AKİT MENÜ

Okur Postası

Sultan II. Abdülhamid döneminde yahudi siyonist hareketler

Gazetemiz okurlarından Prof. Dr. Beyhan Asma 'Sultan II. Abdülhamid döneminde yahudi siyonist hareketler' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Haber Merkezi

Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit ile Yahudi milliyetçilerinin lideri Theodor Herzl’in yaşantıları XIX. yüzyılın çalkantılı sonlarına doğru kesişir. Dolaylı ve doğrudan yapılan temasların Siyonizm’in gelişimini derinden etkilediği gerçek... Peki, aynı görüşmeler Osmanlı Devleti’ni nasıl etkilemiş? Fransa’dan başlayarak yeşeren ulusalcı söylemler yeni ulus-devletlere yol açarken, Avrupalı Yahudi yazarlar beklenen Mesih’in artık geleceğini ve Yahudilerin kutsal topraklara dönme zamanının geldiğini ifade etmişlerdi. Bu bağlamdan bakıldığında, modern Siyonist makaleler, kitaplar 1880’lerden itibaren Avrupa medyasında yer bulmaya başlamış. Moses Hess, ‘Roma ve Kudüs’ adlı kitabında Yahudi sorununa çözüm olarak Filistin’de bir Yahudi sosyal birliği kurulmasını önermiştir. Leo Pinsker, yılında “Auto-Emancipation” adlı kitabında antisemitizmin modern bir olgu olduğunu ve Yahudilerin kendi ulusal vatanlarını nerede olursa olsun kurmak için organize olmaları gerektiğini anlatıyordu. İşte bu fikirler, İbranice eğitim ve ulusal uyanışı organize etmeye çalışan Siyon Âşıkları ’nın dikkatini çekti. Yahudi sorununa çözüm teşkil etmek için Hayfa’da tarım kolonileri kurmaya başladılar. Dreyfüs olayından derinden etkilenen Theodor Herzl, genel anlamda Yahudi sorununa, özellikle de antisemitizme çözüm için Filistin’de bir Yahudi devleti kurma amacındaydı. Tarihte oynadığı bu rol ona siyasi Siyonizm’in kurucusu sıfatının verilmesine neden olmuştur. Herzl, Yahudilerin Filistin’de kutsal kitaplarda anlatıldığı şekli ile bir devlet kurma düşünü kaleme aldığı Der Judenstaat (Yahudi Devleti) adlı kitabını 1896 yılında yayınladı. Bu amacı gerçekleştirmek için gerekli toprak alanları bulmak maksadıyla Papayla, Alman Kaiser’i Wilhelm’le, Avrupa’nın prensleri, politikacıları ve nihayet söz konusu bölgenin kontrolünü elinde tutan Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit ile görüşmüştür. Ortodoks Yahudiler ise Mesih gelmeden kurulacak bir Yahudi devletine karşıydılar. Bu hareketi laik /sosyalist ve Yahudi inancı ile geleneklerine aykırı bir sapkınlıktı. Herzl, Sultan II. Abdülhamit’e bu konudaki ilk teklifi dostu olan Polonyalı aristokrat Phillip de Nevlinsky vasıtasıyla yaptı ama bir sonuç çıkmaması üzerine 1896’da İstanbul’a bizzat geldi. Başkente bu tarihten sonra dört defa daha gelerek Yıldız Sarayı ile bağlantısını kesmedi. II. Abdülhamit’in adı etrafında oluşan “Devlet-i Âliye’nin satılık tek bir karış toprağı yoktur” söylemi ilk görüşmeden sonra ortaya çıkmış ve Herzl’in Padişah’ın huzurundan kovulmuştur. Herzl, Sultan Abdülhamit’e birkaç yıl sonra gönderdiği bir mektupta bu görüşmenin ayrıntılarını hatırlatarak Herzl, “Majesteleri, memleketinde yaşayan Yahudilere gösterdiği alicenaplığı mazlum ve mağdur durumda bulunan diğer Yahudilere de göstermekte, onları bir peder gibi himaye altına almakta ama toplu olarak bir yerde yaşamaları yerine, değişik bölgelerde bulunmalarına izin vermektedirler” diye yazmıştır. Herzl’in yapmış olduğu görüşmeler ve yazışmalar altı sene sürdü. Herzl’in ölümüyle sona erdi. Garip bir şekilde bu görüşmeler bazı kişiler tarafından tarihin kendi akışı dışında başka bir ideolojiye hizmet etmek için değiştirilmiştir. Dünyayı Yahudilerin yönettiği ve Osmanlı’yı dünya Yahudilerinin, Masonları yıktığı iddiaları aslında Sultan II. Abdülhamit ile Theodor Herzl arasında geçtiği söylenen bu konuşma üzerine temellendirilerek bu siyasi oluşumda, Herzl’in kovulmasının intikamını almaya çalışan Yahudilerin parmağı olduğu iddialarına yol açar. Sonuç itibari ile denilebilir ki, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit, hiçbir kozu vakti gelmeden elinin tersiyle itmeyen, hemen anında peşin olarak reddetmeyen, Sultan’ın adil yönetim üzerine kurgulanan ve İslam ahlakının uygulaması niteliğindeki politikalarının yeterince üzerinde durulmadığından hareketle Sultan II. Abdülhamid’in Yahudi Siyonistlerin Filistin’e yönelik göç hareketlerini ve toprak edinim teşebbüslerini başarıyla engellenmesine Sultan’ın Siyonist tehdide rağmen uygulamaya devam ettiği İslam adaleti eksenli adil yönetimi gerçekçi ve öngörülü bir vizyona sahip bir devlet adamıdır.

Yorumlara Git

Trump'tan beyin yakan açıklamalar! "Mini bir savaş halindeyiz"

Körfez'de acil diplomasi trafiği! Son saldırılar masada

Zelenski'den Moskova'ya ateşkes resti! Ukrayna "Barış mı yoksa geçit töreni mi?" diyerek meydan okudu!

Almanya’dan İran’a sert tepki! “Bölgeyi ve dünyayı rehin almaktan vazgeçmeli”

AK Partili Güneş’ten CHP’li Karaoba’ya sert tepki! “Çürük elmalar diyerek sorumluluktan kaçamazsınız”