Gündem
Mustafa Armağan’dan dikkat çeken soru: Kadir Mısıroğlu ‘Yunan Mezalimi’ni yazarken resmi tarihçiler neredeydi?
Tarihçi-yazar Mustafa Armağan, bugünkü köşe yazısında Kadir Mısıroğlu’nun ilk baskısı 1966’da yayımlanan “Yunan Mezalimi” kitabını gündeme taşıdı. Dışişleri Bakanlığı’nın 9 Eylül’de arşivlerden Yunan işgali dönemine ilişkin belge ve görseller paylaşmasını değerlendiren Armağan, Mısıroğlu’nun yaklaşık 60 yıl önce aynı konuyu araştırdığını hatırlatarak resmi tarih anlayışını sorguladı.
Tarihçi-yazar Mustafa Armağan, bugünkü yazısında Batı Anadolu'nun Yunan işgali sırasında yaşananları ve bu döneme ilişkin tarih çalışmalarını ele aldı.
Dışişleri Bakanlığı'nın 9 Eylül'de arşiv belgeleri ve görseller üzerinden Yunan işgali sırasında yaşananları gündeme taşımasını önemli bir adım olarak değerlendiren Armağan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a teşekkür etti.
Armağan, yazısının merkezine ise 2019 yılında hayatını kaybeden tarihçi-yazar Kadir Mısıroğlu'nun “Yunan Mezalimi” adlı eserini yerleştirdi.
1966’da yayımlanan kitabın dikkat çeken ayrıntısı
Armağan, kitabın Sebil Yayınları tarafından 1966'da yapılan ilk baskısında “Yunan Mezâlimi” ifadesinin daha küçük bir üst başlık olarak kullanıldığını, asıl başlığın ise “Türkün Siyah Kitabı” olduğunu aktardı.
Elinde bulunan 1992 tarihli 14. baskıda ise başlık düzeninin değiştiğini belirten Armağan, bu kez “Türkün Siyah Kitabı”nın üst başlığa, “Yunan Mezalimi”nin ise ana başlığa dönüştüğünü yazdı.
Armağan'a göre eserin 1966 gibi Kıbrıs meselesinin Türkiye kamuoyunda son derece sıcak olduğu bir dönemde yayımlanması ayrıca önem taşıyor.
‘Kadir Mısıroğlu bu literatürün başlatıcısı olmuştu’
Mustafa Armağan, Mısıroğlu'nun Cumhuriyet döneminde Yunan işgali sırasında yaşananları geniş biçimde gündeme getiren isimlerden biri olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kadir Mısıroğlu bu literatürün başlatıcısı olmuştu Cumhuriyet devrinde.”
Armağan, 1963'teki Kanlı Noel olaylarının ardından Türkiye'de Kıbrıs konusundaki hassasiyetin yükseldiğini ve bu ortamda 1919-1922 arasındaki Yunan işgalinin yeniden kamuoyunun gündemine geldiğini ifade etti.
Mısıroğlu’nun kitabındaki ‘kütüphane’ iddiasını aktardı
Armağan'ın yazısında dikkat çektiği bir başka bölüm ise Mısıroğlu'nun araştırmaları sırasında bazı kaynaklara ulaşamadığı yönündeki anlatımı oldu.
Mısıroğlu'nun Celal Bayar'la yaptığı bir görüşmeye ilişkin hatırasını aktaran Armağan, Mısıroğlu'nun Bayar'ın kendisine bazı kitaplar için “Sen o kitapları nereden buldun? Biz onları kütüphanelerden toplatmıştık” dediğini naklettiğini yazdı.
Armağan ayrıca Mısıroğlu'nun kitabının girişinde, Türk-Yunan ilişkileri gerekçe gösterilerek Yunan mezalimine ilişkin bazı resmi kaynakların umumi kütüphanelerden kaldırıldığını ileri sürdüğünü aktardı.
Bu bölümdeki anlatımların Mısıroğlu'nun kendi iddia ve hatıralarına dayandığı özellikle belirtiliyor.
Mahmut Esat Bozkurt’un 1922’deki sözlerini hatırlattı
Mustafa Armağan yazısında meseleyi Cumhuriyet öncesine de taşıyarak dönemin İktisat Vekili Mahmut Esat Bozkurt'un TBMM'nin 30 Kasım 1922 tarihli oturumundaki konuşmasını hatırlattı.
Bozkurt'un Eskişehir, Afyonkarahisar, Manisa, İzmir ve Aydın'ı kapsayan seyahatinin ardından Meclis'te yaptığı konuşmadan bölümler aktaran Armağan, Yunan ordusunun çekildiği bölgelerde karşılaşılan yıkıma dikkat çekti.
Bozkurt'un Meclis kürsüsünden, “Bütün köylerimiz, en güzel şehirlerimiz düşman elinde yanmış, yakılmış, bir enkaz yığını haline getirilmiştir” sözlerini kullandığını hatırlattı.
Armağan’dan Lozan eleştirisi
Yazısının sonunda Lozan görüşmelerine de değinen Mustafa Armağan, Yunan işgalinin yol açtığı maddi zararların tazmini konusunda Türk heyetinin yaklaşımını eleştirdi.
Mahmut Esat Bozkurt'un 1922'de Meclis'te anlattığı ağır tablo ile Lozan'daki tazminat tartışmalarını karşılaştıran Armağan, yazısını şu çarpıcı değerlendirmeyle tamamladı:
“Mırıldanmamışsa bile tarihin mırıldandığını hissetmemek için sağır olmak gerekiyordu!”