Gündem
O ülkeden dünyaya tarihi çağrı: Barışın teminatı ve garantörü Türkiye olsun! ‘Sahada somut çözüm üretebilecek tek güç Türkiye’
Rusya-Ukrayna savaşının 4. yılı geride kalırken, Batı’nın boş vaatlerle oyaladığı Ukrayna, kurtuluş reçetesini yine Ankara’da buldu. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal, Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye’den geçtiğini itiraf ederek, "Türkiye bu barış sürecinde ve gelecekte garantör olsun" dedi.
"Avrupa’nın güvenliği Türkiye’ye emanet"
Savaşın 4. yılı vesilesiyle Ankara'da düzenlenen toplantıda konuşan Büyükelçi Nariman Celal, Türkiye’nin bölgesel liderliğine ve askeri gücüne vurgu yaptı. Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olan Türkiye’nin, Avrupa güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirten Celal, savunma sanayiindeki dev işbirliğinin meyvelerini vermeye başladığını ifade etti.
Batı oyalıyor, Türkiye çözüm üretiyor
Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarıyla sivil halkı soğuk ve karanlığa mahkum ettiği bu zorlu süreçte, Ukrayna tarafı barışın ancak Türkiye’nin aktif rolüyle kalıcı olabileceğini anladı. Büyükelçi Celal, barış müzakereleri için Türkiye’nin sunduğu platformdan asla vazgeçmediklerini söyleyerek, "Biz, daima istiyoruz ki Türkiye, bu barış sürecinde ve gelecek barış döneminde bir garantör olsun" ifadelerini kullandı.
"Zelenskiy hazır, Putin kaçıyor"
Polonya ve AB temsilcilerinin de katıldığı toplantıda, barışın sadece bir "mola" olmaması gerektiği vurgulandı. Ukrayna tarafı, Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin her türlü görüşmeye hazır olduğunu ancak Rusya’nın masadan kaçtığını savundu. AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas ise her ne kadar destek mesajları verse de, sahada somut çözüm üretebilecek tek gücün Türkiye’nin yapıcı diplomasisi olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu.
Savunma sanayiinde stratejik ortaklık
Toplantıda dikkat çeken bir diğer husus ise Türkiye, Ukrayna ve AB arasındaki savunma sanayii işbirliği oldu. Büyükelçi Celal, bu işbirliğinin güçlenmesinden duydukları memnuniyeti dile getirirken, Türkiye’nin bölgedeki dengeleyici ve koruyucu rolünün hayati önemde olduğunu altını çizerek hatırlattı.