AKİT MENÜ

Oruç

İtikafla arınmanın vakti

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan ramazan ayının son 10 gününde idrak edilen, arınma vakti olan itikaf dönemi başlıyor.

Haber Merkezi

Sebahattin Ayan  İstanbul

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan Ramazan ayının son 10 gününde idrak edilen ve günahlarla kirlenmiş gözleri, beyinleri temizleyerek, hastalanan gönülleri tedavi eden itikâf dönemi bereketi ve şuuruyla geldi çattı. Bu müstesna zaman dilimi Hz. Muhammed (sav) sünnetini yerine getirmek isteyen Müslümanlar, bayramın ilk gününe kadar 24 saatini ibadete ayırmaya çalışıyor. Mü’min’in kendisiyle yüzleştiği, Rabbiyle baş başa kaldığı, muhasebe yaptığı ve yeniden istikamet kazandığı bir arınma sürecini gazetemize değerlendiren ilahiyatçılar, Ramazan’ın manevi ikliminden yararlanmak ve Kadir Gecesi’ni tam olarak idrak edebilmek için büyük bir fırsat olduğunu söyledi.

İTİKAF MANEVİ BİR KAMP NİTELİĞİNDE

 

Konuyla ilgili okuyucularımıza uyarılarda bulunan Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Kutlay, “Öncelikle itikaf, manevi bir kamp niteliğinde. İnsanoğlu, Rabbi ile baş başa kaldığı zamanda ibadetle, zikirle, duayla kendisini yetiştirir. İtikafta, dünyadan, haberlerden, aileden, çevreden koparak Cenabı Hak’la baş başa kalıyorsunuz. İtikafın ilk günlerinde o kalbinizin katılığını yaşıyorsunuz ama son günlerde iyice kalbiniz yumuşuyor. Gözünüz yaşla doluyor. Tövbeyle, istiğfarla, duayla, zikirle, ilmi meselelerle meşgul olarak itikafı değerlendiriyorsunuz Maalesef bugün itikafta olan bazı gençler, yanlarındakilerle sohbet ederek, itikafın manasını unutarak itikaf günlerini, gecelerini geçiriyorlar. Evet. İtikafta yemekler dışarıdan gelmeli, asgari iyi yemek yenmeli iftarda, sahurda. Ve itikafta itikaf mahalli Ramazan’ın yirminci akşamından bayram gecesine kadar evet, itikaf mahalli terk edilmemeli. Dünya kelamı konuşulmamalı. İtikaf bir yıl boyunca o manevi dereceyi yükseltmeye vesiledir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem her Ramazan’da mutlaka on gün itikafa girerdi. Ramazan’ın son günleri, mümin için en kıymetli zaman dilimidir. Zira bu günlerin içinde bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi saklıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.), son Ramazan’ında yirmi gün itikâfa girerek bu zaman diliminin ehemmiyetini fiilen göstermiştir. Bu da bize, Ramazan’ın özellikle son günlerinin ihya edilmesinin ne denli önemli olduğunu hatırlatır” ifadelerini kullandı.

 

İTİKAF OTO KONTROL MEKANİZMASIDIR

İtikaf’ın insanın kendisini muhasebeye çekmesi olduğunu kaydeden Kutlay, “Son yıllarda itikâf hakkında bazı sorular gündeme geliyor: “Bir insanın toplumdan uzaklaşıp kendini pasifize etmesi, içine kapanarak ibadet etmesi normal midir?” deniliyor. Oysa itikâf bir kaçış değil, bilakis bir hazırlıktır. Bu on günlük süre zarfında adeta ruhumuzu şarj eder, kendimizi yenileriz. Yıl boyunca ilimle, irfanla, zikirle, takvayla ve İslami hizmetlerle daha güçlü bir şekilde yol alabilmek için iç dünyamızı tahkim ederiz. Şüphesiz itikâfın en faziletlisi Mekke’de Mescid-i Haram’da yapılanıdır. Orada itikâf, tavaf ibadetiyle ayrı bir zenginlik kazanır; mümin Kâbe-i Muazzama’yı defalarca tavaf ederek kulluğunu derinleştirir. Medine-i Münevvere’de ise tavaf yoktur; fakat oranın manevi iklimi ve fazileti başlı başına bir berekettir. İtikâf mutlaka camide ve sükûnet içinde yapılmalıdır. Bu ibadette insan, nefsiyle, hatalarıyla, günahlarıyla baş başa kalır. Aynı zamanda ümmete karşı sorumluluklarını da düşünür. “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” diyen Ömer bin Hattab’ın sözü, itikâfın özünü özetler. Oto kontrol ve nefs muhasebesi en yoğun şekilde bu günlerde gerçekleşir” dedi.

 

İTİKAF TOPLUM BİLİNCİNİ AŞILAR

İtikâf, insanı toplumdan koparan değil; topluma daha bilinçli ve sorumlu şekilde döndüren bir ibadettir. Nitekim Hasan bin Ali’ye bir gün iş bulamayan bir genç gelmiş, o da itikâf hâlinde olmasına rağmen bu gence yardımcı olmak için dışarı çıkmıştır. Kendisine “İtikâfın bozuldu” denildiğinde, “Bir Müslümanın derdiyle dertlendim; bu da ibadettir” cevabını vermiştir. Bu örnek, ibadet anlayışımızı yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini gösterir. İtikâf; tefekkür vesilesidir, muhasebe vesilesidir, tövbe vesilesidir. Ailemize, komşularımıza, anne babamıza ve ümmete karşı görevlerimizi düşünme zamanıdır. Sıradan bir ibadet değildir. Sağlık şartları elverdiği sürece her Müslüman hayatında en az bir kez bu manevi terbiyeden geçmelidir. İtikâfsız bir ömür, büyük bir eksikliktir. Elbette itikâfın da adabı vardır. Eş ve yakınlarla irtibat asgariye indirilmeli; iş, telefon, haber ve dünyevî meşguliyetlerden uzak durulmalıdır. Kişi kendini bütünüyle Cenab-ı Hakk’a yöneltmelidir. Çünkü itikâf, kalbin yalnızca Allah’a tahsis edilmesidir. Rabbimiz, itikâfa giren kardeşlerimizin ibadetlerini kabul eylesin; bizleri de bu şuur ve bilinçle Ramazan’ın son günlerini değerlendiren kullarından eylesin” şeklinde konuştu.

