AKİT MENÜ

Dünya

Camilerde barış dili: Suriye Diyaneti, mezhepçiliği yasakladı

Suriye Diyanet Bakanlığı, cami ve dini kurumlarda artık “ılımlı ve birleştirici” dil kullanılmasını zorunlu kılan yeni genelgeyi yayımladı; fitneye, mezhep ayrımcılığına veya etnik temelli bölücülüğe yol açabilecek her türlü nefret söylemi ve kışkırtıcı ifade yasaklandı.

Haber Merkezi

Suriye Diyanet Bakanlığı, ülke genelindeki dinî söylem ve faaliyetlerde önemli bir değişime gidildiğini yeni bir genelgeyle ilan etti. Camiler ve diğer dini kurumlarda öncelikli olarak “ılımlı ve birleştirici” bir dil kullanılması zorunlu hale getirildi.

Suriye Diyanet Bakanı Dr. Muhammed Ebu el-Hayr Şükri’nin imzasını taşıyan 212 numaralı bu genelge, 2026 yılının 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi doğrultusunda hazırlandı ve tüm din görevlileri ile kurumlar için zorunlu uygulama alanı buldu. Yayımlanan genelgede camiler ve diğer dini kurumlarda öncelikli olarak “ılımlı ve birleştirici” bir dil kullanılmasının zorunlu olduğu kesin bir dille vurguladı.

Bu kapsamda, fitneye, mezhep ayrımcılığına veya etnik temelli bölücülüğe yol açabilecek her türlü nefret söylemi ve kışkırtıcı ifade yasaklandı. Dini hitabetin temel amacı, topluma sevgi, kardeşlik ve hoşgörü değerlerini aşılamak olarak belirlendi.

Genelgede, “Suriye toplumunu oluşturan tüm bireyler arasında adaletin sağlanmasının ve toplumsal barışın sürdürülmesinin hayati önem taşıdığı ortada. Bu bağlamda, vatandaşların din ve mezhep kimliklerine bakılmaksızın eşit haklara sahip olduğu özellikle vurgulanmalı. Ayrıca, din görevlilerinden, bir arada yaşama kültürünü pekiştirecek eylemlerde bulunmaları talep edilmektedir” denildi.

Yorumlara Git

Korktukları İsrail’den korunmak için İsrail füzesi alacaklar! Körfez’de büyük ironi

'Zenne Arif' denilen ahlaksız da gözaltında!

CHP’li başkandan üreticiye akılalmaz şeftali çağrısı: Satmayın, dereye dökün!

Travesti sever Solcular üzgün... LGBT destekçisi sapık sitelere erişim engeli

Mustafa Armağan’dan dikkat çeken soru: Kadir Mısıroğlu ‘Yunan Mezalimi’ni yazarken resmi tarihçiler neredeydi?