Gündem
Yargıtay’dan emsal kararlar: Ceset bulunamasa da müebbet hapis cezası verilebilir
Kamuoyunda uzun yıllardır hakim olan “ceset yoksa cinayet yoktur” algısı, Yargıtay’ın son dönemdeki yerleşik içtihatlarıyla geçerliliğini yitirdi. Modern hukuk pratikleri ve gelişen kriminal inceleme yöntemleri sayesinde, maktulün bedenine ulaşılamayan dosyalarda dahi güçlü delil zinciriyle mahkûmiyet kararı verilebiliyor.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kesinleşmiş kararlarına göre, bir kişinin öldürüldüğüne dair somut ve birbirini destekleyen veriler bulunduğu takdirde sanıklar kasten öldürme suçundan cezalandırılıyor.
Hatta bazı emsal dosyalarda, mahkeme kararıyla maktulün nüfus kayıtlarına “ölü” ibaresi işlenerek tescil işlemi gerçekleştiriliyor.
Hukukçular ve adli birimler, bir kayıp vakasının cinayet dosyasına dönüşmesinde ve mahkûmiyetle sonuçlanmasında şu kriterlerin hayati önem taşıdığını belirtiyor:
Yaşam Belirtilerinin Ani Kesilmesi: Kayıp şahsın telefon görüşmeleri, banka hesap hareketleri ve sosyal medya etkileşimlerinin hayatın olağan akışına aykırı şekilde bıçak gibi kesilmesi.
Husumet ve Motivasyon: Şüpheli ile kayıp şahıs arasında geçmişe dayalı derin bir çatışma, tehdit veya ekonomik menfaat ilişkisinin saptanması.
Çelişkili İfadeler: Şüphelinin sorgu sırasında olay gününe ve sonrasına dair tutarsız, değişken ve hayatın gerçekleriyle bağdaşmayan beyanlarda bulunması.
Kriminal Kanıtlar: Olay yerinde veya araçlarda bulunan kan izleri, doku örnekleri, DNA bulguları ve titizlikle yapılmış temizlik faaliyetlerinin tespit edilmesi.
HTS ve Tanık Beyanları: Dijital sinyal verilerinin (HTS) şüpheliyi işaret etmesi ve olayı destekleyen tanık anlatımlarının bir araya gelerek kopmaz bir “delil zinciri” oluşturması.
Uzmanlar, bu delillerin tek başına yetersiz kalsa bile bir bütün olarak değerlendirildiğinde vicdani kanı oluşturmaya yettiğini vurguluyor.
Sonuç olarak; ceset bulunmasa dahi, teknik veriler ve yan deliller suçun işlendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlıyorsa yargı mahkûmiyet yönünde irade gösteriyor.