Gündem
Galata Köprüsü'nde tarihi buluşma! Yüzbinler Filistin için tek yürek
2026 yılının ilk gününde İstanbul, tarihe geçecek dev bir vicdan buluşmasına sahne oldu. Milli İrade Platformu öncülüğünde, yaklaşık 400 sivil toplum kuruluşu ve dört büyük spor kulübünün desteğiyle düzenlenen "Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz" yürüyüşü için on binlerce vatandaş sabahın ilk ışıklarıyla meydanlara akın etti. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, Sultanahmet, Süleymaniye ve Yeni Cami’de kılınan sabah namazlarının ardından kortejler oluşturan katılımcılar, ellerinde Türk ve Filistin bayraklarıyla Galata Köprüsü’ne doğru tarihi bir yürüyüş gerçekleştirdi.
Yaklaşık 400 sivil toplum kuruluşunun (STK) katılımıyla, Galata Köprüsü'nde "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin'i unutmuyoruz" sloganıyla düzenlenecek yürüyüş için vatandaşlar Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ile Sultanahmet, Fatih, Süleymaniye camileri ve Eminönü Yeni Cami'de sabah namazı öncesi bir araya geldi.Filistin'e destek için camilerin önündeki alanda toplanan vatandaşların ellerinde Türk ve Filistin bayrakları olduğu görüldü.
Soğuk havaya rağmen katılımın yoğun olduğu, geniş güvenlik önlemlerinin alındığı Sultanahmet Meydanı’nda katılımcılara sıcak ikramlarda bulunuldu.Katılımcılar, sabah namazı sonrası protokoldekilerle eyleme katılmak için Galata Köprüsü'ne yürüyecek.
"Filistin’deki sistematik zulme karşı sessiz kalmayı reddediyoruz"
TÜGVA Başkanı Beşinci: (Filistin)" Toprağa girene kadar durmayacağız, zalimlerden olmayacağız, sizleri asla unutmayacağız"
TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci, konuşmasına vatan topraklarını koruyan aziz şehitleri rahmetle yad ederek ve hürriyet mücadelesi veren Filistin halkını selamlayarak başladı.
Beşinci, sivil toplum kuruluşları olarak "tarihe üçüncü kez not düşmek" amacıyla toplandıklarını vurguladı. Gazze’de 7 Ekim’den bu yana geçen 27 aylık süreci "bir halkın yavaşlatılmış bir şekilde yok edilme planı" olarak nitelendiren Beşinci, uluslararası kamuoyunun sessizliğini eleştirdi.Sistematik zulme karşı sessiz kalmayacaklarını ifade eden Beşinci, "Çifte standartlı açıklamaları, geciktirilen kınamaları, sessizliği ve kayıtsızlığı reddettiğimizi tüm dünyaya duyuruyoruz." diye konuştu.
"İsrail savaş tazminatı ödemeye mahkum edilmeli"
Bölgedeki ateşkes sürecinin gerçek bir barış getirmediğini, Batı Şeria’da sivillere yönelik saldırıların arttığını belirten Erdoğan, Gazze’nin yeniden inşası için sorumlunun bedel ödemesi gerektiğini ifade etti. Erdoğan, "İsrail nazizminin yeniden hortlamaması ve gerçek bir barışın tesisi için suçlunun sorumlu tutulması gerekir. Gazze'nin yeniden inşasının, bu soykırımı gerçekleştiren İsrail'e yaptırılmasının ve İsrail'in savaş tazminatı ödemeye mahkum edilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz." dedi. Uluslararası toplumun iki devletli çözüm için hızla harekete geçmesi gerektiğini belirten Bilal Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçteki rolüne ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gayretlerine değindi:
"Cumhurbaşkanımızın bu konudaki samimi gayretine ve güçlü liderliğine çok değer veriyoruz. Keşke bütün İslam ülkeleri bugüne kadar bu liderlik ve duruş etrafında kenetlenebilseydi.
"Bu bir siyaset değil, vicdan meselesidir"
Bilal Erdoğan "Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek" yürüyüşü öncesinde önemli açıklamalarda bulundu. Gazze’de yaşananları "İsrail nazizmi" ve "soykırım" olarak nitelendiren Erdoğan, uluslararası toplumu ve İslam dünyasını daha güçlü bir duruş sergilemeye davet etti.
