bağlanan kültür ve ülkü birliğine dayanır. Kavramı dar çerçeveli topluluk ve dinden başka toplumsal bir bağı olmayan ve başka öğe aramayan ümmet kavramlarından çok farklıdır. Ulus, tarihsel ve sosyal gelişmenin yarattığı birlikte yaşama olgusudur. Irk gibi antropolojik ve filolojik niteliklere dayanan dar bir kavram da değildir. Ulus, ortak bir tarih bilinci yaratmış göçebe, yerli dil ve soy gruplarından oluşan sosyolojik bir yapı olan kavim de değildir...”
Bu bakımdan AYM’ye göre ümmetçilik ile Atatürk milliyetçiliği zıt şeylerdir, uyumlu sayılamaz.