 

İTİKAF MODERN HAYATTA DENGE KURMA İBADETİDİR

Prof. Dr. Ahmet Emin Seyhan ise, “Ramazan’ın son 10 gününde itikâfa girmek, Müslümanın dünya meşguliyetlerinden geçici olarak uzaklaşıp iç dünyasına yönelmesine imkân sağlayan derin bir arınma ve muhasebe sürecidir. Hz. Muhammed’in (s.a.s.) bu günleri özellikle itikâfla geçirmesi, bu ibadetin sadece bireysel bir inziva değil, aynı zamanda beşeri ruhu yeniden inşa eden bir eğitim süreci olduğunu göstermektedir. Günümüz Müslümanları için itikâf modern hayatın gürültüsü içinde kaybolan manevî dengeyi yeniden kurma fırsatıdır. Bu çerçevede sünnet olan itikâfa girmek isteyen müminlere bazı önerilerde bulunulabilir. İtikâf sürecinde müminler öncelikle derin bir iç muhasebesi yapmalı; geçmiş yıllarını dürüstçe değerlendirerek hatalarını, ihmallerini ve sorumluluklarını gözden geçirmeli, iç dünyalarında köklü bir değişim ve dönüşüm başlatmalıdır. Bunun yanında Kur’ân-ı Kerîm ile yoğun ve nitelikli bir ilişki kurulmalı; sadece tilavetle yetinilmeyip anlam merkezli okuma ve tefekkürle ayetlerin hayatımıza nasıl uygulanabileceği düşünülmelidir. Müminler aynı zamanda hayatın anlamı üzerine sistematik bir tefekkür gerçekleştirmeli; insanın yaratılış gayesi, nereden gelip nereye gittiği ve hangi sorumluluklarla yükümlü olduğu gibi temel sorular üzerinde derin düşünmelidir. İtikâf süresince dua da ihmal edilmemeli; yalnızca ezberlenen dualarla yetinilmeyip içten ve bilinçli yakarışlarla Allah’a yönelinmelidir. Zikir ise sadece dilde kalan bir tekrar olmamalı, Kur’ân ve sünnet ışığında kalbi, zihni ve davranışları dönüştüren bir bilinç hâline gelmelidir” ifadelerini kullandı.

 

İTİKAF İNSANIN RUHUNUN YENİLENDİĞİ ZAMAN DİLİMİDİR

İtikaf’ın değişimlerinin hayatımızda kalıcı olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Emin Seyhan, “Müminler itikâf sürecini ahlâkî yenilenme fırsatı olarak görmeli; kibir, haset, öfke, bencillik ve kıskançlık gibi kalbî hastalıklarını tespit ederek bunlardan arınmak için somut adımlar atmalıdır. İtikâf aynı zamanda zihinsel derinleşme imkânı da sunduğundan, bu süreçte İslâm düşüncesi, ahlâk ve maneviyat üzerine ilmiyle amel eden ehil âlimlerin yazdığı nitelikli eserler okunmalı; israiliyat, mesihiyat, mecusiyat ve uydurma hadislerle dolu güvenilir olmayan kaynaklardan uzak durulmalıdır. Müminler itikâfı toplumdan kaçış olarak değil, topluma daha faydalı bir dönüşün hazırlığı olarak görmeli; insanlığa nasıl daha yararlı olabileceklerini planlamalıdır. Ayrıca dijital ve zihinsel arınma da gerçekleştirilerek günümüz insanını kuşatan sürekli bilgi akışından uzaklaşılmalı, kalbin ve zihnin sakinleşmesine imkân tanınmalıdır. Nihayetinde itikâfın sonunda mümin, ibadet hayatı, aile ilişkileri, iş düzeni, toplumsal sorumlulukları ve ilmî gelişimi için somut hedefler belirlemeli; böylece itikâfı hayatı dönüştüren kalıcı bir kulluk programının başlangıcına dönüştürmelidir. Sonuç olarak itikâf, sadece camide geçirilen bir zaman dilimi değil, insanın ruhunu yeniden inşa ettiği, hayatını yeniden gözden geçirdiği, nefis muhasebesi yaptığı ve kulluğunu derinleştirdiği manevî bir atmosferdir/laboratuvardır. Ramazan’ın son on gününü bu bilinçle değerlendiren bir mümin daha yüksek ahlâkî bir seviyeye ulaşabilir ve Rabbinin rızasını kazanma konusunda çok önemli adımlar atabilir” dedi.

Yorumlara Git

Üniversitelerde bazı bölümler kapatıldı: Fakülte ve enstitülerin kapısına kilit vuruldu

Eski İsrail askeri kadın İstanbul’da özel güvenlik alanı ilan ediyor! Klodya Medina Halfon devletten güçlü mü?

Akın Gürlek'ten şok eden açıklama! 'Çeteler Çocukları Ailelerinden Kiralıyor!'

İran'dan son dakika Irak açıklaması: Vurduk!

İran’dan bölge barışı için kritik adım: "Komşu ülkelere saldırı durduruldu"