Konuşmasında Gazze’de devam eden insanlık dramına dikkat çeken Bilal Erdoğan, bölgedeki can kaybının 70 binin üzerine çıktığını ve en az 20 bin çocuğun katledildiğini vurguladı. Yaşananların uluslararası hukuk ve bağımsız kuruluşlar tarafından "soykırım" olarak tescillendiğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti;Bu mesele bir siyaset meselesi değil; siyaset üstü, insanlık vicdanını ilgilendiren bir meseledir. İsrail'in kendi insan hakları örgütleri dahi burada gerçekleşenin soykırım olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde söyledi. Bunun için bir ‘insanlık ittifakına’ her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Bakan Bolat, Filistin'e destek için Galata Köprüsü'nde düzenlenen yürüyüşe katıldı
Filistin'e destek için Galata Köprüsü'ndeki yürüyüşe katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat "İsrail bu soykırımla tarihe lanetlenen bir ülke olarak geçti. Netenyahu hükümeti bu katliama imza attı" dedi.
Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) öncülüğünde düzenlenen 'Büyük Gazze Yürüyüşü'ne katılanlar, başta Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi olmak üzere Sultanahmet, Fatih, Süleymaniye ve Eminönü Yeni Cami'de sabah namazını kılmalarının ardından cami önlerinde bir araya gelerek kortej yaptı. Ellerinde Türk ve Filistin bayrakları olan ve Gazze'ye destek için kefiye takan katılımcılar tramvay yolunu takip ederek Yeni Camii ve Galata Köprüsüne ulaştı.
'GAZZELİLER DİRENİŞLERİYLE ZAFERE ULAŞACAKLAR'
Ticaret Bakanı Ömer Bolat da yürüyüşe katıldı. Burada basın mensuplarına açıklama yapan Bakan Bolat "Galata Köprüsü'ndeyiz. Programda büyük bir heyecan var, iştirak var, katılım var. Onlar orada canlarıyla, mallarıyla, hürriyetleriyle büyük bedeller ödediler. 72 bin şehidimize Allah rahmet eylesin. Çok büyük acılar çekildi, çok büyük yıkım var. İsrail bu soykırımla tarihe lanetlenen bir ülke olarak geçti. Netanyahu hükümeti bu katliama imza attı. Ama Allah ezilenlerle, inananlarla, haklı olanlarla beraberdir ve inşallah bu Şarm El-Şeyh’te varılan ateşkes anlaşması ve şimdi ikinci aşamaya geçişle beraber Gazzeliler muhteşem, tarihe geçen direnişleriyle zafere ulaşacaklar. Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye devleti, milleti, halkı hep birlikte, hükümet hep birlikte onların bu şanlı direnişinde yanlarında yer aldık, yer almaya da devam edeceğiz" dedi.
"Zulüm kaleleri bir bir yıkılıyor!" Abdullah Ceylan'dan Galata Köprüsü'nde tarihi Gazze çıkışı: Şam özgürleşti, sıra Kudüs'te!
ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan, Galata Köprüsü'nde düzenlenen dev Filistin yürüyüşünde yaptığı konuşmada, İslam coğrafyasındaki özgürlük rüzgarlarının artık Kudüs kapılarına dayandığını müjdeledi. Suriye’de yıllardır süren esaretin ardından bugün Emevi Camii, Halep ve Şam’ın özgürlüğüne kavuştuğunu hatırlatan Ceylan, aynı inanç ve kararlılıkla sıranın Gazze ve Filistin’e geldiğini vurguladı. Mücadelenin son aşamasına yaklaşıldığını belirten Ceylan, İsrail’in hem ekonomik boykotlar hem de küresel siyasi baskılarla köşeye sıkıştığını ifade etti.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan Galata'da tarihi mesaj: Özgür Filistin'in reçetesi 1967 sınırlarıdır
STANBUL’da düzenlenen 'Büyük Gazze Yürüyüşü'ne Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve eski Milli Savunma Bakanı ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu katıldı. Yürüyüş öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Filistin sorununun kalıcı çözümünün orada 1967 sınırlarında, İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklardan çekilerek bağımsız, özgür, başkenti Doğu Kudüs olan, toprak bütünlüğü olan bir özgür Filistin devletinin kurulmasından geçiyor." dedi
Galata Köprüsü'nde 'Büyük Gazze Yürüyüşü' düzenlendi. Yürüyüşe katılanlar Sultanahmet Meydanı'ndan sabahın erken saatlerinde Galata Köprüsü'ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşe Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, eski Milli Savunma Bakanı ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile vatandaşlar katıldı. Yürüyüşe katılanlar ellerindeki Türk ve Filistin bayraklarının yanı sıra omuzlarındaki kefiyelerle Flistin ve Gazze'deki zulme dikkat çekti. Yürüyüşe katılan binlerce kişi İsrail'in Filistin'e saldırılarının durdurulması için Galata Köprüsü'nden çağrıda bulundu.
'FİLİSTİN'DE BİR SOYKIRIM SUÇU İŞLENİYOR'
Yürüyüş öncesi gazetecilere açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Galata Köprüsü'ndeyiz. Gördüğünüz gibi muhteşem bir kalabalık var. Geceden bu yana İstanbullular Galata Köprüsü'ne akın ettiler. Milli İrade Platformu'nun öncülüğünde bütün sivil toplum kuruluşları, spor kulüplerine varıncaya kadar herkes destek oldu ve bütün İstanbullular bugün Filistin'in sesi oluyorlar. İnsanlığın sesi oluyorlar, hukukun, uluslararası hukukun sesi oluyorlar. Maalesef Filistin'de 7 Ekim 2023'ten bu yana, 2 yılı aşkın süredir bir soykırım suçu işleniyor. Kadınlar katledildi, çocuklar katledildi. Maalesef çocuk haklarını savunanlar, kadın haklarını savunanlar, Batılı devletler mazlumun yanında değil de İsrail'in destekçisi oldular maalesef; bunu gördük. 70 binden fazla insan şehit edildi son 2 yılda. Bunun yüzde 50'den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde bir insanlık suçu işlendi" diye konuştu.
'ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDEN BİR DEVLET VAR'
Bakan Tunç, "Tabii barış anlaşmasından sonra da yine katliamlar devam etti. Maalesef bu son 2 yılın meselesi de değil, bir asrı aşan bir mesele. Dünyanın kanayan yarası. 1897'den, Birinci Siyonizm Kongresi'nden itibaren Filistin topraklarında bir İsrail devletinin kurulma düşüncesinden sonra süregelen işgal politikalarıyla beraber bugünlere geldik. Maalesef son yüzyılda Birleşmiş Milletler'in, Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlara uymayan bir devlet var. Uluslararası hukuku ihlal eden bir devlet var; yani karşımızda soykırım suçunu işleyen bir adeta bir örgüt var. Dolayısıyla Türkiye olarak bugüne kadar hep hakkın, hakkaniyetin, adaletin sesi olmaya çalıştık. Sayın Cumhurbaşkanımız her platformda 'Dünya beşten büyüktür' derken, 'Uluslararası sistem işlemiyor, insanlığın sorunlarına çare olamıyor' derken hep bugünlere işaret etti ve işaret etmeye de devam ediyor. Türk milleti olarak hep insanlığın vicdanı, insanlığın sesi olmaya çalışıyoruz. Oradaki insani yardımlarla Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya çalışıyoruz. Devlet olarak da, millet olarak da Filistinlilerin yanındayız" ifadelerini kullandı.
'İŞLEMEYEN BİR SİSTEM VAR'
Tunç, "Maalesef Uluslararası Adalet Divanı'nın aldığı tedbir kararları Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından icra edilemedi, gündeme bile getirilemedi. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin soruşturması ilerletilemedi, hatta soruşturma yapan savcılar, yine Uluslararası Adalet Divanı'nın hakimleri hakkında maalesef yaptırım kararları alındı. İşlemeyen bir sistem var. Bu sistemin ilanihaye devam etmesi mümkün değil tabii ki. Uluslararası sistemin de bir revizyona tabi tutulması lazım. Filistin sorununun kalıcı çözümünün orada 1967 sınırlarında, İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklardan çekilerek bağımsız, özgür, başkenti Doğu Kudüs olan, toprak bütünlüğü olan bir özgür Filistin devletinin kurulmasından geçiyor. Filistin devletini tanıyan ülke sayısı gittikçe çoğaldı bu zulümlerden sonra. İnsanlığın özellikle bu konuda meydanları doldurduğunu görüyoruz. Türkiye'de de bugün 2026'nın ilk dakikalarından itibaren dünyaya sesleniyoruz buradan. Artık bu zulümler sona ersin, uluslararası hukuka saygı duyulsun, uluslararası sistem hakkıyla işlesin. Türkiye olarak bütün temennimiz, beklentimiz bu" dedi.(DHA)